Kaydet
a- | +A

Dikkatinizi çekiyor mu, bilmiyorum. Son yıllarda, Vatikan, Papa hiç gündemden düşmüyor. Her vesile ile kendilerinden bahsettiriyor. Gündemde kalmak için her konu istismar ediliyor. Bütün bunlar, "Vatikan ne yapmak istiyor?" sorusunu akla getiriyor. Daha önce bahsettiğimiz gibi, yapılmak istenen, Vatikan''ın 1999 yılında yayınladığı; "Towards a Pastoral Approach to Culture" adlı bir kitapta açıkça şöyle ifade edilmektedir.

"Bütün insanlar Hz. İsa''ya döndürülmeli, bütün insanlar vaftiz olarak kilisede birleşmeli ve onun vücudu olan kiliseye girmelidir. Yollar, usuller, metotlar değişir; ama hedef hiç değişmez: Bütün insanları Hıristiyanlık dinine sokmaktır nihai maksadımız." (Diyanet Dergisi sayı 106) Vatikan''ın son günlerde istismar ettiği konulardan biri olan " Fatima''nın Üç Sırrı" ve "Ağca Olayı"na da bu açıdan bakmak gerekir. Belki duymamış olanlar olabilir; ''Fatima masalı''nı özetleyeyim:

13 Mayıs 1917 tarihinde Portekiz''in Fatima kasabasında üç köylü çocuk, Meryem Ana''yı gördüklerini iddia eder. Meryem Ana altı ay süre ile her ayın 13''ünde kendilerine görünmüş ve bazı şeyler söylemiştir. 13 Ekim 1917''deki son görünüşünde, kasabaya akın eden 70 bin kişinin gözünün önünde ''güneşin dans ettiği'' öne sürülür. Papa VI. Paul, olayın gerçekleşmesinin ellinci yıldönümünde Fatima''ya gider ve ayinleri idare eder.

Meryem Ana çocuklara göründüğü zaman onlara üç sır verir. Birinci sır, kıyamet gününde günahkârlar cehenneme giderken, sadece kendisine inanarak ibadet edenlerin ve tövbekârların cennete alınacağıdır. İkinci sır, dünya barışı, ancak Sovyetler Birliği''nin çöküşü ve Rus milletinin kurtuluşu için yeniden Katolikliğe dönmesi ile olacağı. Üçüncü sır, Vatikan tarafından yeni açıklandı: Papa''ya suikast düzenlenmesi. Bizzat Papa II. John Paul, Meryem Ana''nın kurşunun yolunu değiştirdiğini söyler.

Mehmet Ali Ağca, tam Meryem Ana''nın göründüğü(!) 13 Mayıs günü, Papa''ya ateş etmiştir. Bu sır olay gerçekleşene kadar saklanır. Nedense bütün bu sırlar, olaylardan sonra açıklanıyor. Önceden, filan zaman şöyle olacak denilmiyor! İlginçtir, kimse de ''''Bu sırlar neden o olay meydana gelmeden önce açıklanmıyor da, her şey bittikten sonra bildiriliyor?'''' demiyor. Fatima olayı ile kurtuluşun, Cennete gitmenin sadece Hıristiyan olmakla mümkün olacağı, vurgulanarak, Hıristiyanlığın gerçek bir din olduğu propagandası yapıldı. Ayrıca, Fatima olayı ile Ruslar korkutuldu. Eğer katolik olmazsanız, başınıza daha çok işler gelir mesajı verildi.

Şimdi, Vatikan, neden hep gündemde kalmak istiyor, neden böyle masalları üretme ihtiyacı duyuyor? Bunun cevabını arayalım: Artık Avrupa''da bilhassa aydınlar arasında, Hıristiyanlığa gerçek manada inanan kalmadı. İncil adı altında, piyasada bulunan birçok kitaptaki, safsataları, ilme, fenne, mantığa zıt ifadeleri farketti. İnanmış görünenler de, kilisenin aforozundan, cenazesinin ortada kalmasından korkuyor; nüfus kağıdına Hıristiyan yazdırıyor. Bunun için de kiliseye vergi veriyor. Vergi vermeyenlerin cenazesine kilise sahip çıkmıyor.

Yüz yıllardır Batı''nın yaptığı, sinsi İslam düşmanlığı ile, İslam ülkelerinde gerçek manada İslamiyete inanan ve yaşayan kimseler çok azaldı. Türk Devletlerinde, insanlara sorduğunuzda sadece "Müslümanım" diyebiliyor. Bunun dışında, İslamla hiçbir bağları kalmamış. İmanın şartlarını bile bilmiyorlar. Bu şekilde boşlukta bırakılmış insanları "mucize" adı altında uydurdukları masallarla kendilerine çekmek istiyorlar. Ne hikmetse, bizde de, evliyanın kerametini kabul etmeyenler, Fatima yalanına dört elle sarıldılar! Vatikan''ın nihai hedefi şu: Diyorlar ki, "Birinci bin yılda, Avrupa''ya Hıristiyanlığı yaydık. İkinci bin yılda, Doğu ülkelerine yaydık. Üçüncü bin yılda (yani içinde bulunduğumuz bin yılda) bütün dünyaya Hıristiyanlığı yaymak... "