Yarın Anneler Günü... Yine herkes, anne sevgisinden, anneye saygıdan, annenin kıymetinden bahsedecek; annelere herkes imkanı nisbetinde hediyeler alacak, böylece görev ifa edilmiş olacak... Sözüm ona gönül huzuru ile gün kapatılmış, atlatılmış olacak... Batının bu samimiyetten uzak, yapmacık halleri yavaş yavaş artık ülkemize de girmeye başladı. Batı alemi, 364 gün huzurevinin köşesinde, ilgisizlikten, yalnızlıktan ve evlat hasretinden kıvranan annenin, Anneler Günü''nde 1-2 saatlik hal-hatır sorma, bir küçük hediye ile huzur bulacağını zannediyor. Aslında onlar da bunun farkında, fakat kapitalist düşünce ile yaşlıları ayak bağı olarak gördükleri için gözden uzak tutuyorlar. Sadece anna-baba mı? Hayır. 18 yaşına gelmiş çocuklarını da kız erkek demeden evden uzaklaştırıyorlar. Çocukları uyuşturucu bağımlısı mı olmuş, fahişe mi olmuş, onları hiç mi hiç ilgilendirmiyor.
Maalesef buna benzer davranışlar son senelerde bizde de benimsenmeye başlandı. Genç kızlarımız daha söz esnasında, "anne babanı istemem, yanımızda kalacaklarsa bu iş burada kalsın" diyebiliyor nişanlısına. Hani seviyordun, bu sevgi için yapamacağın birşey yoktu?
Kazara, bazı evli gençler eşinin anne babasıyla mı kalıyor; genç kadının başına gelen bu felakete(!) komşuları acıyor, "vah vah kızcağız, kayınvalidesi ile kalıyor; Allah kolaylık versin, sabır versin." sözleri ile üzüntülerini de bildirmeyi ihmal etmiyorlar. Bu acımalardan dolayı, gelin hanım da yanlış bir şey yaptığı zehabına kapılıyor ve onları evden uzaklaştırmak için elinden ne geliyorsa yapıyor. Neticede sıkıntı, üzüntü zirveye tırmanıyor. Erkek iki arada bir derede kalıyor. İnsanlar düşünemiyorlar ki, on-yirmi sene sonra aynı şeyler kendi başına da gelecek. Ne ekilirse o biçilecek!..
Bütün bunlar niçin oluyor? Dinimizden, örf ve adetlerimizden uzaklaşmamızdan... Asli değerlerimizi bırakıp yönümüzü maddeci Batı''ya döndürmemizden... Deniyor ki yaşlılar halden anlamıyor, gençlere sıkıntı veriyor. Bütün yaşlılar için bunu söylemek, genelleştirmek yanlış olur. İstisna da olsa sıkıntı verenler de çıkabilir. Bakın, Peygamberimiz böyle anne-babaya karşı tavrımızın ne olacağını nasıl bildiriyor:
Eshab-ı kiramdan biri gelip Peygamber efendimize sordu: "Ya Resulallah! Annem-babam çok şefkatsizdir, sıkıntı veriyorlar bunlara da bakacak, iyilik edecek miyim?"
Peygamber efendimiz şöyle cevap verdi: "Annen seni dokuz ay karnında gezdirdi. İki sene emzirdi. Seni büyütünceye kadar koynunda besledi, kucağında gezdirdi. Baban da seni büyütünceye kadar birçok zahmetlere katlanarak, seni besledi... İdare ve maişetini temin eyledi. Sana dinini imanını öğrettiler. Seni İslam terbiyesi ile büyüttüler. Şimdi, nasıl olur da şefkatsiz olurlar! Bundan daha büyük ve kıymetli şefkat olur mu?" Dinimize göre, dünyada bir insan için, anne hakkından daha önemli bir hak yoktur. Yılda birgün "Anneler Günü"ünde hal-hatır sormakla ödenecek bir hak değildir bu..
Ne yazık ki, bugün pek çok gencimiz, gençliğin verdiği heyecan ve çevrenin kötü telkinleri, yanlış anlayışları yüzünden, annelerinin haklarını çiğniyor, onları üzüyorlar. İşte, bu yüzden hakları çiğnenen, horlanan, böyle anneler bazen zor durumda kalarak, çocuğu için beddua ederse, bu dua kabul olur.
O zaman çocuk, dünyada iken bile, cezasını çeker. Ahıretteki cezası ise, tasavvur edilemeyecek derecede acıdır. Biraz idraklı ve anlayışlı olan bir genç, annesinin hakkını düşünür; loş huzur evleri odalarına terk edip, ayda yılda bir ziyaretine giderek bu hakkın ödenmeyeceğini bilir. Annesini yanından ayırmaz. Bütün annelerin, "Anneler Günü"nü tebrik eder, gençlerin, Batı''nın yaptığı gibi, bu günü sadece bir güne sıkıştırmayıp, 365 gün aralıksız devam ettirmelerini temenni ederim...

