Yapılan andlaşma metnindeki "Resulullah" kelimesinin silinmesine, Eshab-ı kiramdan hiç birinin gönlü razı olmadı. Bir anda herşeyi unutup; "Ya Ali! Muhammed Resulullah yaz, aksi halde, bu müşriklerle aramıza ancak kılıç halleder!.. " dediler. Peygamber efendimiz, Eshabının bu gayretlerine memnun oldular, fakat mübarek elleriyle susmalarını işaret buyurdular. Hazret-i Ali''ye, silinmesini emir buyurunca, o; "Canım sana feda olsun ya Resulallah! Senin bu mübarek sıfatını silmeye elim varmıyor!.." diyerek özür diledi.
Sevgili Peygamberimiz orayı göstermesini istedi. Gösterince elinden alıp, kendi mübarek parmağı ile silerek Abdullah''ın oğlu yazdırdı. Sonra, maddeler yazılmaya başlandı. 1- Andlaşma on yıl geçerli olacak, bu zaman içinde iki taraf birbiriyle harp etmeyecek. 2- Müslümanlar bu sene Kâbe''yi ziyaret etmeyecek. Ancak bir sene sonra ziyaret edebilecekler. 3- Kabe''yi ziyarete gelen Müslümanlar, üç gün kalacaklar ve yanlarında yolcu silahından başka silah bulundurmayacaklar. 4- Müslümanlar Kâbe''yi tavaf ederken, Mekkeli müşrikler Kâbe''den dışarı çıkıp onların serbestçe tavaf yapmalarını sağlayacaklar. 5- Kureyşlilerden Müslüman olan bir kimse, velisinden izinsiz Medine''ye giderse iade edilecek, Müslümanlardan biri Kureyş tarafına geçerek, Mekke''ye giderse iade edilmeyecektir.
Hazret-i Ömer bu madde için; "Ya Resulallah! Bu şartı da kabul edecek misin?" diye sorunca; sevgili Peygamberimiz gülümseyerek; "Evet. Bizden onlara gidecek olanları Allahü teâlâ bizden uzak etsin!" buyurdular. 6- Eshabdan biri, hac veya umre yapmak niyetiyle Mekke''ye gelse, canı ve malı emniyette olacak. 7- Müşriklerden biri, Şam''a, Mısır''a veya başka yere giderken Medine''ye uğrarsa, onun da canı, malı emniyette olacak. 8- Diğer Arab kabileleri, istedikleri tarafın himayesine girebilecekler. Müslümanlar veya müşriklerle birleşmekte serbest olacaklardı. Sıra andlaşmanın imzalanmasına gelmişti. O sırada ayaklarındaki zincirleri sürürkleye sürükleye İslam ordusuna doğru bir kimsenin gelmekte olduğu görüldü. Yaklaştı, yaklaştı; "Beni kurtarın!.." diyerek bağırdı. Bu sesi işiten Kureyş hey''eti reisi, derhal yerinden fırladı. Eline aldığı dikenli ağaç dalını, onun başına yüzüne vurmaya başladı.O, bütün gayretini toplayarak kendini Resulullah efendimizin mübarek dizleri dibine attı ve; "Kurtar beni ya Resulallah!" diye yalvardı. Bu, Mekke''de Müslümanlıkla şereflendiği için, babası tarafından işkenceler edilir, putlara tapmaya zorlanırdı. Müşriklerin, Hudeybiye''ye gitmesinden faydalanarak, zincirlerini koparmış, kimseye görünmeden Mekke''den çıkıp, Müslümanların arasına kendini atmıştı Hidayete eren bu mübarek kimse, müşrik hey''etinin reisi Süheyl''in oğlu Ebu Cendel hazretleriydi. Süheyl, Peygamber efendimize, oğlu Ebu Cendel''i göstererek; "Biraz önce yazdığımız andlaşma gereğince, bana iade edeceğin ilk adam budur!" dedi.
Peygamber efendimiz ve sahabiler çok müteessir olmuşlardı. Herkes, Resulullah efendimizin ne cevap vereceğini merakla bekliyorlardı.
Yarın: Hudeybiye''nin neticesi...

