MHP Ankara Milletvekili Şevket Bülent Yahnici 1950''de kökten eski Ankaralı olan bir aileden Samanpazarı''nda doğdu. İlk ve orta okulu Atatürk Anafartalar okulunda okudu. Liseyi Gazi Lisesi''nde tamamladı. Ankara Hukuk Fakültesi''ne 1969''da girdi ama araya başka uğraşlar girdiğinden tamamlaması epeyce zaman aldı. 1975-78 arasında Türkeş Başbakan Yardımcısı iken onun özel kalem müdürlüğünü, danışmanlığını, yaptı. Ülkücü harekete daha Gazi Lisesi yıllarında katıldı. Öğrenci derneklerinde yer aldı. Atsız''ın İstanbul''da çıkardığı Ötüken dergisinin Ankara''da dağıtımını organize etti. Ülkücü hocalarının önderliğinde yetişti. Türkocağı Gençlik kollarında yöneticilik yaptı. 1968-69''da Ülkü Ocakları''nda 12 Mart''a kadar basın sözcülüğü yaptı. CKMP Gençlik Kollarına katıldı ve Türkeş''in basın müşaviri oldu. Haftalık Devlet gazetesini çıkardı. Aylık sanat-fikir dergisi olan Töre''nin çıkarılmasına katıldı. İstanbul''da çıkan Milli Hareket dergisinin Ankara temsilciliğini yaptı. Bozkurt isimli gençlik dergisi yayını içindeydi. 1973''te Türkeş''in isteği üzerine Altındağ MHP İlçe Başkanlığı yaptı. Hukuk öğrenimini 1978''den sonra tamamladı. Avukatlık yaptı. Partinin basın davalarında görev aldı. 1979''da evinin önünde öldürülen kardeşi de çeşitli ülkücü derneklerde yöneticilik yapıyordu. 12 Eylül 1980''de askerliğini yapıyordu. Ankara''ya getirilip sorgulandıktan sonra Adapazarı''na görevine döndü. Sonra avukatlığa döndü. 1987''ye kadar devam etti. 1987''de Türkeş''in yasakları kalkmadan onun talimatıyla Milliyetçi Çalışma Partisi''ne girdi. Başkan yardımcısı olarak basın ve propagandadan sorumlu oldu. Devlet Bahçeli de görevdeydi. Türkeş siyasi haklarını alıp MÇP Genel Başkanı olunca görevine devam etti. 1991 kongresinden sonra Türkeş''e danışman olarak görevini sürdürdü. 1993''ten sonra parti ismi MHP oldu. Yönetime ne Devlet Bahçeli ne de kendisi giremediler. Ama yönetime girenler Türkeş''in vefatından sonra Devlet Bahçeli ekibince tasfiye edildiler. Son Türkeş kadrosuna muhalefeti Milliyetçi Çizgi gazetesini çıkararak yapmayı sürdürdüler. İlkeli dürüst siyaset kavramı ortaya atıldı. Milliyetçilik davası üzerinden rant elde etme tartışması yapılıyordu. Bahçeli ekibi bu eğilimlerin tasfiyesini istiyordu. 23 Kasım 1997 kongresinden sonra bu düşüncelerini uygulamaya koydular. 4 Nisan 1997''de Türkeş''in ölümünden sonra 6 Temmuz olağanüstü kongresinde Bahçeli''nin Genel Başkanlığı yanında eski arkadaşlarından şimdi milletvekili olan Şefkat Adnan Uçaş, Turan Çirkin ile birlikte yer aldı. Partiye egemen oldular. Kendisi Merkez Yürütme Kurulu''na girdi. Partinin basın sözcülüğünü Bahçeli''nin arzusu üzerine üstlendi. Birbuçuk sene bu görevi yaptı. 18 Nisan''da milletvekili seçildi. İstanbul''daki Bilgi Üniversitesi''nin kuruluşuna katıldı. Mütevelli Heyeti Üyesi oldu. Seymenlerin derneği olan Ankara Kulübü''ndeki 3 dönemdir süren yönetim kurulu üyeliğine de devam etti. Yahnici ile MHP''nin kamuoyunda pek iyi bilinmeyen, ya da anlaşılmayan bazı hususları hakkında sohbet yaptık.
