Kaydet
a- | +A

Seminerlerini takip edenler bilir. Gelişim, değişim, yöneticilik üzerine verdiği seminerlerde Sn. Dr. Resul İzmirli en çok takım çalışması üzerinde durur. Tatbikatını da bizzat kendisi yapar: Her fırsatta kendi ekibini sahneye çıkartıp tanıtır izleyicilere. (Bu arada ilgililerine bir tiyo vereyim: Şimdiye kadar sadece Holding içi seminerler veren Sn. İzmirli yoğun talep üzerine dışa açılma hazırlığında. İrtibat için faks: (0212 875 73 00) Sadece Sayın İzmirli değil, gözünden at gözlüğünü çıkarmış herkes aynı şeyi söylüyor aslında. Çünkü, aklın yolu birdir. Bütün profesyonel yöneticiler, dünyaya açılmış sanayiciler aynı şeyi söylüyorlar hep. Değerli sanayicimiz Sn. Sakıp Sabancı da son zamanlarda söyledikleri, yazdıkları ile ekip çalışması üzerinde duruyor: Eskiden tek bir kişinin başarıya ulaşması mümkündü. Bir kişi düşünür, üretir, satar ve başarılı olabilirdi.

''Tek başına bir ordu'' devri geçti. Günümüzde artık bir kişinin tek başına başarıya ulaşması imkansız. Başarıya ulaşmak için daha önce yapılmışlardan farklı bir şeyi yapsa, üretilmemiş bir malı üretse, çok iyi bir kitap yazsa, bir resim yapsa, bir keşifte bulunsa, bir fikir geliştirse bile bunu bir başkalarının uygulamaya dönüştürmesi, pazarlaması, satması, anlatması, reklamını yapması gerekiyor. Kişisel başarıların devri, onun için, geçti. Artık başarı ekip çalışmasında, çekirdek kadroda... Dikkat ediniz, sanayide, teknolojide, tıpta... kişisel olarak başarının doruğuna çıkmış kimselerin bile mutlaka arkalarında bir çekirdek kadronun desteği vardır.

O çekirdek kadro, onları ya maddi olarak ya profesyonelce ya da tanıtım bakımından öne çıkarmıştır. Başarıda, takım ruhunun korunması için çekirdek kadronun mutlaka güçlü olması ve birlikte çalışma alışkanlığını sürdürmesi gerekir. Buna bir örnek vermek gerekirse; futbol iyi bir örnektir: Futbolda başarıya ulaşmak, gol kralı olmak tek başına mümkün değildir. İyi futbol oynayan bir takım olacak. O takımın bütün oyuncuları birbirini tanıyacak. Birlikte oyun kuracak. Çaba gösterecek. Kale önünde gol atacak futbolcuya en iyi pasları verecek ki, o oyuncu da golü atsın. Ve de, gol kralı olsun.

Gol kralı olan bütün marifeti kendinde sanır, bütün başarıyı kişileştirir ise, arkasında oyunu kuracak, ona pas verecek takım bulamaz.

Takımı sık sık değiştirir ise, takım önce kendi aralarında, sonra da, gol atmak için şut bekleyen oyuncu ile uyum sağlayamaz. Bunun için, başarının her safhasında, başarının mükafatını takım arkadaşları ile paylaşmak şarttır. İyi bir futbolcusunuz. Gol kralı olmayı başardınız. O yıl Dünya Kupası''nda on gol attınız. Bu başarının karşılığı olarak belli bir para cebinize girdi. Siz bu imkanı gol kralı olduğunuz için elde ettiniz, ama, unutmayınız ki, gol kralı olmanızı arkanızdaki takım sağladı.

Eğer, bu başarının ürünü olan imkanı, takım arkadaşlarınızla paylaşmazsanız, bir sonraki Dünya Kupası''nda onlar sizin başarınız için gereken çabayı göstermez.

Siz bırakınız yirmi golü, on gol atamazsınız. Başarıyı kaybedersiniz. İnsan olarak düşünün. Kendi kendinize değerlendirme yapın. Neden takım arkadaşlarınız, hiç bir menfaatleri olmadığı halde sizi gol şampiyonu yapmak, başarıya ulaştırmak için çaba göstersin? Artık, yöneticinin sabahtan akşama kadar masasının başından ayrılmaması dönemi çoktan geçti... Eskiden, mal ve hizmet üretimi kol gücü ile yapılırken, yöneticinin sorumluluğu; işçiden önce işyerine gelmek, işçiden sonra çıkmak, işçinin girişini çıkışını kontrol etmek, işçinin makinenin başından ayrılmamasına, devamlı çalışmasına göz kulak olmaktı.

Bu nedenle mesai kavramı, işe başlama ve işten ayrılma saati ile ifade edilirdi. İş sırasında bir şey okumak, bir şey yazmak, telefonla konuşmak, dalga geçmek sayılırdı. Hele hele yöneticinin şehir içinde, yurt içinde, yurt dışında seyahate çıkması işten kaytarma olarak bilinirdi.

Bilgi toplumunda yöneticinin fonksiyonu değişti. Yönetici fikir üretmek, proje geliştirmek, gelişmeleri izlemek, fırsatları değerlendirmek, pazarlamak, girdileri en ucuza temin etmek, bilgi birikimi sağlamak zorunda. Bunu yapmayan başarılı olamaz.

Bugün, artık sabah işine en erken gelip, akşam işinden en geç çıkan, gün boyu masasından hiç kalkmayan yönetici, başarıya katkıda bulunması imkansız ve lüzumsuz bir yöneticidir. Günümüzde bir yöneticinin kendi işiyle ilgili çevresi ne kadar geniş ise, ne kadar çok bilgi kaynağına ulaşabiliyor ise, başarıya katkısı o ölçüde artar. Bu da ancak, ekip çalışmasıyla; ekipteki elemanlara değer vermekle, onlara imkan sağlamakla olur.

Bugün, başarı, "Ben başardım" diyenlerin değil, "Biz başardık" diyenlerindir!..