Uhud meydanının her tarafında müthiş bir çarpışma bütün şiddetiyle devam ediyor, bazıları atlı, bazıları da yaya olarak iman-küfür mücadelesini sürdürüyorlardı.
Hazret-i Hamza, müslümanlara meydan okuyan, Siba bin Ümmü Enmar''a "Yanıma gel ey sünnetçi kadının oğlu! Demek sen Allah''a ve Resulüne meydan okuyorsun öyle mi?" deyip, onu göz açtırmadan bacaklarından tutup yere serdi.
Üzerine çöküp öldürdükten sonra, karşı kayanın arkasında Vahşi''nin elinde mızrak ile kendisine nişan aldığını gördü. Derhal üzerine yürüdü. Önünde, sellerin açtığı çukura gelince, ayağı kaydı ve arka üstü düştü.
O anda karnından zırhı açılmıştı. Fırsatı yakalayan Vahşi, mızrağını fırlattı!.. Mızrak, uçarak hazret-i Hamza''nın mübarek vücuduna saplandı ve diğer taraftan çıktı. Kahramanların büyüğü; "Allah!" diyerek oraya çöktü. Şehid olmuş, özlediği makama kavuşmuştu... Allahü teâlânın yolunda, sevgili Peygamberinin uğrunda canını feda etmişti...
Bu sırada, düşman saflarından birisi, "Ey Kureyş cemaati! Akrabalık haklarını gözetmeyen, kavminizi bölen Muhammed ile çarpışmaktan geri durmayınız. Eğer Muhammed kurtulursa, ben kurtulmayayım!.." diyerek, müşrikleri, Kâinatın efendisine saldırmaya teşvik ediyordu. Bu ses, Asım bin Ebi Avf''ın idi. Ebu Dücane hazretleri bu sesi işitmişti. Çarpışa çarpışa, Asım bin Ebi Avf''ı buldu ve hemen öldürdü. Fakat arkasındaki müşrik Ma''bed, bütün gücüyle kılıcını hazret-i Ebu Dücane''ye salladı. Allahü teâlânın bir ihsanı olarak ani ve çok çabuk bir hareketle yere çöken Ebu Dücane, öldürücü darbeden kurtuldu. Derhal kalkıp, kılıcını Ma''bed''e vurarak öldürdü.
Kureyşli müşriklerin hedefleri, Âlemlerin efendisi idi. O''na yaklaşabilmek için bütün güçlerini harcıyorlardı. Fakat, etrafında pervane gibi dönen, bir zarar olur korkusu ile canlarını feda etmekten zerre kadar kaçınmayan şanlı, şerefli Eshabı bir türlü geçemiyorlardı.
Bu kahraman otuz yiğit, Resulullah efendimizin önünde; "Ya Resulallah! Yanından hiç ayrılmamak üzere yüzümüz, mübarek yüzünün önünde siper ve kalkan; vücudumuz, mübarek vücuduna fedadır; yeter ki sen selamette ol" dediler.
Müşrikler, gruplar halinde hücum ediyorlardı. Fahr-i âlem efendimiz, yanında bulunan ve vücudlarını kendisine siper eden kahraman Eshabına, bir grubu göstererek; "Allahü teâlânın yolunda vücudunu bize kim feda eder?" buyurunca, Medineli beş sahabi ileri fırlamıştı.
Resulullah efendimizin mübarek gözleri önünde; tekbirler alarak, döne döne çarpıştılar. Nihayet bunlardan dördü şehid oldu.
Beşincisi on dört yerinden yaralanıp yere düşünce, Âlemlerin efendisi; "Onu, benim yanıma yaklaştırınız" buyurdu. Vücudunun her yerinden kanlar akıyordu.
Sevgili Peygamberimiz oturarak mübarek ayaklarını başına yastık yaptılar. O halde şehid olmak şerefine kavuşan bu mutlu sahabi, Umare bin Yezid hazretleriydi
Yarın: Hz. Talha''nın fedakârlığı

