Kaydet
a- | +A

Bir zamanlar Doğu ve Batı Almanya''yı ikiye ayıran Utanç Duvarı Berlin''in tam orta yerinden geçerdi. 1989''da Berlin Duvarı yıkıldı, utanç da bitti. Berlin Duvarı''nın yıkılması basit bir olay değil. Aynı milletin seneler sonra birbirine kavuşması hiç değil. Berlin Duvarı''nın yıkılması dünyada yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Şimdiki moda adıyla ''milat'' oldu. Eskiden millet tankı, topuyla öğünürdü. Milli günlerde sokaklardan sıra sıra silahlı kuvvetler geçer ve vatandaş alkışlardı. Vatandaşın milliyetçiği alkışındaki şiddet derecesiyle ölçülürdü. 1989''da Berlin Duvarı''nın yıkılması dünyada yeni bir dönemi başlattı. Şimdi gençler, "Savaşma seviş" sloganıyla kendilerini parklara attı.. Bu slogan öyle tuttu ki, bugün Almanya gibi muhafazakâr bir ülkede bile 5 milyon yalnız insan yaşıyor. Almanların çalışmaktan başka bildikleri şey yoktur. Akşam ev, sabah iş. Berlin Duvarı''nın yıkılmasıyla birlikte bu millet bile dejenere oldu ve Fransa kadar değilse de, aile mevhumu ortadan kalktı. Tabii bu kadar çılgınlığa elbette sayısız illet musallat olur. Amerika''yı kasıp kavuran AIDS illeti şimdilerde Avrupa gençliğini yok ediyor. Meydan kulakları küpeli gençlere kaldı.

ALMANLAR ÇALIŞIYOR Buna rağmen Almanlar eski iş alışkanlıklarından vazgeçmiyor. Berlin, Köln ve Bonn''a göre daha hareketli bir şehir. Doğu Almanya''ya öyle emek vermişler, öyle değiştirmişler ki; Neresi doğu, neresi batı anlamak mümkün değil. Doğu Berlin''deki eski evleri baştan başa restore etmişler. Küçük pencereleri büyütmüşler, binalara balkon yapmışlar ve hepsini rengarenk boyamışlar. Batı ülkelerinde ev kiralamak, satın almaktan çok pahalı. Çünkü evi aldığınızda 20 seneye kadar kredi kullanabiliyorsunuz. Kiraladığınızda ise, ev sahibi evi 10 sene de amorti etmek istiyor ve kirayı yüksek tutuyor. Onun üstüne bir de sigorta masraflarını ilave edince, yüzü astarını geçiyor...

GURBETÇİ UYANMIŞ Almanya''daki gurbetçilerimiz artık ''Önümüzdeki sene Türkiye''ye kesin dönüş yapacağım'' diye düşünmüyor. Almanya''da yerleşmeye kararlı görünüyorlar. Yarın gideceğim, diye diye geleceğe dönük plân yapamayan gurbetçilerimiz, şimdi ne yapacağını biliyor. Berlin nüfusu 3 milyon civarında. Her 10 kişiden birisi Türk. Alanya''da yazları bile Türk yoğunluğu o kadar fazla değil. Onun için Berlin''e ayak basınca kendinizi ülkenizde gibi hissediyorsunuz. Taksi şoförü Türk... Lokantacı, manav, bakkal Türk... Dönerci, kasap, lokantadaki garson Türk diye, sakın Türklerin basit işler yaptığını düşünmeyin. O dönemler çok gerilerde kalmış. Alman Telekom''una program yapan, Alman dış ticaretinde ağırlığı olan yine Türkler... Yazın Türkiye''de kışın Almanya''da Türk-Alman beraberliği sürüp gidiyor. Biz Almanlar''a, Almanlar bize benzemiş... Berlin sokaklarında dolaşırken, ''Bunun rengi esmer, bizimkilerdendir. Şunun rengi sarı, Almandır'' deme imkânı da kalmamış. Renkler de birbirine benzemiş. Türkiye''ye gelen turistlerin en başında Almanlar bulunuyor. Tabii bu durum onların damak zevkini de değiştirmiş.

TÜRK İMZASI Türk lokantalarının sayısını kimse bilmiyor. Her köşebaşında bir Türk lokantası. Dönerci, pideci, kebapçı kardeşlerimiz adeta Berlin sokaklarını istila etmiş. Rekabete dayanamayan Mc Donald''s ise kepenk indirmek mecburiyetinde kalmış... Müteahhitlik hizmetleri ise Türklerin damgasını taşıyor. Doğu Berlin''in restorasyonu sırasında Türk müteahhitleri büyük işler yapmış. Eski evleri alıp, restore ediyorlar ve Türklere satıyorlar. İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Halil Demirkaya ile görüştüm. Berlin''de inşaat yapıyor. İşlerinin de çok iyi olduğunu söyledi. Dünyaca meşhur Bergama Müzesi de Berlin''de. Bergama''daki tarihi eserlerin çoğu Berlin''e taşınmış ve orada teşhir ediliyor. Bizde kalanlar güneş altında yatıyor, orada ise bakımlı ve korunuyor. Yıkılan Utanç Duvarı''nın hemen yanına doğudan batıya kaçısı gösteren bir müze yapmışlar. Cenin gibi kıvrılıp, otomobil bagajında nefesini tutup saatlerce bekleyen insanların içinde saklandıkları valizler o müzede. Kurşuna dizilen araçlar yine orada. Hürriyet için insanların nelere katlandıklarının teşhir edildiği bu müzeyi ziyaret edenler hayret içinde kalıyorlar. Berlin''de Türk gazeteleri çok okunuyor. Hemen hemen her gazete bayiinde bizim gazeteleri bulmak mümkün. Sabah yazarı Ahmet Vardar ile Star yazarı Mustafa Mutlu''nun fotoromanları çok tutmuş. Bendeniz de fotoroman yapmıştım ama bundan 15 sene kadar önceydi. Fotoroman o kadar senedir geçerliliğini koruyor.

YÖK adayım Cin YÖK Başkanı Kemal Gürüz''ün görevi bitiyor. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 6 Aralık Pazartesi günü atama yapacak. Herkes birbirine, "YÖK Başkanı kim olacak" sorusunu soruyor. Benim adayım belli: Selçuk Üniversitesi eski Rektörü Halil Cin. Daha sonra milletvekili de olan Cin, bu işe en lâyık olanlardan birisi. Milliyetçi, Atatürkçü, işi biliyor ve tecrübeli. Kavgalar bitsin, diyenlere tavsiye ederim. 2000''e girdiğimiz şu günlerde üniversitelerin kavga değil, ilim yuvası olması gerekiyor. İşi ehline vermek en doğru iş. Halil Cin, samimi bir insan, hem de çalışkan.

YORUMSUZ

İşbaşı Dursun New York''a yerleşmiş ve Temel''e ha bire mektup yazıyor: "Ula Temel. New York''un taşı toprağı dolar. Sokaklarda para uçuşuyor. Gel de keseni doldur." Bir, üç, beş... derken, Temel dayanamıyor ve uçağa atladığı gibi New York''a gidiyor.

Kennedy Havaalanı''na inen Temel, elinde valizi dolmuş beklerken, kaldırımda yeşil bir 100 dolar görüyor. Bir paraya bakıyor, bir yorgunluğunu düşünüyor ve omuz silkiyor: "Daha ilk günden işbaşı yapmayacağum."