Kaydet
a- | +A

Bazı medyada ısrarla Türk-Yunan dostluğu bir dantel gibi örülmektedir. Yunanistan''ın Türk Düşmanlığı gibi dostluğu da samimi ve gerçek değildir. Geçmişte süper güçler emperyalizmin gereği olarak Türk-Yunan düşmanlığı senaryosunu yazıp sahnelediler. ABD ve AB emperyalizminin devamı için şimdi aynı güçler Türk-Yunan senaryosu yazdılar ve bu senaryonun film çekimi başladı. Senaryonun değişik olması fark etmez. Her zaman zararlı çıkan Türkiye olmuştur. Dünya tarihinde savaşta defalarca yenildiği halde masa başında kazanan ve toprağını genişleten tek ülke Yunanistan olmuştur, bununla beraber Türk devletine her zaman problem çıkaran komşudur.

Yunanistan''ı tanımak için Yunanlı tarihçi Panogotis Kayas''ın "Megali idea" kitabındaki şu bölümü sizlere arz ediyorum:

"Yunanistan''ın, siyasi ve sosyal liderleri, her dönemde, ülkenin varolabilmesi için, bir (milli ideoloji)ye sahip olunması gerektiğine inanıyorlardı. Böylece, Yunan milleti her an yeni mücadelelerle hazırlıklı tutulacak, halledilmeyen ekonomik problemlere karşı, hiç kimse (Vatan haini) damgasını yememek için, muhalefet yapmayacaktı. Kısacası, (Megali İdea), Yunan iç ve dış politikasının canıdır. (Milli hedefe) ulaşmanın dışında kalan her şey; yönetim, eğitim, imar bekleyebilirdi. Böylece, Türk sınırları içinde bulunan toprakların, (Milli hedef) olarak gösterilmesi, (Milli ideoloji)nin doğmasına yol açmıştı. Bu (Milli ideoloji)nin adı, (Megali idea) idi. Böylece ülkenin siyasi, askeri, dini ve sosyal liderleri, her şeyi bir yana iterek, bu hedefe yönelmeleri, devlet müesseseleri içinde (Megalo İdea)ya yönelik faaliyetlerin başlamasının yolunu açtı. Bu genel yönlenmeye paralel olarak, Yunanistan''ın talep ettiği Türk topraklarında yaşayan Rumların örgütlenmesine geçildi. Bu toprakların, Yunanistan''a bağlanmasına (ENOSİS) ortamı hazırlayacak ( Milliyetçi Örgütler), (Birlik), (Cemiyet) ve (Kulüpler) kuruldu. Böylece (Türkün varlığı) bir buçuk yüz yıl, Yunanistan''ın siyasi yaşamında, Kral, kilise, ordu ve politikacılar tarafından istismar edildi." 1830''dan bu yana Batı''nın teşviki ile iki toplum arasında kin ve nefret duvarı örüldü. Türkiye Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti devrinde Yunanistan''a karşı daima iyi niyetli davranmıştır. Yunanlı politikacıların birdenbire Türk-Yunan münasebetlerini düzelteceğiz, diyerek herşeyden vazgeçmelerini kimse bekleyemez. Kaldı ki şu andaki Dışişleri Bakanı Papandreu''nun babası Türkiye ile Yunanistan arasındaki 101 ihtilafın olduğunu itiraf etmişti. Şu andaki bu ihtilaf 120''ye tırmanmıştır. Yunanlılar, dostluk postuna bürünerek hedeflerine ulaşmak peşindedirler. Yunanistan''ın yeni stratejisi 2 safhadır. 1-Komşularıyla anlaşmazlıklarını kuvvet tehdidine başvurmadan çözme zorunluğu kılıfı ile kendini haklı, masum ve tehdit altında gösterip ABD ve AB''nin desteğini alıp ihtilafı ikili çözüm aldatmasıyla çözümsüzlüğe getirmek. 2-Anlaşmazlıkları ikili görüşlerle çözemediği takdirde, uluslararası hakeme (Adalet Divanı)na götürme zorunluğu. Bugüne kadar milletlerarası kuruluşlarda Türkiye daima zararlı çıkmıştır.

INAF Newsletter''in Eylül 1999 broşüründe bir Yunanlı gazeteci, Yorgo Papandreu''nun Taksim toplantısını takip ettikten sonra şöyle konuşmuştur: "Avrupalı politikacılar, Türkiye''yi aralarına almamaya kararlıdır. Türkiye''ye karşı içlerinde silinmeyen gizli bir düşmanlık yatıyor. Bunun nedeni kendilerine sordum araştırdım. AB üyesi büyük bir ülkenin elçi düzeyindeki diplomatı: "Osmanlı İmparatorluğu döneminde bize yaptıklarını biz unutsak bile tarihimiz unutmaz..." cevabını vermişti. Kısacası Türkiye''nin Müslüman bir ülke ve Osmanlı İmparatorluğunun vârisi olmasını hiç hazmedemiyorlar. Bu yüzden Türkiye''yi aralarına almamaya kararlı olduklarını hissettim. Ama gene de çok zengin bir pazar olduğu için kolay vazgeçebileceklerini hiç sanmıyorum. Daha açık konuşmam gerekirse, arada bir Türkiye''nin ağzına bir parmak bal çalacaklar, vaadlerde bulunacaklar. Bu böyle belki 50-100 yıl sürüp gidecek. Zaten Yunanlı ve Avrupalı politikacılar "Türkiye 50 sene sonra AB''ye zor girer" şeklinde konuştuklarını sık sık duyuyorum.

Bence Türkiye''nin en büyük hatası, Gümrük Birliğine girmesidir. Bu, belirli ticari kuruluşların dışında Türkiye''ye birşey kazandırdığını sanmıyorum. Bana sorarsanız Türkiye Gümrük Birliğinden çıkıp AB ile olan ilişkilerini "Bizi aranıza almaya karar verdiğiniz zaman gelin biz buradayız" diyerek rafa kaldırırsa, o zaman herşey değişebilir." AB''ye girmeniz için sizi destekliyor gözüken 5 ülke bile yüzünüze karşı sahtekarlık ediyorlar. Çünkü onlar, Türkiye''den olan menfaatlerini kaybetmek istemiyorlar. Bizi (Yunanistan''ı) ve diğer bazı AB üyesini Türkiye aleyhine oy vermeleri için kullanıyorlar. AB''de Türkiye''ye karşı oynanan oyunun senaryosu işte budur.."