Kaydet
a- | +A

Resulullah efendimizin işitmesi de bizimki gibi değildi. Bununla ilgili olarak Ebu Zer hazretlerinin bildirdiği hadis-i şerifte, Fahr-i âlem efendimiz şöyle buyurmuştur: "Hiç şüphesiz ki ben, sizin görmediğinizi görürüm ve işitmediğinizi işitirim." Hakim bin Hizam hazretleri anlatır: "Bir gün Resulullah efendimiz eshab-ı kiramı arasında oturuyordu. Onlara: - Benim işittiğimi siz de işitiyor musunuz? diye sordu. - Hiçbir şey işitmiyoruz ya Resulallah! dediler. O zaman Resulullah Efendimiz: - Muhakkak ben, göğün ve yıldızların sesini işitirim. Onun ses verdiği inkâr edilemez. Çünkü onda bir karış yer yoktur ki, üzerinde secde veya kıyam edici bir melek bulunmasın, diye buyurdu. Efendimizin sesi, işitmesi gibi yüz görünüşü ve konuşması da çok farklı idi. Fahr-i âlem efendimizin alnı parlak ve açıktı. Mübarek kaşları çatık ve ince idi. Kaşlarının arası açıktı. İki kaşının arasında olan damarı öfke zamanında kabarırdı. Mübarek dişleri beyazdı ve çok sık değildi, araları açıktı. İnci gibi berrak, sağlam ve güzeldi. İbn-i Abbas hazretleri buyurdu ki, Fahr-i âlem efendimizin ön dişleri seyrekti. Söz söylediği zaman sanki dişlerinin arasından nur çıkardı. Mübarek dudaklarının mübarek ağzını yumduğu zamanda görünen şekli, güzelliği Allah''ın kullarından hiçbir kimseye verilmiş değildi. Görenler, öylesine güzellik ve letafet üzere idi, demişler gördüklerini tam ifade edememişlerdir. Hz. Ebu Kursafe şöyle anlatır: "Ben, annem ve teyzem, Resulullah efendimize gidip biat ettik. Dönüp eve geldiğimiz zaman bana: - Oğlum, hiç bunun gibi yüzü güzel, elbisesi temiz, sözü yumuşak ve tatlı bir kimse biz görmedik. Ağzından nur çıktığını görüyorduk, dediler. Mübarek ağız suyunun vasfı hakkında çok mucize ve kerametler beyan olunmuştur. Bunlardan biri ittifakla nakledilen bir hadiste gelmiştir ki, Hayber gazasında Hazret-i Ali''nin gözleri çok ağrıyordu. O kadar ki, gözlerini açmaya muktedir olamıyordu. Fahr-i âlem efendimiz o gün eline sancağı alıp gözlerine mübarek ağız suyundan sürdü. Sanki hiç gözleri ağrımamış gibi oldu. Hz. Utbe''de de kurdeşen dedikleri hastalık arız olmuştu. Fahr-i alem onun sırtına ve karnına bir miktar ağız suyundan sürdü ve mübarek eliyle sığadı. Sıhhat bulduktan sonra bedeni öyle hoş kokulu oldu ki, ondan güzel koku olmazdı.

Yarın: Sözleri gönülleri cezbederdi