Kaydet
a- | +A

Müşrikler, Mekke''de Habib bin Adiy''i şehid edecekleri sırada, o da onlara beddua etti. Habib bin Adiy''in darağacına asılarak şehid edildiğini seyredip görenler, aradan bir sene geçmeden, çok azı dışında, her birinin başına bir bela gelerek helak oldular.

Emir-ül mü''minin Ömer Sa''id bin Amire Humus''ta bir vazife vermişti. Sa''id bin Amir zaman zaman kendinden geçer, çevresinden habersiz kalırdı. Emir-ül mü''minin Ömer onun böyle kendinden geçmesinin sebebini sordu. Şöyle cevap verdi:

Habib''i darağacına bağlayıp şehid edecekleri sırada orada idim. Her ne zaman o hadiseyi hatırlasam böyle kendimden geçerim, dedi. Habib bin Adiy''in idamı şöyle vuku'' bulmuştu: Onu bir darağacına bağladıklarında şöyle dedi:

-Ya Rabbi! Resulün her neyi tebliğ edip bildirmişse biz Ona iman ettik. Şu anda burada benim selamımı Resulüne iletecek bir kimse yok ki, söylesin, dedi.

Üsame şöyle anlatmışdır: O gün Mekke''de Habib''in şehid edileceği sırada, biz Medine''de birkaç kişi Resulullahın huzurunda idik. Resulullah Eshabı arasında oturuyordu. Kendisinde, vahiy gelince görülen haller görüldü. Mubarek başını kaldırıp "Ve aleyhisselam ve rahmetullah" dedi.

Sonra mubarek gözlerinden gözyaşları aktı. Sonra, kardeşim Cebrail aleyhisselam Allahü Sübhanehu ve teâlâ tarafından bana, Habib''in selamını getirdi, buyurdu.

Habib''in darağacına asılarak şehid edildiği haberini alınca da, Habib''i o darağacından indiren kimsenin kıyamet gününde mükafatı Cennettir, buyurdu.

Zübeyr bin Avvam ve Mikdad bin Esved bu iş için hazırlanıp yola çıktılar. Geceleri yol alıyorlar, gündüzleri de gizleniyorlardı. Böylece Mekke''ye ulaştılar. Bir gece o darağacının bulunduğu yere gittiler.

Bir kişiyi bekçi olarak koymuşlardı. Bekçilerin hepsi uyumuştu. Habibi yavaşca darağacından yere indirdiler. Baktılar ki eli yarasının üzerinde idi. O yarasından devamlı taze kan akıyordu. Kanı misk gibi kokuyordu.

Şehit edildikten sonra, aradan kırk gün geçmesine rağmen vücudu hiç bozulmamış, taptaze duruyordu. Zübeyr bin Avvam Onun cesedini atının arkasına aldı ve oradan ayrıldılar. Fakat müşrikler haberdar oldular. Peşlerine yetmiş kişi düşüp takibe başladılar. Zübeyr bin Avvam ve Mikdad bin Esved, müşrikler yaklaşınca Habib''i yere koydular. O anda yer, yarılıp Habib''in cesedini yuttu. Bu sebeple ona "yerin yuttuğu şehid" diye lakab verilmişdir.

Haris bin Samma şöyle anlatmıştır:

Uhud savaşında Resulullah efendimiz Uhud dağında idi. Bana Abdurrahman bin Avf''ı gördün mü, buyurdu. Gördüm ya Resulallah, dağdan aşağı indi. Müşriklerden bir grup etrafını sardı. Ona yardım etmek istedim, sizi görünce yanınıza geldim, dedim.

Resulullah, ona melekler yardım ediyor ve müşriklerle savaşıyorlar, buyurdu. Bunları işitince geri dönüp, Abdurrahman bin Avfın yanına gittim. Baktım ki, müşriklerden yedi kişinin ölüsü yanında duruyordu. Daima muzaffer olasın. Bunları sen mi öldürdün, dedim.

Şu ikisini ben öldürdüm. Diğerlerini bir kimse öldürdü. Fakat ben o kimseyi hiç tanımam dedi. O bunları söyleyince Haris bin Samma, kendi kendine doğru söyledin ya Resulallah, dedi.

Yarın: Taşları söken fırtına...