Resulullah efendimiz bir gün Hakem bin Ebul As''ın yanından geçti. Hakem, Resulullahın arkasından vücudunu, elini, kolunu oynatarak alay etti.
Resulullah Onun bu halini nübüvvet nuruyla gördü ve "O şekilde kalasın" buyurdu. O anda Hakem bin Ebul As''ın vücudunu bir titreme aldı ve ömrünün sonuna kadar o titremeden kurtulamadı. * * * Resulullah efendimiz cinnilerin de peygamberi idi. Onları da tebliğde bulunurdu. Bir gece teheccüd ile meşgul olup Kur''an-ı kerim okuken, Nusaybin cinlerinden yedisi oraya uğradılar. Resulullahın okuduğu Kur''an-ı kerim ayetlerini işittiler.
Bir müddet sonra Nusaybin cinlerinden kalabalık bir toplulukla gelip Mekke''nin yukarısına indiler. Onlardan birisi, Resulullahın huzuruna geldi. Resulullah eshabı ile oturuyordu. Eshab-ı kirama, "Kalbinde zerre kadar korku bulunmayan kim benimle gelir?" buyurdu. Abdullah bin Mes''ud ayağa kalktı ve Resulullahın hurma nebiziyle dolu olan matarasını su dolu zannederek aldı.
Birlikte Mekke''nin yukarısına gittiler. Resulullah bir çizgi çizip: Ey Abdullah, bu çizginin içinden dışarı çıkma ve hiçbir şeyden korkma buyurdu. Abdullah ibni Mes''ud şöyle anlatmıştır:
O çizginin içinde oturdum. Uzakta bir topluluk vardı. Resulullah onlara yaklaşınca ayağa kalktılar, hürmet gösterdiler. Resulullah sabaha kadar onların arasında kaldı. Sonra benim yanıma geldi ve çok bekledin ya Abdullah buyurdu. Nasıl beklemeyeyim ki ya Resulallah. Dünya ve ahıret saadeti senin emrine uymağa bağlıdır, dedim.
Sonra o kalabalık arasından iki kişi Resulullahın yanına geldi. Resulullah onlara niçin geldiniz ki, sizin işinizi hallettim, buyurdu.
Dediler ki," Ya Resulallah! Sabah namazını seninle birlikte kılmak istiyoruz, onun için geldik." Bunun üzerine Resulullah bana "yanında su var mı?" buyurdu. Getirdiler onunla abdest aldı.
"Onlar kimlerdir?" diye sordum. "Nusaybin cinleridirler. Müslüman oldular. Bazı ihtilafları vardı. Hallettim. Kendilerine yiyecek ta''yin edilmesini istediler. Kemikleri kendileri için, tezeği de hayvanları için yiyecek olarak bildirdim" buyurdu.
Bu hadiseden sonra kemikle ve tezek ile taharetlenmeyi yasakladı. * * * Abdullah ibni Mes''ud hazretleri anlatır:
Bir gece Resulullah elimden tutup, beni Mekke''nin bir vadisine götürdü ve bir yere oturttu. Kendisi uykuya daldı. Birden bire beyaz elbiseli bazı kimseler geldi. O kadar güzel idiler ki, anlatılamaz. Dediler ki: Gözleri uykuda iken, kalbimin uyanık olması hali, bu peygamberden başka hiçbir kimseye verilmemiştir. Bu peygamberin davetini kabul etmek, bir saray yaptırıp, çok güzel yemekler hazırlatan ve herkesi davet eden padişahın davetini kabul etmeye benzer. Daveti kabul edip, ziyafetten yiyip içenler sultana yakın ve kıymetli oldular. Kabul etmeyenleri ise azarlayıp cezalandırır. Bunları konuştuktan sonra gittiler. Resulullah uyandı. Buyurdu ki: Onlar melekler idiler. Söyledikleri misal şu idi: Allahü teâlâ Cenneti yarattı. İnsanları ona davet etti. Bu daveti kabul edenler Cennet nimetlerine kavuşurlar ve Allahü teâlâ katında kıymetli olurlar. Daveti kabul etmeyenler ceza ve azap görürler.
Yarın: "Böyle güzel bir yüz görmemiştim"

