Bedir Savaşında esir alınanlar arasında Kureyş''in hatiplerinden Süheyl bin Amr da bulunuyordu. Süheyl, bacağından bir okla vurulmuş; yaralı halde kaçmaya teşebbüs etmiş ve fakat yakalanmıştı.
Efendimize, "Yâ Resûlallah! Onun ön dişlerini sökelim de bir daha senin aleyhinde konuşmaya kalkmasın" teklifinde bulundular. Razı olmadı; "Ben dişlerini söktürerek ona işkence yapamam. Allah da beni, peygamber olduğum halde dahi, aynı azaba uğratır" şeklinde cevap verdi ve devam etti: "Onun, senin beğeneceğin bir davranışta bulunması da umulur."
Süheyl bin Amr Mekke''nin fethinde müslüman olur. Hz. Peygamberin vefatından sonra, ridde hareketleri meydana geldiği esnada Mekke halkı irtidat etmemekle birlikte şehirde bir iç karışıklık ortaya çıkar. Hatta Mekke valisi Attâb bin Esîd bile korkup saklanır. Bu sırada Süheyl bin Amr bir konuşma yaparak halkı yatıştırır. O, şunları söyler: "Ben biliyorum ki bu din, güneşin doğması ve batması devam ettiği sürece pâyidar olacaktır. Aranızdan çıkan kişi sizi aldatmasın. Benim bildiğim bu meseleyi o da bilir. Ancak Benî Hâşim''e olan kıskançlığı onun kalbini mühürlemiştir. Ben Kureyş''in karada ve denizde en çok ulaşım vasıtaları bulunanıyım. Emîrinize boyun eğiniz. Zekatlarınızı ona veriniz..."
Süheyl''in bu sözleri kulağına gittiğinde Hz. Ömer, onun hakkında Hz. Peygamber''''n söylediği sözleri hatırlar ve "Ben şehadet ederim ki sen Allah''ın Resûlüsün" demekten kendini alamaz.
Resulullahın Süheyl''e karşı bu davranışı; işkenceye müsaade etmemesinin yanında, esirlere iyi muamelede bulunması, düşmanını bile İslâma kazanmayı ve yeri geldiğinde ondan istifade etmeyi hedeflemesi gibi ömrü boyunca sürdürdüğü politikanın çok güzel bir örneğini teşkil etmektedir.
Peygamberimiz, rastgele seçilen, ya da tesadüfen olay yerinde bulunan kimselerin zarar görmelerine fırsat vermemiş, bu tür olaylar karşısında üzülmüş ve gerekli uygulamaları yapmıştır. Bi''r-i Maûne katliamından sağ kurtulan Amr bin Ümeyye''nin, kendisinin himayesine aldığı iki kişiyi bilmeden öldürmesine son derece üzülmüş ve diyetlerini ailelerine ödemiştir. Peygamberimiz en azılı düşmanı bile olsa işkence yapmamış ve kendisine bu yolda yapılan teklifleri kesin bir dille ve prensip haline gelecek sözleri ile reddetmiştir. Peygamberimiz kendisine duyulan güveni istismar eden ve bu istismarı cinayet işleyecek derecede kötüye kullanan, terör estiren, hâinlik yaparak müslümanların malına ve canına kıyan şahıslara müstehak oldukları cezayı uyulamaktan geri durmamıştır. Yarın: Ömrü kötülüklerle mücadeleyle geçti

