Kaydet
a- | +A

Geçen hafta İstanbul''da "Uluslararası Avrupa Birliği Şûrası" toplandı. Genel olarak değerlendirildiğinde; "Bilhassa, insan hakları yönünden dinimizde bazı eksiklikler, yanlışlıklar var; bunları eleştirel bir bakışla ana kaynakları yeniden yorumlayarak günümüzün şartlarına uyduralım, böylece Batı''ya karşı mahcubiyetten kurtulalım" havası hakimdi toplantıda.

Halbuki, utanacak bir sicilimiz yok; aksine tertemiz bir geçmişimiz var. Alnımız açık, yüzümüz ak... "Dinlerarası inanç ve hoşgörü toplantıları" son aylarda nedense hep gündemde! Aslına bakarsanız, dinler arası diyolag, hoşgörü 14 asırdır zaten var. Asırlardır iç içe yaşamışız, hem de huzur içinde. Bunun tarih bakımından en yakın örneği, ecdadımız Osmanlı''nın uygulamasıdır. Osmanlı''dan hiçbir din mensubunun şikayeti olmamış. En geniş din hürriyetini, en güzel hamiliği yapmış ecdadımız. Böyle bir örnek varken, onlara şirin görünmek için yeni zorlamalara, yeni yorumlara ne ihtiyaç var? Üstelik, denenmiş netice alınmış. ABD bile bugün Osmanlı''yı örnek alıyor! Toplantıda, Prof. Dr. Nesimi Yazıcı''nın da ifade ettiği gibi, "Osmanlı''nın bir arada yaşama ve dini hoşgörü yönü iyi değerlendirilerek, bundan azami derecede istifade etmeliyiz!"

Aslında, asıl utanacak olan onlar. Yahudileri gemilerde ölüme terk edenler, fırınlara atanlar onlar. Mezhep farkı yüzünden milyonlarca dindaşını katleden onlar... Yirmi birinci yüzyılda hâlâ çağ dışı ırkçı düşüncelere sahip olanlar onlar. Sayın Başbakan bu gerçeği toplantıda şöyle dile getirdi: "Biz asırlardır, birçok ırktaki, dindeki insanlara kucak açtık; ayırım yapmadan onları adaletle idare ettik. Hal böyleyken, bugün Batı''nın üçte ikisinde halen ırkçı görüş hakim. Hıristiyan klübü olarak gördükleri için bizi AT''ye almakta direniyorlar. Bu bir aymazlık örneğidir."

Peygamberimiz Hz. Muhammed, her zaman onlara merhamet etmiş, şefkatle yaklaşmış. Onları dışlamamış,alış veriş yapmış. Vefat ettiği zaman, bir Yahudiden borç aldığı arpa karşılığı kalkanı onda rehindi. Yalnız kendisi şefkatli davranmakla kalmamış, bütün Müslümanların da böyle davranmasını emretmiş. Üstelik, bunu yazılı hale getirip her tarafa dağıtmış. İşte tarihi vesika:

"Bu yazı Abdullah oğlu Muhammedin "aleyhisselam" bütün Hıristiyanlara verdiği sözü bildirmek için yazılmıştır. İşte bu, bu yazı, Müslüman olmayan bütün kimselere verdiği ahdi, sözü tevsik için kaleme alındı. Her kim ki, bu ahdin aksine hareket ederse, ister sultan, ister başkası olsun, Cenab-ı Hakk''a karşı isyan, O''nun dini ile istihza etmiş sayılır ve Cenab-ı Hakk''ın lanetine layık olur: Eğer Hıristiyan bir rahip veya bir seyyah (turist) bir yerde ibadet yapıyorsa, kendim, dostlarım, arkadaşlarım ve bütün milletimle beraber, onlardan her türlü teklifleri kaldırdım. Onlar, benim korumam altındadır. Ödemeye borçlu oldukları bütün vergilerden affettim. Onlara cebretmeyin, zor kullanmayın. Onların dini reislerini makamlarından indirmeyin. Onları, ibadet ettikleri yerden çıkartmayın. Bunlardan seyahat edenlere mani olmayın. Bunların manastırlarının, kiliselerinin hiçbir tarafını yıkmayın. Ticaret yapmayan ve ancak ibadet ile meşgul olan kimselerden, her nerede olurlarsa olsunlar, vergi almayın. Onlar benim himayem altındadır. Ben onlara "eman" (izin) verdim. Kendileriyle bir müzakere yapmak icab ederse, ancak merhamet, iyilik ve şefkat ile hareket edilecektir. Onları daima merhamet ve şefkat kanatları altında himaye ediniz! Bunlara kilise tamirlerinde yardımcı olunacaktır. Bu ahdname (sözleşme) kıyamet gününe kadar devam edecek, dünya sonuna kadar değişmeden kalacak ve hiçbir kimse, bunun aksine bir harekette bulunmayacaktır."