Kaydet
a- | +A

Şeybe bin Osman şöyle anlatmıştır:

Resulullah Mekke''nin fethinden sonra, Huneyn gazasına çıktı. Huneyn Mekke ile Taif arasında bir vadidir. Resulullah Huneyn vadisinde konakladılar. Benim babam ve amcam Uhud savaşında islam askerleri tarafından öldürülmüştü. Kendi kendime dedim ki: Fırsat kollayayım ve Muhammed''den intikamımı alayım. Bu niyetle, sağ tarafından yaklaşmak istedim, o tarafında Hz. Abbas ayakta duruyordu. O bana fırsat vermez, dedim.

Sol tarafına dolaştım. Orada da bir kişi vardı. Sonunda, arkadan yaklaştım. Hemen sıçrayıp bir kılıç darbesi vurmak istedim. O sırada aniden şimşek gibi bir ateş parladı. Resulullah ile benim aramızda perde oldu. O ateş beni yakacaktı. Korkumdan elimle gözlerimi kapatıp, geriye kaçtım. Resulullah dönüp bana baktı. Ey Şeybe! Yanıma yaklaş, buyurdu. Huzuruna yaklaşınca, İlahi, bundan şeytanı uzaklaştır, buyurdu. O anda gözüm Resulullahın mubarek yüzüne düştü. Bana canımdan daha sevimli geldi.

* * * Malik bin Avf Huneyn gazasında kâfirlerin ordu kumandanı idi. İslam ordusuyla savaşmak için yaklaştığı sırada, islam ordusunun içine casuslar göndererek, haber getirmelerini istedi.

Casusları gidip perişan bir halde geldiler. Malik bin Avf casuslarına neden böyle tuhaf bir haldesiniz diye sordu. Dediler ki:

İslam ordusunda gösterişli atlara binmiş, bembeyaz kimseler gördük. Eğer bizimle savaşırlarsa, vallahi biz onların karşısında savaşmaya takat getiremeyiz! Eğer bizi dinlersen ordunu topla hemen geri dön. Bizi ve kendini helak olmaktan kurtar! * * * Huneyn gazasında islam ordusu önce mağlub olacak gibi bir duruma düştü. Sonra tekrar toplandılar. Resulullah efendimiz Ya Rabbi! Vaad ettiğin yardımı ve zaferi ihsan eyle, diye dua etti. Bundan sonra, Rabbani yardım ve Sübhani meded yetişti. Beyaz melekler atlara binmiş oldukları halde muharebeye katıldılar. Resulullah, şu an gaza tandırının ısındığı andır, buyurdu.

Sonra bir avuç toprak istedi ve o toprağı kafirlerin yüzlerine serpti ve yüzleri çirkin olsun, buyurdu. Kâfirlerden o toprakla gözü dolmadık hiç kimse kalmadı. Sonra hezimete uğrayıp, dayanamadılar ve kaçıp gittiler.

Bu hususta bir rivayet de şöyledir: Resulullah, hazret-i Abbas''a; Ey Abbas, bana bir avuç toprak ver, buyurdu. Resulullah böyle söyleyince, üzerine binmiş olduğu deve karnı yere değinceye kadar çöktü Resulullah mubarek eliyle bir avuç toprak aldı ve müşriklerin yüzlerine serpti. "Yüzleri çirkin olsun, yardımsız kalsınlar" buyurdu.

Allahü teâlâ onları hezimete uğrattı. Yarın: Hiç eksilmeyen hurma!