Sakif kabilesinden bir kimse ile ensardan bir zat, Resulullahdan bazı sualler sormak için biraraya gelmişlerdi. Sakif kabilesinden olan kimse, ensardan olan zata sen Medinelisin, sualini her zaman sorabilirsin. Müsaade edersen, önce ben suallerimi arz edeyim, dedi.
O da musaade etti. Sakif kabilesinden olan kimse, Resulullahın huzuruna vardı. Resulullah ona sualini sen mi sorarsın, yoksa ben mi söyliyeyim, buyurdu. Ya Resulallah siz söyleyiniz dedi. "Senin suallerin namaz ve oruçla ilgilidir," buyurarak cevaplandırdı. O kimse seni Peygamber olarak gönderen Allah hakkı için benim suallerim buyurduğunuz gibi bunlar idi, dedi. Sonra ensardan olan zat, Resulullahın huzuruna yaklaştı. Ona da suallerini ben mi söyleyeyim, sen mi söylersin buyurdu. Siz söyleyin ya Resulallah dedi. Senin suallerin hacdan, arefe gününden, saç kesmekten ve tavaftandır, buyurarak hepsini cevaplandırdı. Ensardan olan zat, Allah hakkı için benim suallerim de bunlardı, dedi. º º º
Ebu Hüreyre şöyle anlatmıştır: Resulullah zamanında iki kişi vardı. Birisi sohbetlere devamlı gelirdi. Diğeri ise sohbetlere az gelir ve iyi ameli de az görülürdü. Sohbetlere devamlı gelen kimse, bir gün Resulullaha kıyamet ne zaman kopacakdır diye sordu. Resulullah "Kıyamet için ne hazırladın?" buyurdu.
Allahü teâlânın ve Resulünün muhabbetini hazırladım, dedi. Resulullah ona "Sen sevdiklerinle beraber olacaksın!" buyurdu. Sohbetlere az gelen kimse vefat etti.
Resulullah, "Biliyor musunuz, Allahü teâlâ o kişiyi Cennete koydu" buyurdu. Eshab-ı kiram hayret ederek birbirlerine bakıştılar. Bu hali o şahsın hanımına, yine hayretlerini belirterek söylediler. Hanımı şöyle dedi: Kocam her ezan okunduğunda, müezzin La ilahe illallah deyince "Allahtan başka ilah olmadığına şehadet ederim. Her şehadet edene Allahü teâlânın kafi geleceğine inanırım" derdi.
Müezzin, Eşhedü enne Muhammeden Resulullah deyince de: "Her şehadet eden gibi şehadet ederim. Bu imanım bana kafidir" derdi. Bu sözleri duyanlar, Resulullahın huzuruna döndüklerinde, daha onlar bir şey söylemeden Resulullah, o kimsenin hanımının anlattıklarını söyledi ve Allahü teâlâ onu, bu sebeple Cennete koydu, buyurdu. º º º
Habib bin Mesleme-i Fihri Medineye gelip, Resulullah efendimizin huzuruna gitmişti. Peşinden babası gelip, ya Resulallah, benim bu oğlum elim ayağım gibidir diyerek onu götürmek istedi. Resulullah efendimiz, Habibe kalk babanla geri dön. Çünkü, onun ömrü az kalmıştır. Yakında vefat eder, buyurdu. Babası o sene vefat etti.
Yarın: "Fetva verseler bile
sen kalbine bak"

