Abdullah bin Mes''ud hazretleri anlatır: Resul aleyhisselam bize,"Siz, aranızda kimi, pehlivan sayarsınız?" diye sordu. "Kendisini, erlerin yıkamadığı, yenemediği kimseyi!" dedik. Resulullah efendimiz, "Hayır! O, Pehlivan değildir! Asıl pehlivan, öfke anında nefsine hakim ola bilen, kendini tutabilendir!" buyurdu. Yine Peygamberimiz "Şüphe yok ki, Allah, ahlaki faziletleri evliyasına tahsis etmiştir. Kendinizi, yoklayınız. Eğer, onları, kendinizde bulursanız, Allah''a hamd ediniz. Bulamazsanız, taleb ediniz!" buyurdu. "Onlar, nelerdir?" diye sorulunca, Peygamberimiz: 1. Yakin,
2. Kanaat,
3. Sabır,
4. Şükür,
5. Akıl,
6. Mürüvvet (insaniyet),
7. Hilm,
8. Sehavet,
9. Şecaat!" buyurmuştur. Hilmi, İslam büyükleri çeşitli şekillerde tarif etmişlerdir: Hilm; nefsi, öfke heyecanından alıkoyuş. Yavaş ve yumuşak huylu oluş demektir. Hilm ve Tahammül: Güç yettiği halde, af, hoşlanılmayacak şeylere sabretmektir. Bu tarifler arasında farklar vardır. Peygamberimiz "Sizin en güçlünüz, öfke anında nefsine hakim olanınız ve en Hilmliniz de, gücü yeterken, affedeninizdir!" buyurmuştur. Hilm; tahrik edici sebepler karşısında sebat ve kararlılığın çoğalma halidir. Elem ve eza verici davranışlar karşısında kendini tutmak, nefse hakim olmaktır. Sabr da, bunun gibidir. Af ise; suçluyu muahaze etmeyi bırakmak, yani azarlamak ve cezalandırmaktan vaz geçmektir. Yüce Allah, bütün bunlar hakkında Peygamberini terbiye edip yetiştirmiştir. "Af yolunu tut! İyiliği, emret ve cahillerden yüz çevir! (Araf: 199) Ayeti nazil olduğu zaman, Peygamber aleyhisselam, Cebrail Aleyhisselamdan, tefsirini sordu. O da "Bilen''den sorayım!" deyip gitti. Gelince "Ya Muhammed! Yüce Allah; Seninle akrabalık ilişkisini kesenle ilgilenmeni, sana vermeyene vermeni, sana zulmedeni affedip bağışlamanı emrediyor!" dedi. Hilm; öfke yenmekten daha üstündür. Çünkü, öfkeyi yenmek, Hilm''e özenmektir. Yarın: Eşsiz merhameti ve sabrı...

