Kaydet
a- | +A

Sevgili Peygamberimiz ve şanlı Eshabı, bellerinde kılıçları olduğu halde yıllar sonra Kâbe-i muazzamaya giriyorlardı... Peygamber efendimizin devesi Kusva''nın yularını Abdullah bin Revaha hazretleri tutarak ilerliyordu.

Mekkeli bazı müşrikler, kadınları ve çocukları, Dar-ün-Nedve''de dizilmişler, sevgili Peygamberimizi ve kahraman Eshabını seyrediyorlardı. Abdullah bin Revaha ilerledikçe, şu beytleri müşriklerin başına bir balyoz gibi vuruyor, ta gönüllerine kadar indiriyordu... Ey kâfirler çekilin, Peygamberin yolundan, Ki, Allahü teâlâ, O''na gönderdi Kur''an. Her hayır ve iyilik vardır O''nun dininde, Bu din için ölmekdir, en hayırlı ölüm de. Gerçek Resulullahtır, kabul ettim yürekten, Her sözüne inandım, kabul ettim şimdi ben. Ey kâfirler! Kur''anın, Allahü teâlâdan, İndiğini siz inkâr eylediğiniz zaman, Nasıl indirdik ise, darbeleri aniden, Ve nasıl ayırdıksa, başınızı gövdeden. Onun manasına da, inanmazsanız eğer, İner aynı şekilde başınıza darbeler. Başlarım, O Allah''ın, mübarek ismiyle ki, Yoktur O''nun dininden, başka din-i hakiki. Ve yine başlarım ki, ismiyle O Allah''ın, Muhammed hem kulu ve hem resulüdür O''nun. Hazret-i Ömer dayanamayıp; "Ey İbn-i Revaha! Sen, Resulullahın önünde ve Harem-i şerifte nasıl şiir okuyabiliyorsun?" diye ikaz etti. Fakat Peygamber efendimiz müdahale etti:

"Ya Ömer! Ona mani olma. Allahü teâlâya yemin ederim ki, onun sözleri, bu Kureyş müşriklerine ok yağdırmaktan daha çabuk, daha çok tesirlidir. Ey İbn-i Revaha devam et!"

Peygamber efendimiz biraz sonra Abdullah bin Revaha hazretlerine; "Allahü teâlâdan başka ilah yoktur! Bir olan O''dur. Vaadini gerçekleştiren O''dur! Bu kuluna yardım eden O''dur! Askerlerini güçlendiren O''dur! Toplanmış olan kabileleri, bozguna uğratan da yalnız O''dur" de!" buyurdu. Abdullah bin Revaha da; "Allahü teâlâdan başka yoktur, bir ilah! Yoktur O''nun şeriki, La ilahe illallah! O''dur müslümanların, askerine güç veren! Ve O''dur kâfirleri, dağıtan, mağlub eden!" diye söylemeye başladı. Müslümanlar da bu sözleri tekrar ediyorlardı. Yarın: Artık ayrılık zamanı gelmişti...