Kaydet
a- | +A

Hücre-i saadet''in ziyaretinden sonra Resulullah''ın kabri ile minberi arasında bulunan ve Ebu Lübabe hazretlerinin kendini bağlayarak tövbe ettiği direğe gelip, burada iki rekat namaz kılmalı ve Allahü teâlâya tövbe ve istigfarda bulunmalıdır. Dilediği duaları yapmalı, sonra Ravda-i mutahheraya gelmelidir. Burası kare şeklinde bir yerdir. Burada istediği kadar namaz kılmalı, dua etmeli, tesbihler okumalı, Allahü teâlâya hamd-ü senalarda bulunmalıdır.

Sonra minbere gelip, Resulullah''ın bereketinin kendisine ulaşması niyetiyle, Peygamber efendimizin hutbe okurlarken mübarek elini üzerine koydukları yere elini koymalıdır. Burada iki rekat namaz kılıp, Allahü teâlâdan dilediklerini istemeli ve Allahü teâlânın gadabından, rahmetine sığınmalıdır.

Sonra Hannane direğine gelmelidir. Bu direk, Resulullah efendimizin hutbe okumak için minbere geçtiğinden dolayı, kendisini terkettiği için inleyip, sonra Resulullah''ın inip, kendisini kucaklaması üzerine sükun bulan direktir. Burada kaldığı müddet içerisinde gecelerini Kur''an-ı kerim okumakla, Allahü teâlâyı zikretmek, minber ile kabrin yanında, gizli ve açıktan dua yapmakla ve rabıta yapmakla meşgul olmalıdır. Resulullah''ın mübarek zevcelerinin odaları, Mescid-i saadete katılmadan önce, Hücre-i saadetin kıble tarafında pek az yer vardı. Muvacehe-i saadete karşı durmak güçtü. Ziyaretçiler, Hücre-i saadetin Ravda-i mutahhera duvarındaki kapısı önünde kıbleye karşı durup, selam verirlerdi. Sonra imam-ı Zeynel''abidin, Ravda-i mutahherayı arkaya alıp, selam verirdi. Uzun zaman böyle ziyaret edildi. Mübarek zevcelerin odaları, mescide katıldıktan sonra, Muvacehe-i şerife penceresi önünde durup ziyaret edilmeye başlandı. Hz. Aişe''nin odası, üç metre yüksekliğinde, kerpiçle hurma dallarından yapılmıştı. Biri batı, öteki kuzey tarafında iki kapısı vardı. Batı kapısı, Ravda-i mutahhera tarafındadır. Hazret-i Ömer halifeliğinin son senelerinde Mescid-i seadeti genişletirken, Hücre-i saadetin etrafına taştan kısa bir duvar çevirdi.

Abdullah bin Zübeyr halifeliğinde bu duvarı yıkıp, siyah taştan daha sağlam yaptırdı. Üstü açık olan duvarın kuzey tarafında bir kapısı bulunuyordu. Hazret-i Hasen, kırk dokuz senesinde, vefat edince, vasiyeti gereğince, hazret-i Hüseyn, ağabeyisinin cenazesini Hücre-i saadet kapısına getirip, dua ve istigase edeceği zaman, buraya defn edeceklerini sanarak, içeri sokulmasını istemeyenler çıkınca, Baki'' Kabristanına defnettirdi. İleride bu şekilde hadiselerle karşılaşmamak düşüncesi ile duvarın ve odanın kapısını örerek kapattılar. Yarın: Kubbe-tül-hadra