Kaydet
a- | +A

Dün Ahmet Arvasi Bey''in, Arap ülkelerindeki ve Türkistan''daki ceditçilik (reform) hareketi ile ilgili sözlerini nakletmiştim. Bugün bu konuyu biraz açmak istiyorum. Bu hareketi başlatanlar kimlerdi, maksatları ne idi? Sakarya Üniversitesi öğretim üyesi Sn. Alaeddin Yalçınkaya''nın çalışmalarından da istifade ederek bu soruların cevabını bulmaya çalışalım:

Ruslar, Türkleri Ruslaştırmak; hiç olmazsa Türk ve İslâm dininden, kültüründen, hayat tarzından mümkün olduğu kadar uzaklaştırmak istiyorlardı. Bu hedefe ulaşmada önce maneviyatın sarsılması gerekiyordu...Bu konuda kendilerine yardımcı olacak kimseleri bulmakta zorlanmadılar. Daha 19. Yüzyılın başında dinde reformun gereğini savunan Abu Nasır Kursavî bunlardan biriydi. Sapıklıkta o kadar mesafe aldı ki, kâfirlik ve dinsizlik suçu ile yargılandı. Başta Şehabettin Mercânî olmak üzere daha sonraki bütün reformistler onun fikirlerini esas almışlardır.

Mercânî''nin, reformist fikirlerini de Musa Carullah Bigiyev devam ettirdi. En büyük hedefi mezhepleri kaldırmaktı. Alimleri, fıkıh kitaplarını yıkmadıkça bunu başaramayacağını bildiği için de hep bunlara saldırdı. Alimlere ve mezheplere sahip çıkan Osmanlı da bu düşmanlıktan nasibini aldı. Bigiyev''in tek hedefi, ictihat kapısını açmak, aklı esaretten kurtarmak, yani 14 asırdır devam eden mezhepleri, alimleri, fıkıh kitaplarını, bir tarafa atıp, doğrudan Kur''an-ı kerime yönelmek... Maksad da belli... Herkes kendi anladığı yalan yanlış bilgilere "din" diye sarılacak. Dolayısıyla ortada din diye bir şey kalmayacak.

Rusya''daki "reformcular", İslâm''ın içinde bulunduğu sıkıntılı durumun sorumluları olarak geleneksel yani reformcu olmayan İslâm ulemâsını gösteriyordu. İlk yapılması gereken şey bir eğitim reformuyla geçmişle olan bağları koparmaktı.

Reformcuların en çok etkilendikleri kişi Cemâleddin Efgânî idi. Bu yüzden Efgânî veya reformcular hakkında söylenenlere paralel tenkitler bunlar için de söz konusudur. Hem Osmanlının yolunda olmak, hem de bu hareketi desteklemek tezat teşkil eder. Osmanlının yıkılışından sonra, talep edilmesine rağmen Türkiye Cumhuriyeti''nin de bu reformculara destek vermemesi mânidardır.

Star Gazetesi yazarlarından Halit Kakınç''ın, "ceditçiler" ile ilgili 8-9 Aralık 1999 yazısından da kısa bir özet vermek istiyorum... "19''uncu Yüzyıl''da Çarlık Rusyası''nda doğan Dil''de ve Kültür''de Türkçülük, etno-sosyolojik karakterdedir. Gökalp ile başladığı sanılan... Gaspıralı''ya, Akçura''ya, Ahundzade''ye ve Mercani''ye kadar uzanan bu hareketin kökleri, aslında daha da eskidir.

Bu akımın temelini atan isim, Ebu Nasır el-Kursavi''dir. El Kursavi, eğer Türk Dünyası''nın Reform Çağı''ndan söz edilebilecekse, bu dünyanın ilk reformistidir. Türkiye''de bu konuda yürütülen tartışmaları biliyoruz... Bana göre, bu gibilerin öncülü, Kazanlı din ve bilim adamı Şahabettin Mercani''dir.

Ebu Nasır el-Kursavi''nin görüşlerini benimseyerek genişleten Şehabettin Mercani, yaklaşık 150 yıl kadar önce, bir faaliyet programı geliştirmiştir. Mercani''nin faaliyet programı, şu altı madde''den meydana gelmiştir... 1) Dini konularda, herkes, kendi aklı ile Kur''an-ı Kerim''de cevap arayacak.2) Bir müslümanın diğer bir müslümana körü körüne bağlanmasına son verilecek.3) Skolastik içerikli eski ve yararsız kitaplar, medreselerden atılacak.4) Medreselerde Kur''an meali ve İslam Tarihi üzerine dersler verilecek. 5) Medreselerde, ders programlarına, pozitif bilimler ve Rusça derslerinin eklenmesine muhalefet edilmeyecek.6) Müslümanlar, Hz. Muhammed döneminin İslam Kültürü''nü benimseyecek."

Mercanî''nin hedefi; Dinimize ait bilinen bütün bilgileri atıp, dini yeniden yorumlamak, başka bir ifade ile yeni bir din kurmak... Programın kısa özeti bu...