Yarın, XII. Akşemseddin Hazretlerini Anma Günü... Osmanlı Devleti''nin 700. kuruluş yıl dönümü sebebiyle bu sene özel bir program dahilinde anılacak. Bu anma gününden; dolayısıyla Akşemseddin hazretlerinden bahsetmek istiyorum sizlere...
Bu arada Ahmet Bey''den de bahsetmeden geçemeyeceğim. Siz sormadan Ahmet Beyin kim olduğunu ben söyleyeyim: Sn. Ahmed Çankaya üç dönemdir Göynük Belediye Başkanı... Fakat çok farklı bir belediye başkanı. Tam bir halk adamı. Protokol kaidelerini atmış bir tarafa; çocukla çocuk, ihtiyarla ihtiyar, köylü ile köylü... Daha önemlisi de işinin delisi. Nasıl mı, anlatayım: Bu tür anma günlerinde genelde yapılan, yazarlara veya tanıtımı yapacak gazete ve TV''lere sekreter vasıtasıyla birer faks geçmekten ibarettir.
Fakat Ahmet Bey böyle yapmaz. Nasıl yapar? Telefon mu eder? Hayır. Bizzat kalkar medyanın merkezi olan İstanbul''a gelir; tek tek dolaşır. Ben, bizim ile ilgili şahid olduğum kadarını anlatayım: Her sene 4-5 saatlik yolu teperek gelir, gazetemizin yetkilileri ile görüşür; davetiyelerini bizzat takdim eder. Aynı şekilde arkasından, TGRT''ye sonra da İHA''ya gider... İlgi ister, destek ister...
Böyle olunca da, işine bu kadar sahip çıkan Başkana basın da sahip çıkıyor. Bunun için anma günleri muhteşem oluyor. Binlerce kimse toplanıyor. Üç beş sene öncesine kadar, Göynük''ü ve Akşemseddin hazretlerini çok az kimse tanırken bugün tanımayan kalmadı desem yalan olmaz.
Değerli Başkanı bu gayretlerinden dolayı tebrik ederim... Bu arada, Bolu Valisi Sn. Nusret Miroğlu''nun, Göynük Kaymakamı Sn. Selim Çapar''ın ve Vakıf yetkililerinin hakkını yemeyelim. Bu hizmette onların da büyük katkıları var. Her birine ayrı ayrı teşekkürler...
Şimdi gelelim anma gününün sebebi Akşemseddin hazretlerine... Kimdir bu mübarek zat? Bu vatana millete ne gibi hizmetleri olmuştur?
Akşemseddin hazretleri, İstanbul''un manevî fatihi... Büyük âlim, üstad, hekim ve velî... Soyu, Hz. Ebu Bekr''e ulaşır. Hocası Hacı Bayram-ı Velî hazretleridir.
Aslen Şamlı olan, Hz. Akşemseddin''in İstanbul''un alınmasında büyük emeği geçti. Fethin saatini bile bildirdi. Ayasofya''da kılınan ilk Cuma namazının hutbesini de kendisi okudu. Eyüp Sultan hazretlerinin kabrini ortaya çıkardı.
Zaferden sonra Okmeydanı''nda bir zafer alayı tertiplenmişti. Orada gazilere bir konuşma yaparak, zafer sarhoşluğuna kapılmamalarını, yerli halka sıkıntı vermemelerini istedi:
"Ey gazîler, bilin, agah olun ki; cümleniz hakkında, ahir zaman Peygamberi ol Server-i kâinat; "Onlar ne güzel askerdir" buyurmuştur. İnşaallah cümlemiz affedilmiş oluruz. Fakat gaza malını israf etmeyip, İstanbul içinde hayr-ü-hasenata sarf ve padişahımıza itaat ve muhabbet ediniz! Herkese iyilik edin!"
İstanbul''un alınmasından bir müddet sonra Akşemseddin hazretleri, üç gün gözden kayboldu. Bütün aramalara rağmen bulamadılar. Üç gün sonra, Edirnekapı yakınlarında virane bir yerde ibadetle meşgul olarak buldular.
O zamandan beri bu yere, onun ismine izafeten "Akşemseddin" mahallesi denildi.
Akşemseddin devlete önem veren, devlete sahip çıkan bir zattı. İstanbul''un fethinden sonra, Fatih Sultan Mehmed Han, hocasını ziyarete gitmişti. Sohbet esnasında bir arzusunu dile getirdi:
- Muhterem hocam! Elhamdülillah büyük yardımlarınızla İstanbul''u fethettik. Artık beni talebeliğe, dervişliğe kabul buyurmanızı istirham ediyorum. Akşemseddîn hazretleri şöyle cevap verdi:
- Sultanım, sen bizim tattığımız lezzeti tadacak olursan, saltanatı bırakırsın. Devlet işlerini tam yapamazsın. Dîn-i İslamı yayma işi yarım kalır. Müslümanların rahat ve huzur içinde yaşıyabilmeleri için, devletin ayakta kalması şarttır. Talebelikle padişahlığın bir arada yürütülmesi çok güçtür. Seni talebeliğe kabul edersem, düzen bozulabilir, halkımız perişan olabilir. Bunun vebali büyüktür. Allahü tealanın gazabına maruz kalabiliriz.
Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmed Han, hocasına ikibin altın hediye etmek istemişse de, bunu da kabul etmedi. Gözden ırak bir yer olan Göynük''e yerleşti.
1459 yılında, aile efradını topladı. Vasiyetnamesini yazdı. Helallaşıp veda etti. Tarihi Süleyman Paşa Camii''ne gitti. Namaz kılıp, Yasîn suresi okunurken ruhunu teslim eyledi.
Aynı caminin bahçesine defnedildi.

