Küçük bir kaya kovuğunda yaşayan bir böcek için dünya, bu kovuktan ibarettir. Burada gördüğü bir su birikintisi, ucu bucağı olmayan bir deryadır, bir okyanustur böcek için...
Ufku dar olan insanın hâli de buna benzer. Bu durum, ticarî hayat için de, sosyal hayat için de geçerlidir. Ufku açık olan, ileriyi gören insanların meydana getirdiği sosyal yapı sağlam olur. Fert olarak kendini yenilemenin, çevreyi genişletmenin birçok yolu vardır. İşte size sosyal çevrenizi, ufkunuzu genişletmeye yardımcı olacak birkaç yol: 1- Kabuğunuza çekilip, çevrenizi sınırlandırmayın! Sosyal çevreyi sınırlandırmak, hizmeti sınırlandırmak olur. İnsanın kendisine ve çevresine faydalı olabilmesi, insanları anlama konusunda uzman olmasına bağlıdır. Bunun için yeni arkadaşlar edinin, yeni organizasyonlara katılın, sosyal çevrenizi artırın. Böylece tıpkı herşeyde olduğu gibi, insanlardaki çeşitlilik de hayata yeni çeşniler katar ve onu daha da zenginleştirir. Bu, güzel bir zihinsel beslenmedir. 2- Bakış açıları sizden farklı olan insanları, fikirleri tanıyın! İçinde bulunduğumuz bu modern çağda, dar bir çevrede kalmış bireyin fazla geleceği olamaz. Sorumluluk ve önemli mevkiler; işi her iki tarafından da gören insanlara doğru gider. Sadece kendi meslek grubunuzdaki insanlarla görüşmeyin. Her meslek grubundan ahbaplarınız olsun... Zıt mizaçlı kişilerle de ahbaplık kurun. İnsanlarla anlaşabilmek, onlara faydalı olabilmek, onları tanımakla mümkündür. Toplumdaki kavgaların sebebi de, insanların birbirlerini iyi tanımamalarından ileri gelir. Karşısındakini iyi tanıyan, huyunu suyunu bilen, onun damarına, nasırına basmaz. Bunun için de geçimsizlik olmaz.
Tutum ve davranışlar kişinin aynasıdır. Düşüncelerimizi yansıtırlar. Masasında oturan arkadaşınızın aklından geçenleri okuyabilirsiniz. Kullandığı ifade ve üslubu gözleyerek, konuşanın ne düşündüğünü anlayabilirsiniz. 3- Teferruatla uğraşan, pireyi deve yapan kişilerle arkadaş olmayın! Fikirleriniz ve konuştuklarınızdan çok, evinizin büyüklüğü ve sahip olduğunuz veya olmadığınız eşyalarla ilgilenen dedikodu üreten kişiler küçük insanlardır. Olumlu şeylerle ilgilenen, sizin başarınızı görmekten gerçekten mutluluk duyacak kişilerle arkadaş olun. Kıskanç insanlardan uzak durun! Planlarınıza ve fikirlerinize, size cesaret vererek katılacak kişilerle arkadaş olun! Eğer böyle değil de, kendinize yakın arkadaş olarak küçük şeylerle ilgilenen insanlar seçerseniz, siz de giderek küçük şeyler düşünen bir kişi hâline gelirsiniz. Sakın, "İş bilen başarılı insanlara nasıl ulaşacağız, bu mümkün mü" diye düşünmeyin! Pek çok kimsede, başarılı kimselere ulaşamama düşüncesi var. Aslında başarılı insanlar dedikodudan, uzak alçak gönüllü, yardıma açık kimselerdir. Kıskanç, cimri değillerdir. Bildiklerini, tecrübelerini anlatacak kimseler ararlar. Bildiklerini anlattıkça da mutluluk duyarlar. Eğer bir kimsenin yanına yaklaşılamıyorsa, maiyetindeki kimseler veya rastgele kimseler samimî olmak kaydıyla gelip bir şey danışamıyorlarsa, bunun başarısı da, büyüklüğü de "Sözde"dir. Sözde büyük adamdır. Nitekim hadis-i şerifte buyuruldu ki: "İnsanların en kötüsü, zararından kurtulmak için yanına yaklaşılmayan kimsedir."
Ancak, başarılı kimselerin; herhangi bir arzusu olmayan, heyecanını kaybetmiş kişilere tavsiyede ve nasihatte bulunacak kadar zamanları yoktur.
Başarılı kimseler, başarının düşmanı olan hasede, dedikoduya iltifat etmezler. Çünkü, dedikoduyu küçük insanlar yapar. Dedikodu, insanlar hakkında yapılan olumsuz konuşmalardır. Olumsuzluklar çevreyi daraltır. Büyük insan, kişiyle değil işi ile uğraşır. Bir Amerikan firması verimi düşürdüğü gerekçesiyle işyerinde dedikoduyu yasaklamıştır. Şunu unutmayın: Elinize geçirdiğiniz jiletle, komşunuzun evindeki mobilyalarını parçalamanız, sizin evinizdeki mobilyaların daha iyi görünmesini sağlamaz.

