Kaydet
a- | +A

Aişe validemiz buyurdu ki: "Resulullah efendimizin mübarek karnı, hiçbir zaman yemekten doymamıştır. Bu hususta, bir kimseye de yakınmamıştır. İhtiyaç, O''nun için zenginlikten daha iyi idi. Bütün gece açlıktan kıvransa bile bu durum O''nu oruçtan alıkoymazdı. Rabbinden yeryüzünün bütün hazinelerini, yiyeceklerini ve refah hayatını isteseydi, bunlara kavuşurdu. Ama o istemedi... Yemin ederim ki, O''nun bu halini gördüğüm zaman, acırdım ve ağlardım. Elimle mübarek karnını sıvazlar; "Canım sana feda olsun! Sana güç verecek şu dünyadan, bazı menfaatler te''min etsen olmaz mı?" derdim. O da, "Ey Aişe! Ben dünyayı ne yapayım? Ülü''l-azmdan olan Peygamber kardeşlerim, bundan daha çetin olanına tahammül gösterdiler. Fakat o halleri ile yaşayışlarına devam ettiler. Rablerine kavuştular.

Bu sebeple Rableri, onların kendisine dönüşlerini çok güzel bir biçimde yaptı, sevablarını artırdı. Ben refah bir hayat yaşamaktan hayâ ediyorum. Çünkü böyle bir hayat, beni onlardan geri bırakır.

Benim için en güzel ve sevimli şey, kardeşlerime, dostlarıma kavuşmak ve onlara katılmaktır" buyururlardı.

Hazret-i Aişe validemiz buyurdular ki: "Resulullah, bu sözlerinden bir ay kadar sonra vefat ettiler." Peygamber efendimizin cömertliği de dillere destan idi. Bu güzel huyda da Peygamberimize kimse yetişemez. Hz. İbn-i Abbas "Resulullah efendimiz iyilik yapmak bakımından insanların en cömerdi idi. Ramazan-ı şerifte ve Cebrail aleyhisselam ile buluştukları zaman, sabah rüzgarından daha cömert olurdu" demiştir. Hz. Enes bin Malik buyuruyor ki:

"Resul aleyhisselam ile birlikte gidiyordum. Üzerinde bürd-i Necrani vardı. Yani Yemen kumaşından bir palto vardı. Arkadan bir köylü gelip, yakasından öyle çekti ki, paltonun yakası mübarek boynunu çizdi ve izi kaldı. Resul aleyhisselam, adamın bu haline tebessüm etti ve ona bir şey verilmesi için emir buyurdu." Resul aleyhisselamın komşusu, bir ihtiyar kadın vardı. Kızını, Resul aleyhisselama gönderdi. "Namaz kılmak için örtünecek bir elbisem yok. Bana, namazda örtünecek bir elbise gönderiniz" diye yalvardı.

Resul aleyhisselamın o anda başka elbisesi yoktu. Mübarek arkasındaki entariyi çıkarıp, o kadına gönderdi. Namaz vakti gelince, elbisesiz mescide gidemedi.

Eshab-ı kiram, bu hali işitince, Resul aleyhisselam o kadar cömertlik yapıyor ki, gömleksiz kalıp, mescide cemaate gelemiyor. Biz de her şeyimizi fakirlere dağıtalım dediler.

Allahü teâlâ, hemen İsra suresinin 29. ayet-i kerimesini gönderdi. Önce Habibine mealen;

"Hasislik etme, bir şey vermemezlik yapma" buyurdu, sonra da; "Sıkıntıya düşecek ve namazı kaçırarak, üzülecek kadar da dağıtma! Sadakada vasat davran" buyurdu. Yarın: "Niçin böyle ağlıyorsun?"