Stand-by oldu, oluyor. Bundan sonra artık sık sık IMF Türkiye Şefi Carlo Cottarelli''yi göreceğiz. IMF''nin adetidir: Biraz havuç veriyor, biraz sopa vuruyor. Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp, önceki gün IMF''nin 4 milyar dolar yardım vereceğini açıkladı. Önümüzdeki sene 1,5 milyar dolarını kullanacağımız bu para ile birlikte 3 senelik bir serüven başlıyor. Havucu yiyip, dolaşıvermek yok. Sopaya ses çıkarmak da yok!.. 16 defa kayış attık ama şimdi her iki taraf da kararlı. IMF ile yapılan 17''nci stand-by anlaşmasının sonuç vermesi isteniyor.
KRİZE KARŞI 15-16 Aralık günleri Berlin''de yapılan G-20 toplantısında krizlere karşı ortak tedbirler üretmek için mutabakata varıldı. ABD Hazine Bakanı Lawrence Summers, aynı gün Asya krizinde mali bozuklukları geç gördüğü için suçlanan IMF''nin reforma tâbi tutulmasını istedi ve "IMF kredi operasyonlarını kısıtlamalı ve muhtemel krizleri önceden görebilmek için mali gözlem işlevini güçlendirmeli" dedi. Az para, çok denetim... Summers, "Resmi fonlar yerine özel sermayenin daha öne çıktığı bir sistem" diyerek; denetim önceliğine ve yabancı sermaye girişine işaret etti.
IMF''NİN İŞİ IMF yaklaşık 90 milyar dolarlık bir fon kullanıyor. Üyelerinden topladığı bu parayı kriz tehlikesiyle karşı karşıya olan ülkelere kullandırıyor. Yani, IMF bir kredi kuruluşu değil. Üyelerine kullandırdığı bu fon karşılığında faiz de almıyor. Kaynakları sınırlı olduğu için IMF, eli sıkı bir kurum olarak biliniyor. G-20 üyeliği Türkiye''ye söz hakkı kazandırdı ama patron yine de ABD. Öyleyse, ABD ne derse o!.. IMF''nin görevi mali politikaları istikrara kavuşturmaktır. Finans disiplini olsun da gerisi ne olursa olsun. Sanayinin küçülmesi, yatırımların durması, çiftçinin perişan olması IMF''nin umurunda bile olmuyor. O işine bakıyor. Onun işi finansman istikrarı. Summers''in dilinin altındaki bakla, yabancı sermaye. Stand-by anlaşmasından sonra IMF''nin vereceği 1,5 milyar dolarlık yardım Türkiye''nin dişinin kovuğunu doldurmaz. Summers de onu biliyor.
YABANCI SERMAYE Summers, "Hesap işini IMF''ye bırakırsanız yabancı sermaye gelir" diyor. Bu sözün manası açık: "Kemerleri sıkın" ve "Yardım yerine yabancı sermaye için çalışın." Buraya kadar söylenenlerin hepsi, para ile ilgili. Peki, reel ekonomi ne olacak?.. İşte siyasetçinin görevi bu noktadan sonra başlıyor. Sadece para politikalarıyla ilgilenilir ve reel ekonomi ihmâl edilirse; sonuç fiyasko olur. Para politikalarının acımasızlığını bilen ihracatçı, kurlardan dolayı dertli. İşçi, ücretten şikayetçi. İşsizlik diz boyu... Bu handikapı nasıl aşacağız?.. IMF''nin pençesi kuvvetli. Sıktıkça canımız yanacak... Bu zoru siyasetçiler nasıl aşacak, merâkla bekleniyor. Enerji başta olmak üzere pahalı bazı ürünlerin fiyatlarını dünya fiyatları seviyesine getirmek, hâttâ biraz da aşağı çekmek belki sistemi rahatlatır. Uzak Doğu örneği önümüzde. Hatırlatmak bizden.

