Kaydet
a- | +A

Nihayet uluslararası sıralamalarda dereceye girdik; ilk dördün sahibi olduk. Ama hangi sıralamada? Yapılan araştırmalarda, ülkemizin; israfta birinci, kumarda ikinci, alkolde üçüncü ve sigara tüketiminde de dördüncü sırada olduğu ortaya çıktı. Kumar, alkol ve sigaranın zararlarını az çok herkes biliyor. Bunun için israf üzerinde durmak istiyorum bugün: Önce ülkemizdeki gelir dağılımı ve harcama oranları ile ilgili kısa bir istatistiki bilgi vereyim: Ülkemizdeki, en zengin 3 milyon kişi nüfusun yüzde 4.5''ini oluşturuyor. En yoksul kesim ise, toplam nüfusun yüzde 17.5''i dolayında. Bu grupta 12 milyon insan bulunuyor. Bir grup insan nasıl harcayacağım, mücadelesi verirken, diğer bir grup da nasıl idare edeceğim, hayatta nasıl kalacağım kavgasında... Bu dengesizlikler ancak, israfın ne olduğunu bilmek ve aşırılıklardan uzak kalmakla mümkündür. İnsan hayatında önemli bir yeri olduğu için, Semavi dinlerin hepsinde Allahü teâlâ, kötü bir huy olan israfı yasak etmiştir. Dinimizin boşu, abesi, haramı, israfı yasaklaması insanların saadeti, refahı, adaleti ve huzuru içindir. İsrafın kötülüğünü göstermek için, Allahü teâlânın "Yiyin, için, fakat israf etmeyin! Elbette Allahü teala israf edenleri sevmez." ve "İsraf etme! İsraf edenler, şeytanların kardeşleridir." kelamı yetişir. Firavunu kötülerken "O, israf edenlerden idi" buyuruyor. Hz. Lut''un kavmini de, "Siz, israf eden kavimsiniz!" diye kötülüyor.

İsrafın kötü olmasının esas sebebi, malın kıymetli olmasıdır. Mal, Allahü teâlânın verdiği bir nimettir. Ahireti kazanmak, mal ile olur. Dünya ve ahiret, mal ile intizam bulur, rahat olur. Hac, zekat sevabı mal ile kazanılır. Bedenin sıhhat, kuvvet bulması, mal ile olur. Başkasına muhtaç olmaktan insanı koruyan maldır. İnsanlara hizmet de mal ile olur. Peygamber efendimiz buyuruyor ki: "İnsanların en iyisi, onlara faydası çok olanıdır." İslamiyet kanaati, tasarrufu, israftan ve lüksten kaçınmayı, ölçülü yaşamayı emreder.. Tarih boyunca Müslümanlar ne zaman israfa, lükse, aşırı tüketime, konfora, rahata müptela olmuşlarsa başlarına bir sürü bela ve musibet gelmiş, izzet ve istiklallerini yitirmişler, esarete ve zillete düşmüşlerdir.

Servet sahibi olmak, birçok mesuliyetleri beraberinde getirir. Servet, aslında bir emanettir. İsrafa, lükse, aşırı tüketime kalktığı zaman o emanete hıyanet etmiş olur. Servet; insanı gurura, kibre, gaflete, azgınlığa sevkediyorsa, cehennem ateşinden başka bir şey değildir.

Lüks hayat, ihtiyaçsızlık, bilhassa gençler için çok zararlı. Bazı varlıklı ailelerin çocuklarında görülen, lüks ve pahalı elbiseler, ayakkabılar, gömlekler, arabalar, bunları gurur ve kibir sahibi yapıyor; ibadetten, büyüklere saygıdan, çalışmaktan, ciddiyetten sebat ve azimden uzaklaştırıyor. Bilhassa gençlerin ihtiyaçlarını temin ederken dikkatli olmak zorundayız. Biz göremedik, yiyemedik, hiç olmazsa çocuklarımız sıkıntı çekmesinler, düşüncesinden hareketle yapılan dengesiz harcamalar çocuklarımız için çok tehlikelidir. Daha hayat mücadelesinin başında her istediğine kavuşmaya alışan genç, ileride her istediğine kavuşamadığı zamanlarda büyük sıkıntıya, depresyona girer. Gençlerde görülen intiharların en önemli sebeplerinden birisi budur. Unutmayalım ki, "Nereden kazandın, nereye harcadın?" sorusu ahirette sorulacak ilk sorulardandır.