ATA (Atlantic Treaty Association) Başkanı Theodossis Georgiou, 1947 Patras doğumlu bir Yunanlı. Kostas Stefanopoulos cumhurbaşkanı oluncaya kadar başkanlığını yaptığı Demokratik Yenilik Partisi''nde çalışmış. Partinin, dış ilişkiler bölümüne başkanlık yaptı. Büyükelçi Haluk Bayülken''den sonra, Bulgaristan''da yapılan ATA toplantısında, Bayülken''in de desteğiyle onun yerine seçildi. Theodossis Georgiou ile Türk-Yunan ilişkileri hakkında bir sohbet yaptık.
* Kışlalı -ATA Başkanı olarak Türk tarafıyla ilişkileri nasıl görüyorsunuz?
Georgiou -Büyük bir işbirliği anlayışı içindeyiz. Anlayış ve işbirliğini Avrupa-Atlantik ülkeleri arasında geliştirmek için, milli organizasyonlar gösterişsiz ama etkili rol oynuyorlar. Bu özel ilişkilere elle tutulur bir örnek vermek gerekirse Türk ve Yunan Atlantik Konseylerininkini gösterebiliriz. Bunu iftiharla söylüyorum. ATA''nın başkanı olarak değil, aynı zamanda Yunan Atlantik Derneği''nin başkanı olarak da söylüyorum.
* Kışlalı -Dernekler bu konuda; iki ülke ilişkilerinin yakınlaşması konusunda etkili oldular mı? Georgiou -Bundan eminim. İki ülke ilişkilerinin mutlu bir şekilde gelişmesinde etkili olduğumuza eminim. Gerçekten Türkiye ve Yunanistan son zamanlarda epeydir dikkatli diplomatik yaklaşım içindeler. Kosova''daki savaş vatandaki Yunan halkına iyi komşuluk ilişkilerinin gerekliliğinin önemini hissettirdi. Korku ve kuşku yerini bölgesel işbirliğine, karşılıklı anlayış ve ortak çıkarlara dayalı politikaya bıraktı.
Dayanışma ve sempati * Kışlalı -Yakınlaşmayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Nasıl bir gelişmeyle ortaya çıktı sizce? Georgiouç -İki ülke arasında, daha ziyade düşük politikalı, ikili konulardaki görüşmeler 1999 yılının başlarında, Yunan insancıl destekleri iki tarafa da yönelirken ortaya çıktı. Kosova çatışması sırasında, tabiat garip bir şekilde Türk-Yunan ilişkilerinin gelişmesine yardım etti. Türkiye ile Yunanistan''ı tahrip edici deprem iki ülkenin insanlarına karşılıklı dayanışma ve sempatilerini ifade etmelerinin önünü açtı. Buna "depremsel diplomasi" diyebiliriz. Güçlü sarsma ve bir zamanlar var oldukları varsayılmış gerçeklerin yıkılması, Türk-Yunan ilişkileri için harekat temeli oluşturdu.
* Kışlalı -İki ülke halklarının yaklaşımları hakkındaki yorumunuz nedir? Georgiou -Türk ve Yunan vatandaşları, yaklaşımlarıyla uzlaşma ve barışma sürecinin yoğunlaştırılmasını istediler. Karşılıklı çıkarların, yorucu husumetlerin önüne geçirilmesi arzusunu izhar ettiler. İstek ve irade yüklü kararlılık bir temel oluşturdu. Bu temel üzerine de yeni politikalar ve uygulamalar ortaya çıktı.
* Kışlalı- Depremlerin etkisini kabul etmek gerek? Georgiou -İki ülkeyi de sarsan korkunç depremlerin sözünü ettiğimiz süreci hızlandırdığı muhakkak. İki ülke vatandaşlarımız arasında dramatik ve spontane dayanışma ve kardeşlik duyguları kesişti. Diplomatik stratejilere yol açtı. Hükümetlerimiz üzerine, ileri gidilmesi için büyük ve güçlü baskılar oluşturdu.
* Kışlalı -İlişkilerin gelişmesinde devlet adamlarının da rolleri var tabii? Georgiou- Sözünü ettiğim popüler tepkiler üzerine ve büyük siyasi cesaretle Yunan Dışişleri Bakanı George Papandreu elini Türk Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile Birleşmiş Milletler Meclisi''nde Felakete Karşı Hazır Birim oluşturulması için, birleştirdi. Bu yaklaşımın amacı deprem alanında Birleşmiş Milletler''in kapasitesini hükümetlerden ve sivil toplum kuruluşlarından sağlanacak birimlerle güçlendirmekti.
