Kaydet
a- | +A

Yıllarca hatta asırlarca insanları meşgul eden, kafalarını karıştıran, birbirlerine düşüren, milyonlarla ifade edilebilecek sayıda zavallı insanın ölümüne sebep olan çok kimse gelmiş tarih boyunca...

Bunların peşine takılanlar gerçekten zavallı insanlar. Hepsine kötü niyetli demek mümkün değil. İnsanlığın kurtuluşuna çalışıyorlardı akıllarınca. Ama iyi niyet her zaman yetmiyor... İyiyi, güzeli, doğruyu, yanlışı ayıracak bir ölçü olmayınca iyi niyetle yapılan birçok iş, kişinin kendisine ve topluma zararı oluyor, felaketlere sebep oluyor.

Değerli ilim adamlarımızdan, ruh ve sinir hastalıkları mütehassısı Doç. Dr. Sefa Saygılı''nın "Dünyayı Aldatanlar" (Türdav A.Ş, 511 61 62) isimli bir kitabı elime geçti. Bir çırpıda okudum. Gerçekten güzel hazırlanmış... Sayın Saygılı''nın branşı da göz önüne alındığında tespitlerin inandırıcılığı ayrıca önem kazanıyor... Tabii ki, dünyayı aldatanlar bu kitaptaki şahıslardan ibaret değildir. Belli başlıları seçilmiş... Kitapta, tarihe damgasını vurmuş, düşünce dünyasında iz bırakmış sadece kırka yakın şahsiyet yer almakta: Freud, Karl Marks, Abdullah ibni Sebe, Hasan Sabbah, Bahaullah, Ahmed Kadıyani, Emil Durkheım, Lawrence, Hitler, Stalin, Nurullah Ataç, Satanizmin kurucusu, Anton Lavey... Mehdi taslakları...vs. Bunların tespit edilen ortak özellikleri şöyle: Bu kişilerin önemli bir kısmı Yahudi asıllı. Azınlık psikolojisi içinde yetişmiş, hakarete uğramış ve aşağılanmış Yahudi bilginleri, genellikle alışılmadık düşünce akımlarının başlatıcıları olmuşlar.

Yine bu kişilerin zorluklarla, sıkıntı ve meşakkatlerle geçen çocukluk ve gençlik yılları dikkatimizi çeker. Bazılarının ebeveyni yoktur veya ayrıdır. Çoğu da eğlence ve sefahete dalmış, sıradan bir insanın dahi aklına gelmeyen aşağılık fiilleri işlemişler. Kısacası, aşağılık kompleksi içinde, çevreye kin ve nefret kusan intikam hisleriyle yetişmişler. Daha sonra onlardan olmadık fikir ve fiiller sadır olmuştur. Bunların ortak özelliklerinden biri de, tahrif edilmiş Hıristiyanlıktaki saçmalıkları görerek incelemeden İslamiyeti de böyle zannedip karşı olmalarıdır.

Yine "Dünyayı Aldatanlar" genellikle samimi insanlardır. Söylediklerine kendilerine inanmakta, başta kendilerini de aldatmaktadırlar. Ancak kimilerinin de sahtekâr ve şarlatan olduğu aşikâr... Mesela, insanı cinsi hazzın elinde oyuncak gören, bebeğin annesini emmesini bu hazza bağlayan, inancı reddeden, şuurlu hareketi ve iradeyi kabul etmeyen; karamsarlık, korku ve ümidsizlik aşılayan Freud, aslında insanlığı yok olmaya sürükleyen bir şarlatandı. Şu ifade kendisine ait: "Ben gerçek manada ne bir ilim adamıyım, ne de gözlemci, ne bir deneyci, ne de bir mütefekkirim... mizaç itibariyle sadece maceracıyım." Bu insanların ortak bir özelliği de şana, şöhrete, servete ve şehvete düşkün olmalarıdır. Onların fiillerinde muhakkak bu amillerin tesiri vardır. Yine bugün peşine kitleleri takan, etrafına sahte gülücükler dağıtarak insanlığı felâkete sürükleyen liderlerin özellikleri bunlara çok benzemektedir.

Evet, dünya kurulalı beri binlerce enbiya, evliya ve ulema birbirini tasdik ede ede gelmiştir. Yalanlama değil, hep tasdik... İnsanlara, dünyada ve ahırette huzura, saadete kavuşmanın yollarını gösterdiler. Kendilerine uyanlar gerçek huzuru buldular Filozoflar ve "dünyayı anlatanlar" ise birbirini yalanlayarak, çürüterek ortaya çıktılar. Her biri ayrı şeyler söylediler. Böylece, hem kendilerinin hem de arkalarından gidenlerinin dünyalarını ve ahıretlerini kararttılar... Bunların uzantıları durumundaki "şarlatanlar" bugün de karartmaya devam ediyorlar!.. Dinin naklî olduğu; felsefeye, ilhama, düşünceye dayalı olamayacağı gerçeği bilinmedikçe, daha çok kimsenin hayatları kararmaya devam edeceğe benziyor!..