Küresel rekabet kızışıyor!
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, önümüzdeki günlerde Çin'e önemli bir ziyaret gerçekleştirecek. Bu gezi, Şanghay İşbirliği Örgütü (SCO) Zirvesi'ni ve İkinci Dünya Savaşı'nın 80. yıl dönümü anma etkinliklerini kapsıyor. Ziyaret, Rusya-Çin ilişkilerinin zirveye çıktığı bir dönemde gerçekleşiyor ve dünya siyasetinde yeni dengeleri şekillendirebilecek bir nitelik taşıyor! Özellikle Batı yaptırımları altında olan Rusya için bu buluşma, stratejik bir destek kaynağı olarak görülüyor.
Putin’in Çin ziyareti, SCO Zirvesi ile başlayacak. SCO, 2001 yılında kurulan bir bölgesel örgüt ve başta güvenlik, ekonomi ile kültürel iş birliğini teşvik etmek amacıyla hareket ediyor. Bu yılki zirvenin katılımcıları arasında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-un gibi isimlerin yanı sıra Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan, İran, Pakistan ve Belarus liderleri de var...
SCO Zirvesi'nin temel amacı, üye ülkeler arasında karşılıklı güveni artırmak ve olası ortak tehditlere karşı koordineli bir yaklaşım geliştirmek. Örgüt, terörizm, ayrılıkçılık ve aşırıcılık gibi "üç riske" odaklanıyor. Bunların yanı sıra ekonomik iş birliği ön planda; ticaret hacmini genişletmek, enerji projeleri yürütmek ve finansal yenilikler yapmak da bu zirvenin gündeminde.
Zirve, küresel ticaretin önemli bir kısmını temsil eden ülkeleri bir araya getirerek, Asya-Pasifik bölgesinde istikrarı güçlendirmeyi amaçlıyor. Ayrıca, dijital ekonomi, çevre koruma ve altyapı yatırımları gibi konular da masaya yatırılacak. Bu yılki toplantıda, SCO'nun genişlemesi ve yeni üyelik başvuruları da tartışılacak, ki bu gelişme de örgütün küresel etkisini artırabilir.
Bu toplantı, daha geniş bir jeopolitik bağlamda neyi hedefliyor?
Öncelikle, Rusya ve Çin'in stratejik ortaklığını derinleştirmeyi, Ukrayna krizi nedeniyle Batı yaptırımlarıyla boğuşan Rusya’yı, Çin'den büyük ekonomik destek alarak rahatlatmayı amaçlıyor zira her iki ülke arasındaki ticaret hacmi rekor seviyelere ulaştı; enerji ihracatı, teknoloji transferi ve savunma iş birliği, görünenin de üzerinde bir potansiyele sahip.
Son Rusya seyahatimde ülkede çok büyük bir Çinli turistin varlığı dikkatimi çekmişti. Hatta kızım “Anne Rusya’yı Çin işgal etmiş!” diye espri yapmıştı. Gerçekten de caddeler sokaklar Çinli turistlerden geçilmiyordu. Dolayısıyla Çin ve Rusya ilişkisinin görüldüğünden de daha derin ve kapsamlı olduğunu düşünüyorum.
Çin Zirvesi, bir yandan da "Küresel Güney" ülkelerinin dayanışmasını pekiştirerek, ABD ve Avrupa'nın hâkimiyetine bir meydan okuma özelliğine de sahip! Esasında Putin'in Çin ziyareti, bu ittifakı hem somutlaştırıyor ve hem de Kuzey Kore gibi müttefikleri dâhil ederek, Asya'da yeni bir güç dengesi kurmayı amaçlıyor. Ayrıca, “İkinci Dünya Savaşı Anmaları”, tarihî bir hatırlatma olarak kullanılıyor!
Tarihsel açıdan bakıldığında, Rusya-Çin ilişkileri “Soğuk Savaş” döneminden beri inişli çıkışlı. Ancak son yıllarda, ortak çıkarlar onları yakınlaştırdı. Putin ve Xi, defalarca "sınırsız dostluk" vurgusu yaptı. Bu ziyaret, 2024'teki Pekin buluşmasının devamı niteliğinde. Ortak askerî tatbikatlar ve istihbarat paylaşımı, Rusya'nın petrol ve gaz ihracatı, Çin'in teknolojik yatırımları için çıkış yolları aranacak!
Ancak SCO içinde bazı sorunların olduğunu söyleyelim. Nitekim Hindistan ve Çin arasında sınır anlaşmazlıkları var! Hindistan lideri Modi’nin katılımı, dengeleri korumak için önemli, ancak bu sorunlardan dolayı zirveden radikal kararlar çıkması zor olabilir.
Hasılı, Putin’in Çin seyahati, sadece diplomatik bir ziyaret değil; değişen dünya düzeninde ABD ve BATI’ya karşı DOĞU'nun yükselişini simgeliyor! Bu buluşma Batı'ya karşı birlik mesajı verirken, ekonomik fırsatların da altyapısı oluşturuluyor ve Asya'nın geleceğine yeniden şekil veriliyor.
Gelecek aylarda bu zirvenin etkilerini, ticaret rakamlarından güvenlik anlaşmalarına kadar daha net göreceğiz.
Bu ziyaret, çok kutuplu (multipolar) bir dünyanın da habercisi olabilir.
Meryem Aybike Sinan'ın önceki yazıları...