Kaydet
a- | +A

Yüce Allah, insanları medenî olarak yaratmıştır... Bunun için topluluklar halinde yaşamak zorundalar... Topluluk halinde yaşama deyince de insanî ilişkiler gelir akla... Bu ilişkiler ne kadar seviyeli olursa, insanlar birbirlerini üzmezlerse, birbirlerine sıkıntı vermezlerse, o toplumda, o işyerinde huzur olur.

Herkes, "Çoluk çocuğunu, yakınlarını, mesai arkadaşını, sokakta karşılaştığı insanı nasıl memnun edebilirim, onu nasıl sevindirebilirim" diye düşünürse kendiliğinden gelir huzur.

İşte bu huzur ortamını sağlamak için de şu hususlara dikkat etmek zorundayız. Bunlar yapılamayacak zor şeyler değil aslında. Yeter ki biz buna inanalım, biraz gayret gösterelim kafi. Takdir ve tebrik etmekte cimri davranmayın. İnsanların, yaptıklarından dolayı onları takdir edeceğinizi bilmelerini bir kural hâline getirin. Bu bakımdan bir kişi, dikkate alınmadığı hissine asla ve asla kendini kaptırmasın.

Takdir etmeyi, sıcak ve samimî bir gülümseme ile uygulayın. Bir gülümseme, başkalarının, onları fark ettiğinizi ve onlara saygıyla yaklaştığınızı hissetmelerini sağlar. Dürüst, kendinize has tavırlar kullanarak, insanları takdir edin. İnsanlar kendine mahsus tavırlar ile büyür ve gelişir. İnsanlar her yaşta övülmenin, takdir edilmenin özlemini duyar. Kişi iyi iş yaptığı ve önemli birisi olduğu konusunda temin edilmek ister. Övgüyü, sadece büyük başarılar için saklamanız gerektiğini sanmayın.

İnsanları; görünümleri, rutin işlerini yapma tarzları, fikirleri, yardımseverlikleri gibi küçük şeylerle ilgili olarak da övün. İnsanlara başarmış oldukları konular hakkında, kişisel notlar yazarak övgüde bulunun, iltifat edin!.. İltifattan hoşlanmayan insan olmaz. Onları özel olarak arayın ve özel olarak ziyaret edin. Sadece işiniz olduğu zaman ziyaret etmeyin! Karşılıksız ziyaret edin ki, işiniz olduğunda yanına gitmeye yüzünüz olsun! İnsanları; "Çok önemli kişiler, önemli kişiler, önemsiz kişiler" diye sakın sınıflandırmaya kalkmayın. İster çöpçü olsun, ister bir şirketin genel müdürü, sizin için istisnasız herkes önemli olmalıdır. Bir insana ikinci sınıf muamelesi yapmak, size birinci sınıf hakkı kazandırmaz. İnsanlara ismiyle hitap edin. İnsanlar isimleriyle çağrılmaktan hoşlanır. Bu durum, kişinin adıyla reklamının yapılması gibidir. Burada unutmamamız gereken iki önemli şey vardır: İsmi doğru telaffuz etmek ve doğru yazmak. Eğer bir kişinin ismini hatalı telaffuz eder veya yazarsanız, o kişi, sizin onun önemsiz birisi olduğuna inandığınızı düşünecektir. Ayrıca, iyi tanımadığınız kişilerle konuşurken, adının önüne gerekli ünvanı koymayı unutmayın. Müdür bey, başkan bey gibi... Her seviyeden insanlar da bundan hoşlanır. Bu küçük sıfatlar, insanın kendisini önemli hissetmesinde inanılmaz yardımcı olur. "İnsanlarla iyi geçinmek, onları memnun etmek, onlara hizmet etmek karın doyurmuyor. Parasız yaşanmaz" demeyin. Bunlar para kazanmaya mani değildir. Üstelik böyle davranışlar, daha çok kazanmaya vesiledir. Para kazanmak mı istiyorsunuz? O hâlde, "Önce hizmet" düsturuna sahip olun. Önce maddi-manevi hiizmet vermeyi öğrenin. Vermeden almaya kalkmayın...

Para kazanmak ve refah içinde yaşamak çok tabiî ve arzu duyulan bir şeydir. Para, ailenizin ve sizin layık olduğunuz hayat standardına ulaşmak için gereken güçtür. Para bir güçtür. Para rahat yaşamanın bir yoludur. O hâlde, para arzu duyulan bir nesnedir... Her yerde insanları, "Önce para" tutumu içinde görürsünüz. Yine de aynı insanların çok az parası vardır. Neden? En basiti şundan: Önce para tutumunda olan insanlar, o denli para merkezli olmuşlardır ki, para yetiştirecek tohumları ekmeden, paranın toplanamayacağını unuturlar. Paranın tohumu da hizmettir. İnsanlarla iyi geçinmektir. İnsanlara değer vermektir. Bu nedenle "Önce insanı kazanmak" prensibi, zenginlik ve refaha açılan bir kapıdır.. İnsanlara daima beklediklerinden daha fazla karşılık verin. Başkaları için yaptığınız her türlü fazladan minik şey, bir tohumdur... Müşterilere fazladan hizmet vermek bir tohumdur, çünkü müşterinin bir daha gelmesini sağlar.

Para tohumlarını elbette ki, hizmet yeşertir. Hizmet ek, para biç. En güzel yatırım, insana yapılan yatırımdır.

Bütün mesele; insanı, işini severek, istiyerek yapacak hale getirebilmektir. Çünkü; istemeyerek yapılan iş ya karın ağrıtır, ya baş...