Asırlardan beri ''kaybolan hayat''lara dair hikâyeler gittikçe birikiyor... Sessizce aramızdan çekip giden yitik yüzlerin akıbeti bilinmiyor. Fakir-fukara masallarını anlatmayı ne de çok sevdik... Oysa fukaralara ait hikayeler ekranlarda. Sefalet içinde nasıl öldüklerine dair haberler her gün gazete sayfalarında... Seyrediyor, okuyor ve dramlarına belki de gülüp geçiyoruz.
*
Eskiler derdi ki; fukaraysan doktor bile yok. Kahve köşelerinde düşman olduklarının mal varlığı ile çene yoranlar; burnunun dibinde yokluk çekerek çırpınan fukaraca yaşayan dostlarını ise aklına dahi getirdiği yok... *
Kuru bir masaldan ibaret millete hizmet...
''Bir varmış, bir yokmuş'' masallarına sığınan fukaralar umudun yolunu gözlemekle ömür tüketiyor.
Batılılar; "Umut bir yöntem olamaz!" derken, bizde umut hâlâ fukaranın ekmeği... Medeniyetin bekleme odalarında nice hayatlar tükeniyor. Birileri durmadan kazanırken, birileri neden hiç kazanamadan kaybediyor? *
Basın; fukaraların başına gelen felaketleri yazmakla sadece sayfalarını ve yayın saatlerini dolduruyor...
İtibar ettikleri ise fırtınalı hayat yaşayanlar... Fukara hayatlar sadece dolgu malzemesi...

