Kaydet
a- | +A

Sevgili Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib şöyle anlatır:

Evimde uyurken, bir rü''ya gördüm ve çok korktum. Ta''biri için Kureyş''in kahinine gittim. Bana bakıp; efendimize acaba ne oldu da yüzünün rengi değişti, başına bir iş mi geldi? dedi Rü''yamda şöyle gördüm diyerek anlatmaya başladım: Yerden göklere yükselen bir ağaç gördüm. Dalları doğu ve batıya ulaşıyordu. O ağaçtan daha parlak bir nur görmedim. Güneşten yetmiş def''a parlak idi. Arablar ve Acemler ona doğru secde ediyordu. Ağacın büyüklüğü, nuru ve yüksekliği gittikçe artıyordu. Bazan gözden kayboluyor, bazan açığa çıkıyordu. Kureyş kabilesinden bir kısmı bu ağacın dallarına sarılıyordu. Bir kısmı ise o ağacı kesmeye çalışıyordu. Onun gibisini hiç görmediğim güzel yüzlü bir genç, gelip ağacı kesmek isteyenlere engel oluyordu.

Bir kısmının arkasından tutup çekiyor, bir kısmının da gözüne ışık salıyordu. Ben o ağacdan nasibimi almak için elimi uzattım ve oradaki gence, bu nur kimlere nasib olur, dedim.

Senden önce bu ağacın dallarına yapışanlar nasiplenirler, dedi. Sonra korku ile uyandım. Ben bunları kahine anlatınca, kahinin rengi değişti ve eğer sen bu rü''yayı gerçekden görmüşsen, senin neslinden bir oğul gelecek, doğudan batıya kadar her yere hakim olacak, bütün insanlar ona ita''at edecektir, dedi.

Sonra Abdülmuttalib''in yanında bulunan oğlu Ebu Talib''e bakıp o sen olmayasın, dedi. Resulullah zuhur edince, Ebu Talib bu hadiseyi devamlı anlatırdı ve o ağaç Ebul Kasım Muhammed-ül-Emindir, derdi Ebu Talib''e, öyleyse neden iman etmiyorsun, dediklerinde, ayıplanmaktan korkuyorum diye cevab verirdi. * * * Sevgili Peygamberimiz yedi yaşında iken şiddetli bir göz ağrısına tutuldu. Ne kadar ilaç yaptılarsa da fayda vermedi. Sonunda Abdülmuttalib''e Ukkaz panayırında bir rahib var, göz için ilaç yapıyor dediler.

Abdülmuttalib, hazret-i Habib-i Ekremi o rahibe götürdü. Rahibin bulunduğu kilisenin kapısını kapalı buldular. Açtırmak için bağırdılar. Cevap gelmedi. Bunun üzerine Resulullah ile aşağı indiler. O anda kilise sallanmaya başladı. Abdülmuttalib kilise üstümüze yıkılacak diye korktu.

Rahib içerden koşarak geldi ve ey Abdülmuttalib, şu bir gerçektir ki, bu çocuk bu ümmetin Nebisidir. Eğer dışarı çıkmasaydım bu kilise üzerime yıkılırdı. Bunu götür ve dikkatle koru, dedi. Sonra göz ağrısı için yaptığı ilaçlardan verdi.  Hz. Cabir anlatır:

Ağaç altında bi''at yapıldığı sırada Resulullah efendimiz buyurdu ki:

"Kırmızı devenin sahibi hariç ağaç altında bi''at edenlerin hepsi Cennete girer."

Biatdan sonra o kırmızı devenin sahibi kimdir, görelim diye aradık. Baktık ki, bir kimse devesini kaybetmiş, onu arıyordu.

"Gel bi''at et deveni sonra ararsın dedik. Nasipsiz adam bize şöyle cevap verdi:

"Devemi bulmam biat etmemden hayırlıdır"

Yarın: İbret alınacak çok şey var...