Ey âciz insan!.. Gönül ehli zâtlardan büyük âlim, velî zât, Ederdi insanlara, çok öğüt ve nasihat. Derdi ki; (Hak teâlâ, üç kişiyi çok sever, Birincisi odur ki, herkese şefkat eder. İkincisi, güçlüyken, suçluyu affedendir, Üçüncüsü kızgınken, öfkesini yenendir.) Yine bir sohbetinde, şöyle dedi bir zaman; (Ey sonu ölüm olan, çâresiz, âciz insan. Seni, fâni dünyada, aldatan nedir acep? Zannediyor musun ki, kalırsın burada hep. Ölmeyecekmiş gibi, bir his var hallerinde. Yoksa ölmemek için, senet mi var elinde? Ölüm, her gün birine, gelmektedir âkıbet, Buna mâni olmağa, kimde var güç ve kuvvet? Ölüm uyandırmadan, uyan ki bu gafletten, Zira ecel gelince, uyanacaksın zâten. Rüyada ni''metlere kavuşan insan gibi, Bu dünya zevklerine, kaptırmışsın kendini. Bu geçici zevklere, aldanarak ey insan, Şu kıymetli ömrünü, boş yere etme ziyan. Küçük, basit işlerle, her gün uğraşıyorsun, Hatta hayvanlar gibi, gayesiz yaşıyorsun. Halbuki sen sorumsuz, ve başı boş değilsin. Yaptığın her amelden, hesaba çekilirsin.) Bir gün de buyurdu ki; (Bu dünyanın peşinden, Koşma ki, kurtulasın, Cehennem ateşinden. Gönlünü ondan çekip, bağla ki sırf Allah''a, Kul için bundan büyük, bir ni''met olmaz daha. Dünya adamlarıyla, olma ki alâkadar, Zira Allah, dünyayı, sevmiyor zerre kadar. Madem ki Hak teâlâ, vermiyor ona kıymet, Öyleyse sen de ona, verme hiç ehemmiyet. Bu alçak dünya için, Rabbini gücendirmek, Akıllı bir insana, yakışır iş değil pek. Birbirinin zıddıdır, ahiret ile dünya, İkisinin sevgisi, toplanmaz bir araya. Birinden uzaklaşan, yaklaşır ötekine Birini kalbe koysan, yer kalmaz diğerine. Nasıl istersen yaşa, ölürsün bir gün elbet, İstediğini topla, ayrılırsın akıbet. Bu gün ölmüş kabul et, ey oğlum kendini sen, Mutlak olacak şeyi, sen "oldu" bil şimdiden. Çocuk ve zevceni de, bırakırsın mutlaka, Onların işlerini, dert etme, bırak Hakk''a. Rabbimiz buyurdu ki; (Çocuk ve mallarınız, Size bir imtihandır, onlardan sakınınız.) Aklı olan bir kimse, yapar hazırlığını, Toplar ahiret için, yolluk ve azığını.)

