Cömertliği, dillere destan olan Hatim, Tayyi kabilesindendi ve Adiyy''in babası idi. Adiyy bin Hatim, kavmi içinde ulu, şerefli, hatip, hazır cevap, faziletli ve cömert bir zat idi.
Peygamberimiz, hicretin dokuzuncu yılında Rebi-ül-ahir ayında Hz. Ali''yi, Tayyi kabilesinin putu Füls''ü yıkmaya göndermişti. Adiyy bin Hatim''in Medine''de casusu vardı. Casus, Hz. Ali''nin Tayyi''lere doğru gittiğini Adiyy''e bildirince Adiyy bin Hatim, Şam''a kaçtı
Adiyy bin Hatim''in kız kardeşi Seffane, Tayyi'' kabilesi esirleri arasında Medine''ye getirildi. Peygamberimiz, Saffane''yi, serbest bıraktı, elbise, binek hayvanı ve yol azığı verip kavminden, emniyetli bazı kişilerin yanına katarak Şam''a yolladı. Adiyy bin Hatim anlatır: Saffane, akıllı bir kadındı. Ona: "Şu zatın işi hakkında görüşün nedir?" diye sordum. Bana "Vallahi, acele olarak O''na katılmanı uygun görürüm. Eğer, kendisi, gerçekten Peygamberse, O''na tabi olmakta başkalarını geçmen, senin için bir fazilet ve üstünlük olur. Karar, senindir." dedi. "Vallahi, yerinde görüş, budur! Ben, bu zata gideceğim Vallahi, O, bir yalancı ise, bana zarar vermez. Eğer, doğru ise, anlarım. Söylediklerini dinlerim. Kendisine tabi olurum!" dedim.
Yola çıktım. Medine''ye geldim. Resul Aleyhisselamın yanına vardım. Kendisi, o sırada, Mescitte oturuyordu. Halk, beni görünce "Adiyy bin Hatim! Adiyy bin Hatim! Adiyy bin Hatim!" dediler
Emansız ve yazısız gitmiştim. Resulullahın yanına varıp selam verdim. "Sen, kimsin?" diye sordu."Adiyy bin Hatim''im!" dedim. Elimi, kendisine uzattım, tuttu. Ben, bundan önce, O''nun, elini, benim elime vermesini umar dururdum.
Peygamber aleyhisselamın yanında akraba kadın ve çocuklarının bulunduğunu gördüğüm zaman, anladım ki: O''nda, ne Kisranın, ne de, Kayserin saltanatı vardır!
Resulullah, ayağa kalktı. Beni, evine götürdü.Vallahi, benim maksadım ve arzum da, oraya götürülmemdi! Resulullah, giderken, zayıf, yaşlı bir kadına rastladı. Kadının yanında da, küçük bir çocuk bulunuyordu. Kadın, Resulullahın durmasını istedi. O da, durdu. "Bizim, senden bir dileğimiz var!" dediler.
Resulullah, onların işini uzun uzun konuştu. Kendileriyle birlikte gidip işlerini gördükten sonra geldi. İçimden kendi kendime: "Vallahi, bu zat, Hükümdar değildir!" dedim. Ve Müslüman oldum.
Yarın: "Seni, nasıl tanımam!"

