Bugün yeryüzünde 1.5 milyardan fazla Müslüman yaşamakta. Bunların büyük çoğunluğu da maalesef perişan halde. Avrupa''nın, ABD''nin, şunun bunun oyuncağı durumundalar... Bu ülkelerin normalde oturup, "Bu neden böyle oldu, nerede hata yaptık" diye düşünmeleri, birşeyler yapmaları gerekir, değil mi? Fakat ne mümkün! Bırakın birşeyler yapmayı, düşünecek durumda bile değiller; çünkü, düşünme melekeleri yok edildi. Her biri yere yaslandı, efendilerinden gelecek emri beklemekteler. Bu zillete düşmelerinin birçok sebepleri varsa da, başta geleni, nimetin kıymetini bilmemeleridir. Kaide belli; nimetin kıymeti bilinmezse elden gider... Bu milletler için Osmanlı bir nimet idi. Kıymetini bilmediler.. Hatta arkadan vurdular. İşte bugünkü perişanlıklarının sebebi, bu ihanetin bedelidir. Bunu idrak etmedikleri sürece bu zilletten kurtulmaları mümkün değil.
Şimdi gelelim, Osmanlıdan sonraki bizim durumumuza: Osmanlının teknolojik üstünlüğü kalmamıştı fakat, bir medeniyet sadece teknolojiden ibaret değildir. Osmanlının bir de kültürü, dini, inancı vardı: Aşırılıklardan uzak, Peygamberimiz ve Eshabının inancını temsil ediyordu bu inanç.
İşte bu nimetin kıymetini de biz bilmedik. Osmanlının kültürü 1970''li yıllara kadar öyle böyle devam etti. Daha sonraları arayışlar içine girildi.. Akıl almaz yollara sapıldı. Sanki, inancımız yokmuşçasına inanç ithalline başlandı. Nasıl mı oldu, özetlemeye çalışayım: Önce mezhepsizlik hareketi başladı. Osmanlı, (Türk) düşmanı, isyankâr ruhlu, Hasan el Benna, Seyyid Kutup, Mevdudi, Ali Şeriati, Humeyni, Cemalettin Efgani...gibi reformist kimselerin kitapları tercüme edilip, piyasaya sürülerek, inananlar isyana teşvik edildi. Siyasette din istismarı yapıldı. Osmanlıdan gelen, nakli esas alarak dini fıkıh kitaplarından öğrenme kaidesi bir tarafa bırakıldı. Her Müslüman bir Kur''an meali ve tefsiri alsın, bir de hadis külliyatı edinsin ve kendi kafasına, kendi görüşüne göre hüküm versin, hatasına düşüldü. İşte bu yanlış metod yüzündendir ki, Müslümanlar arasında binlerce hizip, fırka, görüş çıktı. Kafalara zerkedilen bu bozuk fikirler, metodlar İslama ve Müslümanlara çok zarar verdi, milyonlarca insanımızın kafalarını karıştırdı. Bundan dolayı bir boşluk meydana geldi; arayış içine girdi.
1970''li yılları yaşayanlar hatırlar. Önce siyasi destekli Kaddafi hayranlığı başladı. Dinle alakası olmayan, sinsice sosyalizmi aşılayan "Yeşil Kitab"ı bir anda meşhur oldu. Neredeyse Müslümanların el kitabı haline geldi. Az da olsa, aklı selim sahibi insanlar çıktı. Yapmayın etmeyin, bunun İslamiyetle alakası yok. Bizim böyle şeylere ihtiyacımız da yok. Ecdadımızın bıraktığı din bize yeter dediler. Fakat idrak eden nerede? Hatta bunu söyleyenler İslama ihanetle suçlandı. Zamanla Kaddafi''nin ne olduğu anlaşıldı. Hayranları başlarını önlerine eğmek zorunda kaldılar.
Şimdi de İslamı, Batı''nın hoşuna gideceği şekilde yeniden yorumlama, onlara şirin gösterme gayretleri başladı... Cenab-ı Hak, encamımızı hayreylesin. Eldeki nimetin kıymeti bilinmeyip, hassas terazi atılıp doğruyu eğriden ayıran bir ölçü olmayınca, nerede duracağı ne yapacağı belli olmuyor insanoğlunun. Doğruyu bulamayınca da, başı dertten, perişanlıktan kurtulmuyor...

