Pazartesi okullar açılıyor. Eğitim ve öğretim başlıyor. Genelde bu iki kavram karışıyor. Okullarda dengeli bir şekilde yerini alması gereken eğitim ve öğretimde denge sağlanamıyor. Faaliyet daha çok öğretimden yana kayıyor. Yıllardır "Eğitim" hep ihmal ediliyor.
Eğitim, bir insanın yetenek ve davranışlarını geliştirmek, toplumun iyi değerlerini benimsetmek için yapılan işlerdir, uygulanan yollardır. Dolayısıyla, insanı insan yapan, topluma faydalı hale getiren eğitimdir. Eğer çocuklarımıza, gençlerimize bu verilemezse, öğrendikleri bilgilerle bir yere varamazlar; bırakın topluma faydalı olmayı, kendilerine bile faydaları olmaz. Yanlış yollara saplanırlar.
Yıllardır eğitim yerine öğretime ağırlık verildiği ve bilginin esas gayesi verilmediği için, gençlerimizin tek ideali, ne pahasına olursa olsun, zengin olmaktan ibaret hale geldi. Üniversite öğrencileri arasında yapılan bir araştırmanın sonuçları ürkütücü. Buna göre; üniversiteli gençlerimizin yüzde yetmişine yakını, öğrenimi para kazanma aracı olarak görüyor. Maalesef, manevî değer ölçüsünün yerini "köşeyi dönmek" fikri almış. Bu şekilde kendini şartlandırmış bir insan için artık herşey mubah, her yol meşru oluyor. Köşe dönme düşüncesi, toplumumuzda öylesine yaygınlaşmış ve toplum bu konuda öyle bir teşvik görmüş ki, herkesce bilinen yanlışlar bile doğrular haline gelmiş. Kestirmeden cebi doldurma düşüncesi insanlarımızı doğruluktan, dürüstlükten, helâl-haram kavramından uzaklaştırmış. İnsanlarımız müşterilerini kandırmakla yetinmemiş, devleti soyup soğana çevirme gayreti içine girmişler. Her gün basında yer alan hayali ihracat, vergi iadesi sahtekârlığı vb. haberler böyle olduğunu göstermiyor mu?
Batı''da bunlar niçin yaygın değil. Çünkü, daha ana okulundan itibaren gerçek manada eğitiliyor çocuklar. Vergi vermenin önemi beyinlere kazınıyor. Vergi vermemenin, devleti dolandırmanın en büyük suç olduğu bütün okul hayatı boyunca kafasına yerleştiriliyor.
Devletimiz bütün gücüyle vergi kaçırma, hayali ihracat gibi yolsuzluklarla mücadele etmektedir. Fakat gerçek manada işin temeline inilip gerekli eğitim verilemediği için bu mücadele hep sivrisineklerin öldürülmesi düzeyinde kalmıştır. Bataklık aynen duruyor. Dahası, yeni bataklıklar oluşuyor.
Eğitimin birinci hedefi, ahlaklı bir toplum yetiştirmektir. Ahlâksızlık, ister fert yapısında, ister toplum ve devlet yapısında olsun, bir felâkettir. Bu birçok millet ve devletin çökmesine sebep olmuştur. Tarihçi Edvard Ciboun, Roma İmparatorluğunun düşüş sebeplerini "Devlet adamlarının zevk ve safâya dalmaları, birbirlerine hıyanet etmeleri, makam için birbirlerine düşmeleri" şeklinde sıralamıştır. Ahlak eğitiminin esas gayesi; güzel ahlaklı, faydalı insan yetiştirmektir, kötülüklerden nefret ettirip onlarla mücâdele edecek hale getirmektir Bunun için ahlâk ilmi en faydalı ve kıymetli bir ilimdir. Diğer ilimler ahlâk ilminin hizmetçisi sayılırlar. Çünkü onların herbiri, sadece kendi sahalarında, insanlara faydalı ve zararlı olan şeyleri bildirirler. Ahlâk ilmi ise, genel olarak ve bütün hayat boyunca davranışlarının hangileri faydalı ve zararlı olduğunu insanlara tanıtmakla ve yerleştirmekle görevlidir. Bütün bunlar ancak, önce iyi bir aile eğitiminden sonra da bunun devamı olan iyi bir okul eğitiminden elde edilebilir. Bunun için, iyi eğitim veren, kendine, ailesine, vatanına, milletine faydalı, kanunlara saygılı genç yetiştiren ticari gayeyi hedef edinmeyen okullar tercih edilmelidir. İhlas Koleji Okulları''nı yakınen tanıdığım için rahatlıkla söyleyebilirim: Bu okulların birinci hedefi yukarıda izah etmeye çalıştığım tarzda eğitim vermektir. İmkanı müsait olanlar bu imkanı değerlendirmelidir.