Kışlalı: 23 Kasım 1997 kongresinde neyi savunup kazandınız? Yahnici: 30-32 yıldır süren büyük koşuda Türk milliyetçiliği hareketi bir vizyon ve misyonu temsil ediyordu. Bunu fikir ve kadro platformunda yönetime taşıma hedefti. Bu amaca uygun yönetim listesiyle hareket ettik. Kazandık. Kışlalı: Sizin ülkücülerle ilgili bazı iddialar vardır. ''Komando kampları'' kurup gençlerin militan olarak yetiştirildiği, böylece sağ ve sol gençler arasında kanlı çekişmelere yol açıldığı iddia edilir. Kamp konusunun sizce aslı nedir? Yahnici: Bu hep söylenegelmiş bir konudur. Doğru bu ad altında bazı yerlerde eğitim yapılmıştır. Ankara''da, İstanbul''da mütevazı şartlarda judo, karate dersleri verilmiştir. Spor eğitimi yapılmıştır. Kışlalı: Silahlı eğitim yapıldı mı? Kamplarda kaç kişi vardı? Yahnici: Ellerine silah verip eğitim yaptırmak söz konusu değil. O zamanki olayların sebebi bunlara bağlandı. Bu kampların her birinde 50-60 kişi vardı. En fazla.
İZCİ KAMPI GİBİ Kışlalı: Bu kamp fikri nasıl çıktı? Yahnici: Rahmetli kayınpederim eski Milli Birlik üyesi Dündar Taşer''e maledilmiş. Karşı propaganda bunlar. Kamplara insanların alındığı ve belli bir eğitim verildiği doğru ama bunlar çok mübalağa edilerek istismar edilmiş ve bize karşı kullanılmıştır. İşin içinde kültür, edebiyat sohbetleri de vardır. İzci kampının biraz ilerisinde şeyler de yapılmıştır. Yakın dövüş tekniği de verilmiştir. Bütün spor salonlarında verilen şeylerdir bunlar. O kamplardan gelenlerin bütün üniversiteleri, bütün şehri işgal, etki altına alabilecek organize güçler olduğu iddiaları doğru değildir. Kışlalı: Ankara''daki kamp neredeydi? Yahnici: Yenimahalle''yi geçince, 40 kilometre ötede, terk edilmiş köy evlerinin bulunduğu bir yerdi. 40-50 kişi orada yatıp kalktı. Hiçbir zaman bunlar şehir eşkıyası değillerdir. Orada seminerler de verilmiştir. Bu vesileyle söyleyeyim ülkücülerin hedefi hiçbir zaman için devleti yıkmaya, müesseselerini tahribe dönük olmadı. Şartlar insanları karşı karşıya getirdi. Kampa giden de gitmeyen de zaman zaman kavgaya karıştı. Kışlalı: 12 Eylül''den sonra bu kadroların bazı yasal olmayan faaliyetlere yöneldikleri, çek tahsilatı gibi şeylere girdikleri söylendi. Bu söylentiler halen de devam ediyor? Yahnici: Türkiye 12 Eylül döneminde çok acı şeyler yaşadı. Onlardan dışarı çıkanların ister ülkücü olsun ister Marksist densinler normal psikoloji içinde olmadıkları muhakkaktı. İçlerinde isyana dönebilecek kişilikler de vardı. Solda ve sağda ağır tahribata yol açtı 12 Eylül. O dönemden çıkan bir sürü insan söylediğiniz yollara tevessül etti. Hadiselere karıştı. Kışlalı: Milliyetçi-ülkücü bir genç bu tür faaliyetlere nasıl yönelebildi? Yahnici: Bir insan ülkücü, milliyetçi hareket içinde yer almış olabilir. Hareket ahlaki davranış ister. Hayatta yapacak başka işi kalmamış. 