Peygamber efendimiz, Cuma günleri hutbe irad ederken, asaya veya bir yaya seferde de, yaya dayanırdı. Peygamberimiz, asaya dayanmanın, Peygamber ahlakından olduğunu söyler, kendisi, asaya dayanır ve asaya dayanmayı da tavsiye buyururdu. Muaviye bin Ebi Süfyan''ın halifeliği sırasında, Peygamberimizin asası, Sa''dül Karazi''nin yanında bulunuyordu. Muaviye bin Ebi Süfyan, hicretin ellinci yılında hacca gelmişti. Peygamberimizin mescidindeki minberi söktürüp Şam''a nakl etmek istedi.
Sa''dül Karazi''nin yanında bulunan asayı istetti. Cabir bin Abdullah ile Ebu Hüreyre gidip ona: "Ey mü''minlerin emiri! Resul aleyhisselamın minberinin, konulmuş olduğu yerden sökülüp götürülmesi de, asasının Şam''a nakl edilmesi de doğru olmaz!" dediler. Bunun üzerine, Hz. Muaviye, onları bırakıp özür diledi. Abdullah bin Üneys''i, Peygamberimiz, mescidden evine götürüp ona bir asa verdi ve "Bu asayı yanında sakla ey Abdullah bin Üneys!" buyurdu. Abdullah bin Üneys, o asa ile halkın yanına varınca, kendisine: "Nedir bu asa?" diye sordular. O da "Bunu, bana, Resul aleyhisselam verdi ve yanımda saklamamı emr etti." dedi. Abdullah bin Üneys''e: "Resul aleyhisselamın yanına dön de bunu sana ne için verdiğini sor!" dediler. Bunun üzerine, Abdullah bin Üneys, Peygamberimizin yanına dönüp: "Ya Resulallah! Bu asayı, bana, ne için verdin?" diye sordu. Peygamberimiz: "Bu, kıyamet günü, aramızda bir alamettir! O zaman Cennette insanların, asaya dayananları pek azdır! Sen, buna Cennette dayanırsın!" buyurdu. Abdullah bin Üneys, onu, kılıcı ile birlikte bulundurup yanından hiç ayırmadı. Ölüm döşeğine düştüğü zaman da, onu, kefeninin içine koymalarını ve kendisiyle birlikte gömmelerini ev halkına vasiyyet etti. Bedeni ile kefeni arasına konulup kendisinin vasiyeti, yerine getirildi. Yarın: Peygamberimizin taşıdığı yedi şey

