Kaydet
a- | +A

Tebük seferinden dönüşte münafıklar, Resulullahı dağ yolundan aşağı atmak için aralarında kararlaştırdılar. Gece vakti Akabe''ye geldikleri sırada Resulullah, "Eshab-ı kirama, hepiniz dere yolundan gidiniz. Kimse benimle gelmesin! " buyurdu.

Resulullah kendisi devesine binip Akabe''den, dağ yolundan yola devam etti. Devesinin yularını Ammar bin Yaser''e verdi. Huzeyfe''yi de deveyi sürmekle vazifelendirdi.

Böylece Akabe yolundan gidiyorlardı. Arkalarından gelmekte olan bir grup insan gözüktü. Resulullah Huzeyfe''ye gelenleri geri çevir, diye emretti.

O da, gelenlerin develerinin yüzlerine vurmaya başladı. Münafıklar, Muhammed hilemizi anladı, diyerek hemen geri dönüp, Akabe''den aşağı indiler. Resulullah Huzeyfe''ye "O toplulukdan tanıdığın kimse var mı?" diye sordu.

Ya Resulallah, falan falan kimselerin devesini tanıdım. Fakat hepsi yüzünü bağlamıştı ve gece karanlıktı onları tanıyamadım, dedi. Sabah olunca, Resulullah, "Üseyyid bin Hudayra, ey Eba Yahya biliyor musun gece münafıklar ne düşündüler. Beni gece dağdan aşağı atmak istiyorlardı," dedi.

Üseyyid bin Hudayr, Ya Resulallah! Müsaade ederseniz başlarını getireyim, dedi.

"Halkın, harp bitti, Muhammed Eshabını öldürmeye başladı demelerini istemem," buyurdu. Üseyyid bin Hudayr, ya Resulallah onlar senin Eshabından değildirler deyince, "Onlar dilleriyle görünüşte şehadet getiriyorlar. Allahü teâlâ beni şehadet getireni öldürmekten men etti," buyurdu.

Sonra Resulullah münafıkları tek tek Huzeyfe''ye bildirdi ve Allahü teâlâ beni onların cenaze namazını kılmaktan men etti, buyurdu. Huzeyfe''den başka kimse onları bilmiyordu...

º º º Resulullah Taif seferine giderken, bir gece Taif yakınında Nüceyb denilen bir vadiden geçti. Bu vadi çok ağaçlı idi. İçinde sedir ve mugılan ağaçları pek çoktu. Bu vadiden geçerken Resulullah devesinin üzerinde uyuyordu. Gece karanlığında başının hizasına bir sedir ağacı çıktı. Sedir ağacı ortasından ikiye ayrıldı. Resulullah ağaca çarpmadan sıkıntısızca geçti. O ikiye ayrılan sedir ağacı uzun zaman öylece kaldı.

Bu ağaç o civarda meşhur olmuştu ve "Nebinin sedir ağacı" diye bilinirdi. O vadide koyunlarını otlatanlar veya başka bir iş için gidenler, oradan ağaç keserler ve ot toplarlardı. Fakat o sedir ağacına hiç dokunmazlardı. Çünki, o ağacın hatırasını herkes bilirdi.

º º º Abdülkays kabilesinden Medine''ye bir heyet geldi. İçlerinde şeytanın musallat olduğu bir deli kimse de vardı. Resulullahın huzuruna götürdüler. Yanlarında getirdikleri delinin deliliği bakışlarından belli oluyordu. Resulullah bunun sırtını çeviriniz, buyurdu. Sırtını çevirdiler. Resulullah onun sırtına bir kaftan örtüp, "Çık ey Allahın düşmanı" dedi. O anda delinin bakışları düzeldi, delilik belirtileri kayboldu. Öyle akıllandı ki kavmi arasında ondan daha akıllı kimse yoktu.