Resulullah efendimiz ibadet ve taat için kendisinde tam bir istidad vardı. Ne hakka tecavüz, ne de, onu yerine getirmekte kusur ederdi. Kendisine yakın olanlar, insanların en hayırlıları idiler.
O''nun katında Eshabın en üstünü, öğüdü en şumüllü ve mertebece en büyüğü de, muhtaçlara yardımı ve iyiliği en güzel olandı. Kainatın efendisi, Allah''ı anmadıkça, ne oturur, ne de kalkardı.
Mecliste bir yeri kendisine belirlemez, böyle yapmayı, men ederdi. Nerede olursa olsun, oturan bir cemaatin yanına vardığı zaman, üst başa geçmez, meclisin sonuna oturur ve böyle yapmalarını, Müslümanlara da emrederdi.
Kendisiyle birlikte oturan herkese nasibini verir, öyle ikram ederdi ki, herkes, Resulullah katında, kendisinden daha kıymetli bir kimse yok sanırdı. Kendisiyle oturan veya gelip hacetini arz eden kimsenin her şeyine, dönüp gidinceye kadar katlanırdı.
Bir kimse, kendisinden bir hacette, istekte bulununca, onu reddetmez, verir, yahut, tatlı ve yumuşak dille geri çevirirdi. Onun
güzel ahlakı, bütün insanları, içine alacak kadar genişti.
Onlara şefkatli bir baba olmuştu. Hak hususunda herkes, O''nun katında eşit idi. Peygamber efendimizin meclisi; bir ilim, hayâ, sabr ve emanet meclisi idi.
Meclisinde ne sesler yükselir, ne bir kimse suçlanır, ne de işlenmiş bir kusur ve hata açığa vurulurdu. Kainatın efendisinin Meclisinde bulunanlar, birbirlerinin dengi olup birbirlerine karşı üstünlükleri, ancak takva yönündendi. Hepsi de, alçak gönüllü idiler.
Büyüklere tazim ederler, küçüklere şefkat ve merhamet gösterirler, ihtiyaç sahiplerini, başkalarına tercih edip ihtiyaçlarını karşılamağa çalışırlar, garip, yabancı olanları korur ve kollarlardı.
Peygamber efendimiz daima güler yüzlü, yumuşak huylu idi. Esirgemesi, bağışlaması boldu. Katı kalbli değildi.
Hiç kimse ile çekişmezdi. Hiç bağırıp çağırmaz, kötü söz söylemezdi. Hiç kimseyi ayıplamazdı. Cimri değildi. Hoşlanmadığı şeye göz yumardı. Umanı, umutsuzluğa düşürmez, bir şey hakkındaki hoşnutsuzluğunu açığa vurmazdı.
Resulullah efendimiz üç şeyde uzak dururdu:
1. İnsanlarla çekişmekten,
2. Çok konuşmaktan,
3. Yararsız, boş şeylerle uğraşmaktan.
İnsanları da, üç şeyde kendi hallerine bırakırdı:
1. Hiçbir kimseyi ne yüzüne karşı, ne de, arkasından kınamaz, ayıplamazdı,
2. Hiç kimsenin ayıp ve kusurunu araştırmazdı,
3. Hiç kimseye, hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.
Yarın: Alemlere rahmet olarak gönderildi

