Kaydet
a- | +A

Dün ne yapılmışsa bugün de aynı şeyler yapılıyor... Bugün PKK ve Öcalan kullanılarak nasıl Türk düşmanlığı yapılıyorsa, her devirde buna benzer mutlaka bir malzeme bulunmuş...

Birkaç gündür, Dr. Alâeddin Yalçınkaya''nın "Sömürgecilik ve Pan-İslamizm Işığında TÜRKİSTAN 1850''den günümüze" (Timaş yayınları) kitabını okuyorum. İnsan okudukça hayretten hayrete düşüyor.

Dünyanın neresinde olursa olsun; ister doğu, ister batı taktik, strateji aynı. Bütün faaliyetlerin aynı merkezden olduğu o kadar açık ki... Perde biraz aralanınca görülüyor; patent aynı... Batı patentli... Ta 1800''lü yıllarda, Türkistan''da (Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan) Türk milletini, kendi değerlerinden uzaklaştırıp, Ruslaştırmak, Hıristiyanlaştırmak için neler yapılmamış neler! Önce kaba kuvvet... Bundan netice alınamayınca, aslı Rus fakat, Müslüman Türk ismi taşıyan kimseler kullanılmış...Veya kökü de ismi de Müslüman Türk olup, Ruslaştırılmış yani satın alınmış kimseler kullanılmış...Yapılan işler hep şeytanca. Hatta şeytanın bile aklına gelmeyeceği şeyler...

Batı, elde ettiği adamları vasıtasıyla, önce Pan-İslamizm fikrini ortaya atıyor. Bunu el altından destekliyor, örgütlüyor; faaliyete geçirtiyor... Sonra da başlıyorlar yaygaraya... Siz bütün Müslüman Türkleri birleştirip dünya devleti kuracaksınız, sonra da Hıristiyanlara topluca saldırıda bulunup Hıristiyan-Müslüman savaşı çıkartmak istiyorsunuz; dünyayı kana bulayacaksınız vs.

Batı, bunları niçin yapıyor? Dünyaya hayali bir korku salıp, bu yolla Osmanlılar üzerine baskı unsuru kurmak, buralardaki Türklerle ilgilenmesine mani olmak. Onların dinlerini öğrenmelerine engel olmak. Halkı cahil bırakmak, böylece cahil kalan halkı istedikleri yöne rahat bir şekilde sevkedebilmek... Biliyorlar ki, bilen, ilim sahibi kimseyi kandırabilmek çok zor... Böylece, Osmanlıdan yani doğru kaynaktan irtibatlarını kestikleri halkı avuçlarının içine aldılar... Bundan sonra da, halkın mevcut imanını, itikadını yozlaştırmak, sadece isimleri Müslüman olan bir halk meydana getirme faaliyetini başlattılar... Halkın önüne; dini aslına uygun haline getirme, sözde hurafelerden uzaklaştırma projesini koydular.

Bu projeyi hayata geçirmede kullandıkları adamlarından biri Şehabettin Mercani (1818-1899) diğeri Cemalettin Efgani(1838-1897). İşte bunların sözde dini kurtarma programları. Gerçekte ise, dinin köküne dinamit koyma programı:

1- İçtihadda ve nasların yorumunda serbestlik; herkes Kur''an-ı kerimden kendi anladığına dayanarak karşılaştığı meseleyi halledebilmeli, içtihadda bulunabilmeli: Peygamber ve mücdehitler devreden çıkarılmalı. Dinin dört kaynağından diğer üçü devre dışı bırakılıp, Kur''andan başka kaynak kabul edilmemeli.

2- Geleneksel otoritelere körü körüne teslim olmaktan vazgeçirmek: Mezheplere ve dinde söz sahibi olmuş, büyük alimlere teslim olmamalı. Bunların kitaplarına, fetvalarına şüphe ile yaklaşılmalı.

3- Klasik kitapların okunduğu ve muhafazakar düşünce tarzının öğretildiği medreselere son vermek: Ondört asırdır, İslam alimlerinin sistemleştirerek herkesin anlayabileceği tarzda hazırladıkları, iman, itikat, fıkıh, ilmihal bilgilerinden halkı uzak tutmalı. 4- Kur''an, hadis ve İslam tarihi öğreten medreseler kurmak: Hadislere herkes kendine göre mana verebilmeli. Sadece İslam tarihi okutulmalı, şu haram, şu farz, şu yasak gibi zorlayıcı emirlerden halk kurtarılmalı. Fiili olarak İslamı yaşamaktan halk uzak tutulmalı.

5- Bilim ve Rusça öğreten medreseler kurmak: Dinin emir ve yasaklarını öğrenmelerini sağlayan Arapça kitaplardan kurtarılmalı. Bunun için de medreselerden tedricen Arapçayı kaldırmalı 6- İslam kültürüne ve başlangıçtaki saf İslama dönmek: Nasıl olsa başlangıçtaki İslamı bugün bilen kalmadı. Saf İslam diyerek, arzu edilen sadece ismi İslam olan din, halkın önüne konulmalı. Programın açıklamalı özeti bu... Hep alimlere, geçmişe düşmanlık. Hâlbuki dinimiz, âlime, ilme çok önem vermiştir. İslâmiyeti ayakta tutan âlimlerdir ve bunların ömürlerini verip yazdığı fıkıh kitaplarıdır. Ayet-i kerimelerde, "Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu; alimlerden sorun" buyuruluyor. Hadis-i şerifte de, "Âlimler, kurtuluş yolunu gösteren birer kılavuzdur" buyuruldu. Nihai hedef belli... Önce, İslamiyetin kalesi olan alimleri mezhepleri bertaraf etmek. Arkasından, hadis-i şeriflere karşı olan itimadı sarsarak; Hz. Peygamberi devre dışı bırakmak. Geriye kalıyor, Kur''an-ı kerim... Zaten Kur''an-ı kerime de istedikleri gibi mana vermektedirler. Böyle olunca da insan sayısı kadar görüş ortaya çıkacak; ortada din diye bir şey kalmayacak. Türkî devletlerin bugünkü durumuna bakıldığında, programdan ne derece netice aldıkları açık bir şekilde görülmüyor mu?!..