Abdullah bin Ebilhamsa anlatır: Peygamberliği bildirilmeden önce Resul aleyhisselamla birlikte bir alış verişte bulunmuş ve bu alış verişten, kendisine biraz vereceğim kalmıştı. Onu, bulunacağı filan yere getireceğime de söz vermiştim.
Bu sözümü, iki gün, unuttum. Üçüncü gün, hatırlayıp sabahleyin gittiğim zaman, Onu, yerinde buldum.
Bana,"Ey delikanlı! Sen, beni sıkıntıda bıraktın. Ben, şuracıkta üç günden beridir ki, hep seni bekleyip duruyorum!" buyurdu.
Müşrikler, Huzeyfetülyeman''ı, babası Huseyl
ile birlikte Bedir''e giderlerken yakaladılar. Onlara "Siz, her halde, Muhammed''in yanına gitmek istiyorsunuzdur?" dediler. Onlar "Bizim, Medine''ye gitmekten başka maksadımız yok!" dediler.
Bunun üzerine, Medine''ye dönmek, Peygamberimizle birlikte bulunmamak ve çarpışmaya katılmamak üzere kendilerinden kesin söz aldılar.
Fakat, Huzeyfe ile babası, Peygamberimizin yanına geldiler. Başlarından geçeni, Peygamberimize anlattılar.
Peygamberimiz, onlara "Medine''ye dönünüz! Onlara verdiğiniz sözü, yerine getiriniz! Biz de, müşriklere karşı, Allah''ın yardımını dileriz!" buyurdu.
Hudeybiye Muahedesi gereğince: Kureyşilerden, velisinin izni ve haberi olmaksızın Peygamberimizin yanına gelecek kimseler, Kureyşilere geri çevrilecekti.
Muahede maddeleri yazdırılıp bitirildiği sırada, Kureyş Temsilcisi Süheyl bin Amr''ın oğlu Ebu Cendel, ayaklarına Bukağı, köstek vurulmuş bir halde, zincirini sürüyerek yavaş yavaş Peygamberimizin yanına kadar geldi.
Ebu Cendel, Müslüman olduğu için, müşrikler tarafından zincire vurulmuş Mekke''nin alt tarafından ıssız bir yerden kaçmış kendisini, Müslümanların arasına atmıştı.
Süheyl bin Amr "İşte, ey Muhammed! Üzerinde, seninle anlaştığım Anlaşma gereğince, bana geri çevireceğin kişilerin ilki!" dedi.
Peygamberimiz "Ey Ebu Cendel! Şu kavimle aramızda yazılan barış yazısı tamamlandı. Sen, biraz daha katlan! Allah''tan da, bunun ecrini, mükafatını dile.
Hiç şüphesiz, yüce Allah, senin için ve senin yanında bulunan zaif ve kimsesiz Müslümanlar için bir genişlik ve çıkar yol yaratacaktır.
Biz, şu kavim ile aramızda bir barış anlaşması yapmış ve bu hususta kendilerine Allah''ın ahdiyle söz vermiş bulunuyoruz. Verdiğimiz söze vefasızlık edemeyiz!" buyurmuş onu, yüreği sızlaya sızlaya müşriklere teslim etmiştir.
Yarın: Her meseleyi çözerdi

