Resulullah efendimiz ile Kureyş arasındaki andlaşmayı Hz. Ali bin Ebi Talib yazdı. Andlaşmanın başına, " Bismillahirrahmanirrahim ve Muhammedün Resulullah" yazdı.
Süheyl bin Amr o sırada henüz iman etmemişti. Dedi ki; bizim kitabımıza göre ben Rahmanı bilmem, onun yerine Bismike Allahümme yaz!. Muhammedün Resulullah yerine de Muhammed bin Abdullah yaz. Eğer bize Onun Peygamberliği malum olsaydı Onunla savaşmazdık. Böylece Eshab-ı kiram ile Süheyl arasında epeyce konuşmalar geçti. Resulullah, Ya Ali! Onu sil, Süheyl''in dediği gibi yaz, buyurdu.
Hazret-i Ali edebinden silmeye eli varmadı. Resulullah kendisi sildi ve buyurdu ki: "Ey Ali! Bir gün senin başına da böyle bir hadise gelir". Nitekim Sıffin''den sonra hazret-i Ali ile hazret-i Muaviye arasında andlaşma yapıldı. Andlaşmayı yazan katib, Emir-ül mü''minin Ali diye yazdı.
Hazret-i Muaviye katibe Emir-ül müminin diye yazma, eğer onun Emir-ül müminin olduğunu kabul etseydim, andlaşmaya lüzüm kalmazdı, dedi. Hazret-i Ali bunu işitince, Resulullahın sözlerini hatırlayıp, "İşte O''nun söylediği çıktı" dedi. HHH Resulullah Hudeybiye''de yirmi gün kadar kaldıkdan sonra geri döndüler. Eshab-ı kiram, konaklama yerlerinden birinde yiyeceklerinin kalmadığını bildirdiler.
Hazret-i Ömer Resulullahın huzuruna gelip; Ya Resulallah! Halkın binecek başka hayvanları yok. Azıklarından kalanları bir araya toplasalar da, Allahü teâlânın fadlı ve inayetiyle bereket vermesi için dua buyursanız. Sizin duanız şübhesiz ki kabul olunur, dedi.
Sonra Eshabdan bir avuç hurması ve bir avuç seviki (kavrulmuş un) olanlar, onları bir araya topladılar. Resulullah bereket için Allahü teâlâya dua etti. Kimin kabı varsa, getirsin buyurup, getirilen bütün kabları o bereketlenerek artan yiyeceklerle doldurdu.
Öyle ki develer taşımaktan aciz kalıyorlardı. Konakladıkları o yerden ayrıldılar. Mevsimin yaz olması sebebiyle hava açık ve çok sıcaktı. Allahü teâlâ bir de öyle yağmur yağdırdı ki, hepsi suya kandılar ve kablarını doldurdular. HHH
Resulullah efendimiz, Selit bin Amr ibni As ile Yemame''de bulunan, Hevze bin Ali el-Hanefiye islama davet mektubu gönderdi. Hevze bin Ali şöyle cevap yazdı: Ben kavmimin şairi ve hatibiyim. Arablar benden çekinirler. Senin halkı davet ettiğin şey gayet güzeldir. Fakat bana bir iş, bir yerin idaresini verirsen sana tabi olurum! Resulullah kabul etmedi. Hevze bin Ali''nin elinde olan mülkü de elinden gitti. Perişan hale düştü. Yarın: "Gidin
sahibinize söyleyin!"

