Kaydet
a- | +A

Deprem sebebiyle bu sene buruk geçen, Ertuğrul Gazi''nin 718. Anma Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel anlamlı bir mesaj yayınladı. Bu mesajda, Ertuğrul Gazi''nin Osmanlı Devleti''nin kuruluşundaki yeri çok güzel ifade ediliyordu.

Mesajda özet olarak şunlara yer verilmişti:

"Ertuğrul Gazi''nin tarihimizde önemli bir yeri vardır. Çünkü, Osmanlı Devleti, Ertuğrul Gazi''nin nasihatleri ve vasiyetleri üzerine kuruldu. Bunlar rehber edinildi. Bu nasihatler sayesinde Osmanlı Devleti, üç kıtaya dalga dalga yayılarak bir "Cihan İmparatorluğu" haline geldi. Altı asır, farklı inançlara, dillere ve kültürlere sahip insanlar adaletle idare edildi..."

Gerçekten de, Osmanlı''nın kuruluşunda ve büyümesinde Ertuğrul Gazi''nin ayrı bir önemi vardır; Devletin hamurunu teşkil eder. Bir ekmeğin kalitesi, lezzeti, herkes tarafından kabul görmesi hamurunun sağlam olmasına, iyi yoğrulmasına ve en önemlisi de, sağlam mayanın tam kıvamında konulmasına bağlıdır.

Bu işi de ancak işinin ehli olan yapabilir. Çünkü, hamurun kıvamını ayarlayabilmek ve zamanı gelince mayalayabilmek hüner ister. Ertuğrul Gazi''yi hamura benzetirsek, bunu yoğuran ve onun nezdinde Devleti mayalayan da Edebali hazretleridir. Bunu da unutmayalım... Osmanlıyı altı asır aşkla şevkle koşturan, Edebali hazretlerinin bu mayasıdır. Osmanlı''yı Osmanlı yapan işte bu manevi mayadır. Böyle mayalanmamış devletler saman alevi gibi parlayıp kısa zamanda sönüp gitmişlerdir.

Osmanlı tarihini yazmış olan yerli ve yabancı bütün müellifler, daha ziyade görünen sebepler ve olaylar üzerinde dururlar. Ancak bu sebepler ve hadiselerle beraber, bir de iç dünyası vardır ki, bunun asıl özü ve mayası, ilk kuruluş yıllarında çok daha net olarak görülür.

Osmanlı Devletinin görünürdeki mimarı Ertuğrul Gazi ise de, manevi mimarı Edebali hazretleridir. Çünkü, Anadolunun haline bakıp üzülüyordu Edebali hazretleri... İslam sancağını Anadolu''nun tamamında, hatta Batı''da dalgalandırmak için çırpınıyordu.

Bu gayesini gerçekleştirebilmek yolunda bütün Anadolu beyliklerini hassas bir değerlendirmeye tabi tutmuştu. Nihayet, henüz dörtyüz atlı kadar bir kuvvete sahip olup "uç beyliği" yapmakta olan ve hiç kimsenin, ilerisi hakkında parlak şeyler düşünmediği Osmanlı Beyliği''ni tahlil eden Edebali Hazretleri, bu küçük beylikte aradığı ulvî cevheri bulmuştu.

Gerek Osmanlı Beyliği''nin mevcut coğrafî durumu, gerekse fertlerindeki İslâma hizmet heyecan ve aşkı ile dolu bir anlayışı, Edebali hazretleri için mükemmel bir zemindi. Bunun için bütün efradı ile birlikte Osmanlı mülküne yerleşti ve bütün gayret ve himmetini bu beyliğin madden ve manen büyüyüp gelişmesi için sarf etmeye başladı. Öncelikle Bilecik''te bir zaviye kurarak halkı ve özellikle önce Ertuğrul Gazi, sonra Osman Gazi olmak üzere beyliğin idarecilerini irşad seferberliğine girişti. Devletin kuruluşunda bu manevi destek o kadar açıkdı ki, Osman Gazi daha doğmadan evvel, yapacağı büyük işler, babası Ertuğrul Gazi''ye manen bildirilmişti. Nitekim babalarının işaretleri ve kendisine lutfedilen yüksek kabiliyet ve idaredeki dirayetinden dolayı, babasının vefatını müteakib en küçük evlat olmasına rağmen, O''nu ittifakla aşiretin reisi olarak tanıdılar.

Manevi desteği yakınen hisseden ve gören Ertuğrul Gazi, hayatı boyunca hocası ve rehberi Edebali hazretlerini kendine rehber edinmiş, O''nun manevi terbiyesi ile kemâl sahibi bir aşiret reisi olmuştu.

Bu sebeple, oğlunun da O''nun terbiyesi altında yetişmesini çok arzu ediyordu. Bunun için, Allah dostlarına ihtimam hususunda, oğlu Osman Gazi''ye ve O''nun şahsında gelecek bütün padişahların ruhlarına yön verecek olan şu kıymetli vasıyette bulunmuştur: "Bak Oğul! Beni incit, Şeyh Edebali''yi incitme! O, bizim aşiretimizin maneviyat güneşidir. Terazisi dirhem şaşmaz! Bana karşı gel, O''na karşı gelme! Bana karşı gelirsen üzülür, incinirim; O''na karşı gelirsen gözlerim sana bakmaz olur, baksa da görmez olur! Sözümüz Edebali için değil, senceğiz içindir! Bu dediklerimi vasıyetim say!.." Babasının bu vasiyeti üzerine Osman Gazi de üstadı ve kayın pederi olan Edebali hazretlerini sık sık ziyaret ediyor, tavsiyelerini ve duâsını alıyordu. Edebali Hazretleri de çok hareketli bir genç olan Osman Gazi''yi terbiye ve tasarrufu altına almış, O''na mârifetullâhın yani, Allahı tanıyabilmenin zevkini tattırmış, O''nu; güzel ahlâk, ağırbaşlılık ve olgunluğa kavuşturmuştur. Böylece O''nu cihan-şümûl bir devletin başkanlığına hazırlamıştır. Edebali hazretleri, aynı zamanda ilk Osmanlı kadısı ve müftüsü olmuştur. Yıllarca halkına huzur ve feyiz saçarak uzun bir ömür sürmüş, yüzyirmi yaşında iken, 1326''da vefat etmiştir.

Manevi mimarlığını yaptığı Osmanlı Devleti ise, altı asır ömür sürdü...