Amerika, Avrupa''ya dönüp; "Çikita muz alın" diye kükrüyor. Avrupa ise, "Afrika ile aramda hukuk var. Önce Afrika muzu" diye ayak diretiyor. İngiltere, Fransa''nın sığır eti almamasına bozuluyor ve "Sen et almazsan, ben de şarabını içmem arkadaş" diye efeleniyor. Global ekonomi işte böyle işliyor... Al gülüm, ver gülüm... Herkes birbirine bir şeyler kakalamaya çalışıyor. Oyun bu. Herkesin elinde oyuna yetecek kadar taş olmalı. Kimin taşı önce biterse oyunda yanıyor.
SENDEN O BENDEN BU Türkiye şimdilerde, "Kredi verin nükleer enerji yatırımı yapalım. Kredi verin köprü kuralım. Gelin boru hattını ortak döşeyelim." deyip, boynunu büküyor. Bu kadarına razı oluyor. Bu hep böyle gitmez. Giderse, çile bitmez!..Elin oğlu ürününü getirip, karşımıza dikildiğinde; masanın üstüne koyacak bizim de malımızın olması lâzım. "Ondan alırım ama sen de şunu alacaksın" diyebileceğimiz ürünümüz yoksa, yandık ki ne yandık. Sömürge oluruz da, halimize ağlayan olmaz. Onun için şimdiden tarımda 3, sanayide 5, turizmde 10 alternatifimizin olması gerekiyor. ''Senden internet, benden yumurta... Senden teknoloji, benden traktör... Senden tank, benden mermi... Senden uçak, benden otomobil...'' Globalleşme kitabında böyle yazıyor. Bu kitabı iyi okumalı, hatta ezberlemeliyiz.
REFORM ŞARTI Tarım ve Köyişleri Bakanlığı''na, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı''na, Turizm Bakanlığı''na, Enerji Bakanlığı''na... çok ama çok iş düşüyor. Tarımda iddialı olduğumuz bazı ürünlere ağırlık vermek, sanayide cazibe merkezi olmak, turizmde bir numaraya çıkmak için gerekli reformların hemen yapılması gerekiyor. Herkese otomobil imtiyazı vermek, herkese her ürünü ektirmek, herkesi beyaz eşya üreticisi yapmak iş değil. Hangi ürünün rekabet şansı var önce onu bulmak, sonra da o işi yapanı ayağa kaldırmak için ne gerekiyorsa yapmak lâzım. Ülkemize muz Güney Amerika''dan gelecekse, biz kime ne satacağız?.. Öyle ya, her şeyi ihraç edemiyorsak, her şeyi ithal de edemeyiz... Elimizdeki imkânları ortaya koyup, hangi sektöre, hangi imkânı vereceğimizi bir an önce kararlaştırmalıyız. 2000 yılında da, 1900''lü yıllardaki hataları tekrarlayacak olursak, vay halimize!.. Kaş yapayım derken, göz çıkarmayalım. Globalleşeceğiz derken, evdeki pirinçten de olmayalım.
MİLLİ MUTABAKAT Bakanlıkların kanun hazırladığını biliyorum. Hemen söyleyeyim ki; kanunla bir yere varılmaz. Kanun, hür teşebbüsün önünü tıkamaktan öteye gitmiyor. Tecrübeyle sabit. Tepeden inmecilikle bir yere varılmıyor. Yapılacak olan tek şey milli mutabakat. Tabandan gelen talebe kulak vermek gerekiyor. Sanayici, esnaf, sanatkâr, çiftçi, hizmet sektörü... hepsi araştırmalı, hepsi koşuşturmalı. Bakanlıklar da koordinasyon görevi yapmalı... Mutabakat sonuçları da zaten kanun oluyor. Odaların, birliklerin, siadların terleyeceği bir dönem. Ayak oyunuyla, köylüye madik atmakla, ucuz politikalarla kaybecek vaktimiz yok.

