Son yıllarda, özellikle de son günlerde Hıristiyan misyonerler dozajı iyice artırdılar. Genel Yayın Müdürümüz Sn. Kenan Akın Bey''in de 18.7.2000 tarihinde köşesinde ifade ettiği gibi; maddi sıkıntılar içinde bulunan ihtiyaç sahibi kimselere çeşitli vaatlerde bulunularak Hıristiyan yapma gayretleri halkımızı üzmektedir. Bu, Müslüman mahallesinde salyangoz satmaktır.
Hıristiyan âleminin hızla dinden uzaklaşması, bilhassa gençlerin Hıristiyanlığın safsataları ile alay etmeleri Vatikan''ı ciddi şekilde endişeye sevketti. Hıristiyanlığın yok olmakta olduğunu görünce de son umut olarak, ekonomik yönden sıkıntıda, dini bilgisi zayıf Müslüman halkları kendilerine hedef seçtiler.
Üstelik bu faaliyetlerini İslamı karalayarak yapmaktadırlar. Demokrasilerde herkesin kendi dinini tanıtma hakkı vardır. Ancak, bu başka inançları karalayarak, menfaat temin ederek veya zorlayarak yapılırsa din ve vicdan hürriyetini çiğnemek olur. Misyonerlerin, Hıristiyanlığı yaymak için; özel okullar, hastaneler, yabancı dil öğretim merkezleri, sığınma evleri, öksüz yurtları ve pansiyonlar kurarak fakir ailelere, kimsesiz çocuklara maddi yardımlar yapmaları insan haklarına aykırıdır.
Hıristiyan âlemi asırlardır, sinsi faaliyetlerle kendi dini ve kültürel değerlerinden kopardıkları Müslüman toplulukları kendilerine çekme özlemi içindedirler. Dini duyguları zayıflamış insanlara kolayca Hıristiyanlığı kabul ettirebileceklerini düşünmektedirler. Gerçekten Müslümanlar, İslamiyet hakkında ne kadar bilgisiz kalır ve manevi değerlerden ne kadar uzaklaşırsa o kadar Hıristiyan misyonerlerin avı haline gelir. Çünkü, İslam tarihinde dinini bilen bir Müslümanın din değiştirdiği görülmemiştir.
Bunu iyi bilen misyonerler amaçlarını gerçekleştirebilmek için bir taraftan ellerindeki geniş imkanlarla İslamı yanlış tanıtmakta; Müslümanları, terörist, anarşist olarak göstermekte, bir taraftan da İslama ve Peygamber efendimize çeşitli iftiralarda bulunmaktadırlar. Böylece hem İslama ilgi duyan insanların Müslüman olmalarını engellemek hem de dinini iyi bilmeyen Müslümanların inançlarında şüphe ve tereddütler meydana getirerek İslamdan koparmaya çalışmaktadırlar. Misyonerler Müslüman ülkelerdeki dini hayatın zayıflamasını fırsat bilip, bu boşluktan azami ölçüde yararlanmaktadırlar. Özellikle büyük şehirlerimizde ve Güneydoğu bölgelerimizde yoğun bir propaganda içerisindedirler. Buralardaki etnik cereyanları körüklemektedirler. Temelde birlik içerisinde yaşayan bölgenin ihmal edilmişliğini istismar ederek, onları dini yönden de yanıltarak ayrımcı girişimlerde bulunmaktadırlar. Bu istismarı yalnız memleketimizde değil dünyanın dört bir yanında yapmaktadırlar. Afrika''da (özellikle Nijerya''da), Türk devletlerinde, Balkanlarda; Arnavutluk''ta, Bosna-Hersek''te, Makedonya''da, Kosova''da, Bulgaristan''da, Yunanistan''da Müslüman Türkler üzerinde baskılara, istismarlara devam etmektedirler. Türkiye nere Nijerya nere? Arnavutluk nere Kırgızistan nere? Aralarındaki mesafeyi düşünecek olursak tehlikenin boyutu daha iyi anlaşılıyor. Hıristiyanlık propagandası, ülkeleri değil kıtaları hedef alıyor. Aynı çalışmaları Müslümanlar yapmış olsalardı, dünya ayağa kalkardı. Fakat hedef Müslümanlar olduğu için kimsenin gıkı çıkmıyor. Ülkemizde yapılan bu faaliyetlerin yasal olmamasına, suç olmasına rağmen bu faaliyetler vicdanlar satın alınarak bütün hızıyla devam ediyor.
Bütün bunlara rağmen, tolerans, hoşgörü, sevgi, barış ve kardeşlik gibi süslü sloganlarla yola çıkan Vatikan''a, Hıristiyan âlemine kim inanır? Yoksa, bunlar Müslümanları aldatılması kolay geri zekalı, ahmak kimseler olarak mı görüyorlar?!.