* Kışlalı -Yakınlaşmanın etkileri başka alanlarda da görüldü? Georgiou -Depremlerden sonra, aradan dört ay bile geçmeden, bir seri konuşma ve tartışmalardan sonra Avrupa Birliği Türkiye''ye adaylık statüsü tanıdı. Bu tedbirli karar Türkiye''nin olduğu gibi Yunanistan''ın da milli çıkarlarına uygundur. Uluslararası ilişkilerde Türkiye''nin Avrupa geleceği bakımından da çok önemli bir yönelmeyi göstermektedir.
* Kışlalı -Sizce bu adım gelecekte nasıl gelişmeler sağlayabilir bölgede? Georgiou -Türkiye''nin Avrupa''ya yaklaştırılması Güneydoğu Avrupa''ya daha fazla güvenlik ve istikrar getirecektir. Güvenlik ikliminin, ekonomik gelişmenin, demokratikleşmenin ve bölgedeki bütün ülkelerin daha iyi işbirliği yapmaları havasının oluşturulmasına yardımcı olacaktır.
* Kışlalı -Türkiye''ye Avrupa Birliği adaylığı tanınması ardından ne gibi gelişmeler olabilir? Georgiou -Bu sözünü ettiğim hedeflere yaklaşılmasına yardım eder muhakkak. Ama öndeki yolun uzun ve güç olduğu da muhakkaktır. Helsinki Yunan gayretlerinin sonu değildir. O sadece yeni ve aynı zamanda cesur Yunan inisiyatiflerinin sadece başlangıç noktasını temsil etmektedir.
* Kışlalı -Türkiye''den bu aşamada neler bekliyorsunuz? Georgiou -Türkiye''nin de aynı cesareti göstereceğinden eminiz. Biz Avrupa yolunda Türkiye''ye yardımcı olmak için onunla birlikte yakın çalışmaya devam etme hususunda kararlıyız. Yunanistan ve Avrupa, Türkiye''yi Avrupa''ya birleştirecek yolun yarısını inşa etmiştir. Şimdi biz bu yolun diğer yarısını da Türkiye''nin inşa edeceğini ümit ediyoruz. Böylece bu yol üzerinde birlikte yürüyeceğiz.
Yeni ufuklar * Kışlalı -Herşey tamam mı? Georgiou -Yeni ufuklara doğru yeni bir yolun açılmış olduğu muhakkak.
* Kışlalı -Geçmiş gerginlikler herhalde unutulacak? Georgiou -Halklarımızın demokratik prensiplere, güvenliğe ve refaha olan yönelimleri tarihi didişmenin üstesinden muhakkak gelecektir. Bu demokratik hava içerisinde; güvenliğimizin bölgedeki istikrara bağlı olduğuna ve komşumuzun gücünün bizim gücümüz olarak kabul edilebileceğine inanıyoruz.
* Kışlalı -Yakın gelecekte bölgede nasıl bir ortamın doğabileceğini düşünüyorsunuz? Georgiou- Türkiye ile Yunanistan birleşmiş Avrupa içerisinde gayretlerini birleştirebildikleri zaman; sadece Türkiye ile Yunanistan arasında değil, yepyeni bir vizyonun barış, istikrar ve işbirliğine dayalı bir vizyonun bütün bölgede hakim olacağını umuyoruz.
* Kışlalı -İki ülke arasında Atatürk-Venizelos günlerine dönülecek mi? Georgiou -Neden olmasın? Bu sene Ekim ayında Budapeşte''de yapılacak olan ATA toplantısında iki ülkenin Dışişleri Bakanları; İsmail Cem ile George Papandreu''ya ülkelerimiz arasındaki güven havasının doğmasına katkılarından dolayı özel bir nişan verilmesini öneriyorum. Bu fevkalade momentumun kaybedilmesi, Yunanistan ve Türkiye için bir opsiyon olamaz. Biz, Yunan ve Türk halkları olarak mutlaka kazanılması gereken olumlu bir dış politika uygulanmasını istiyoruz. Bu fırsatı eğer yakalayamazsak iki ülke için de mutlaka kayıp dış politikası uygulanmış olacaktır.
Georgiou, "Halklarımızın demokratik prensiplere, güvenliğe ve refaha olan yönelimleri tarihi didişmenin üstesinden muhakkak gelecektir. Türkiye ile Yunanistan birleşmiş Avrupa içerisinde gayretlerini birleştirebildikleri zaman; sadece Türkiye ile Yunanistan arasında değil, yepyeni bir vizyonun barış, istikrar ve işbirliğine dayalı bir vizyonun bütün bölgede hakim olacağını umuyoruz" diye konuştu.