12 Eylül çile ve ıstırabını yaşamış topluma karşı hisleri oluşmuş insanlar çıktı. Bir de toplumda hakkını alamayanların sıkıntısı var. İşte dehşet ticareti bu ortamda çıkıyor. Ama temel vasıflarını yitirdikleri zaman artık ne milliyetçilikle ve ne de ülkücülükle ilişkileri kalmıyor. Bazen arka planlarına Türkeş''in resmini assalar da kalmıyor. Kışlalı: Bunların parti ile ilişkileri ne ölçüde? Yahnici: Partiyle bunların hiçbir zaman ilişkileri olmadı. Ne bizden önce ne de bizden sonra. Türkeş hep söylerdi ''Ne mafyadan ülkücü, ne de ülkücüden mafya olur" derdi. İnanarak, samimiyetle söylerdi. Biz de bunu kuvveden fiile çıkaracak uygulama yaptık. Böyle bir şey varsa ya biz üzerine gittik ya da devletin polisinin gitmesini sağladık. O şartları oluşturmaya çalıştık. Kışlalı: Nasıl yaptınız bunu? Yahnici: Bahçeli zamanın başbakanı Yılmaz''a gitti. Bunların üzerine nasıl gidiyorsanız gidin, bizden istediğiniz birşey varsa biz de arkanızda oluruz, dedi. Sosyal olayların sebep olduğu bir olgu işin bir yönü. Ama buna karışanların artık milliyetçilik ve ülkücülükle bir ilişkileri kalmadığını da unutmamak lazım. Bunlara sadece ''eski ülkücü-eski milliyetçi'' diyebilirsiniz. Bizim bunları önleme şansımız yoktu. Türkiye''de çok büyük bir rant kaynağı var. Uyuşturucu trafiğiyle ilgili. En önemli konulardan biri onun üzerine gitmek. Diğer sözünü ettiğiniz hususlar bunun yanında devede kulak kalır. Kışlalı: Şimdi siz iktidarda olduğunuza göre herhalde bunların üzerine gideceksiniz? Yahnici: Elbette nerede hırsızlık, yolsuzluk ve rüşvet varsa üzerine gidilmesi gerektiği inancındayız. Haksız kazançlar önlenmeli, kayıt dışı olup kayıt içindekini aşan ekonomi kontrol altına alınmalı, diyoruz. Kışlalı: Bu düzen çözümlenmezse mafya olayları da sürer diyorsunuz? Yahnici: Evet. Bunu halletmezseniz adına ne derseniz deyin, tipik örnek diye ortaya koyacağınız 50 tane eski ülkücü varsa yarın 550 tane daha çıkar ortaya. Adı ne olursa olsun. Ama inançla ve rahatlıkla söyleyebilirim bu olaylarla milliyetçi ve ülkücü hareketin müessese birlikteliği, fikir birlikteliği, hukuk birlikteliği ve iş birlikteliği asla düşünülemez. Bu mümkün değildir. Bu tür olayların üzerine kimin gitmesi gerekecekse gitmelidir. Devlet güçlüdür. Güçlü de olmak zorundadır. Kışlalı: Neden şimdiye kadar bu yapılmamış? Yahnici: Çeşitli söylentiler var. Eğer bu büyük rantın içinde olanlar belli güçlere sahipse, mücadele edecekleri de etkileyebiliyorlarsa o zaman yapılamıyor. Emniyet, yargı, gümrük gerekeni yapamıyorsa... Kışlalı: O kamplara gidenlerden acaba daha sonra mafya türü faaliyetler içinde olanları tesbit ettiniz mi? Yahnici: Hayır. Zannetmem. Yoktur onlardan. O kampların üzerinden 30 sene geçti. O zaman 18-19 yaşında olsalar şimdi 50''lerini bulmuşlardır. Şimdi o tür iş yaptığı söylenenler arasında 27-28 yaşında olanlar var. Ne zamanın ülkücüsü bunlar? Kışlalı: MHP''nin seçim başarısında bu konularla ilgili takındığı tavır da rol oynadı herhalde? Yahnici: Çok net bir şekilde bu işlere karşı kesin tavrımız var. Gerek Bahçeli gerek diğer parti yöneticilerinin tümünün tavrı var. Tutumumuzda ilkelilik ve dürüstlük çok açık. Halk bunlara oy verdi. Bunları istiyor. Dürüst, namuslu, ilkeli politikacı istiyor. Çirkin politikacılardan kaçan halk bu defa DSP ile MHP''ye yöneldi büyük çapta. Bu çok net. Kışlalı: Bu prensiplerinizde herhalde ısrarlı ve devamlı olacaksınız? Yahnici: Evet. Buna hem talibiz hem de niyetliyiz. Bunda ısrar edersek bizi bazı güçlerin yiyeceği söyleniyor. Bu belli olmaz. Mücadelemiz olacak. Türkiye maalesef dürüst olanlarla olmayanların kavgası noktasına gelmiştir.

