Kaydet
a- | +A

Resulullah efendimiz bir gün İslam ordusunu bir yere göndermişti. O sene kıtlık olduğundan, her askerin yol azığını ayrı ayrı vermişti. Askerler arasında Cüdeyrin yol azığını vermeği unutmuştu.

Cüdeyr İslam ordusunun arkasından gidiyordu. Yol boyunca "La ilahe illallahü vallahü ekber sübhanallahi velhamdülillahi vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim" diye söylüyordu ve "Bu ne güzel azıktır ya Rabbi" diyordu.

Daima bunu söylüyor ve sabırla yola devam ediyordu. Cebrail aleyhisselam Resulullaha sallallahü aleyhi ve sellem gelip, beni Allahü teâlâ gönderdi. Bütün ordunun yiyeceğini verdiniz. Fakat, Cüdeyrin azığını vermeyi unuttunuz. O yolda La ilahe illallahü vallahü ekber sübhanallahi velhamdülillahi vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim, diyerek ve, ya Rabbi bu ne güzel azıktır diye söyleyerek gidiyor. Onun bu söyledikleriyle yer ve gök arası nur ile dolacak. Ona yiyecek gönder, dedi.

Resulullah Eshabdan birini çağırıp, Cüdeyrin azığını götürmesi için ona verdi ve selam söyledi. Onun azığını unuttum. Allahü teâlâ bana Cibrili göndererek, bu durumu haber verdi, buyurdu.

O sahabi azığı alıp, Cüdeyre yetişti. Resulullahın söylediklerini haber verdi. Bunun üzerine Cüdeyr : Ya Rabbi sana hamd olsun. Sen zaman ve mekandan münezzehsin. Zaifliğime ve sabırsızlığıma merhamet ettin. Sen beni unutmadığın gibi, beni de seni unutmayanlardan eyle" diye dua etti.

Azığı getiren sahabi ondan işittiklerini aynen Resulullaha anlattı. Resulullah bu haberi getiren sahabiye:

"Eğer o sırada başını yukarı kaldırsaydın, Cüdeyrin sözlerinin nurunu yer ile gök arasında görürdün" buyurdu. º º º

Ebu Sa''id Hudri hazretleri şöyle anlatmıştır: Bir gün annem beni Resulullahtan bazı şeyler istemem için gönderdi. Huzuruna varıp oturdum. Mübarek yüzünü bana çevirerek, "Kim sahip olduğu şeye kanaat ederse, Allahü teâlâ onu başkasına muhtac etmez. Kim çirkin şeylerden sakınırsa, Allahü teâlâ onu iffetli eyler. Kim sahib olduğu şey ile yetinirse, Allahü teâlâ ona kafidir. Kim bir ukıyelik bir şeye sahip olduğu halde, başkasından birşey isterse, devamlı isteyici olur" buyurdu.

Ben kendi kendime falan devemiz bir ukıyeden daha iyidir dedim. Hiçbir şey istemeden Resulullahın huzurundan kalkıp gittim. º º º

Ebu Hüreyre şöyle anlatmıştır: Teyemmüm ayeti nazil olmuştu. Nasıl teyemmüm edileceğini bilmiyordum. Öğrenmek için Resulullahın evine doğru gittim. Evlerine yaklaşınca, Resulullah beni gördü. Ne için geldiğimi anladı. İki mubarek elini toprağa vurup yüzünü ve iki kolunu mesh etti. Başka birşey yapmadı. Ben de artık birşey sormadan geri döndüm. Suheyb Resulullahın huzuruna varınca, üç kerre "Alış verişinde kazançlı çıktın" buyurdu.

Yarın: "Soruların namaz ve oruçla ilgili"