Kaydet
a- | +A

Türkiye nüfusunun yarısı genç ve işsiz. Kayıt dışını da koyarsanız 350 milyar dolar civarında Gayri Safi Milli Hasılası (GSMH) var ve buna karşılık bankalardaki para toplamı 100 milyar doların biraz üstünde. Yani üçte biri. Elin kıytırık ülkelerinde bu durum başa baş. Kalkınmış ülkelerde ise toplam 1,5 trilyon dolar fazla bulunuyor. İşsizine işa bulmak için kıvranan Türkiye''nin yatırım yapmaktan başka çaresi yok. Yatırım da para olmadan olmuyor. Türkiye''nin derdi, kalkınmış ülkelerdeki fazla 1,5 katrilyon doların bir kaşığını alabilmek. İşte tam bu nazik noktada IMF ve Dünya Bankası devreye giriyor ve "Madem para istiyorsun, istediğim reformları yap" diye şart koşuyorlar.

Kamuya güven Türkiye nihayet bu şarta ciddi olarak "Peki" dedi. Reformlar yapıldıkça para geliyor. Dünya Bankası 760 milyon dolar krediye imza attı. IMF, 3 ayda bir 350 milyon dolar atıyor. Bizden reform, onlardan kredi. Reformların ana hedefi belli: Devletin parasını çarçur etmek yerine katma değeri yüksek alanlarda değerlendirmek. Gayet mantıklı. Bu mantığın nüvesi ise devletin küçülmesi. ABD''de yüzde 70''lerdeki devlete güven 1992''lerde yüzde 22''lere kadar indi. Bush ve Clinton dönemlerinde bu oran yüzde 43 oldu. Hâlâ da yükseliyor. Türkiye''de ise kamu çile kapısı. Güven olmadığı gibi kimse o kapıya adım atmak istemiyor.

Afrika kabilesi Afrika''da bir kabile 70 kelime ile konuşuyormuş. En çok sevilen yiyecek ise muzmuş. Zaten kullanılan dilin 40 kelimesi muzla ilgiliymiş!.. Bunu şunun için söyledim: Bir ülkenin kullandığı dil, o ülkenin kalkınmışlığının da göstergesidir. Türkiye''de ''Toplam kalite'' ve ''Lider'' ve ''İnsan kaynakları'' ve ''Şampiyon'' ve ''Yeniden yapılanma'' ve ''Globalleşme'' ve ''İnternet'' kelimeleri çok kullanılmaya başladı. Galatasaray''ın zaferi, ülkenin tek başarısı değil. Özel sektörde önemli gelişmeler yaşanıyor. Her sektörün bir Cim Bom''u var artık. Doğuş Grubu''nda 10 müthiş adam "Önce İnsan" diye yola çıktı ve yüzlerce profesyoneli barındıran bir kurum oldu. Sabancı Holding, yabancı ortaklarına kendini denetletti ve globalleşmeye imza attı. Kal-Der diye bir dernek çıktı, Türkiye''de "Toplam Kalite" yi yaygınlaştırdı. İhlas Holding, Türkiye''nin en büyük pazarlama ağını kurdu. Bileşik kaplar formülü işte bu. Türk özel sektörü çok iyi gidiyor. Kamu ise ayak sürüyor.

Eğitim Dünya Bankası Başkanı Wolfensohn, İstanbul''da "İnsanlarınızı eğitin" dedi. Bu önemli söz araya kaynadı, gitti ama Türkiye''nin ihtiyacı bu sözün içinde gizli. Biz, 1960''dan sonra Avrupa''ya emek yoğun insan ihraç ettik. ABD, her sene yeşil kartla istihdam edeceği kişileri alıyor. Bu sene, teknoloji bilgisi olanlara öncelik vereceğini söyledi. Şayet Türkiye bu genç nüfusu eğitebilirse; hem kendi ihtiyacını karşılar hem de fazlasını başta ABD olmak üzere batıya ihraç eder ve işsizliği önler. Hükümetin bu konuya öncelik vermesini bekliyoruz. Bir de tabii, işçi ve çiftçiyi ezilmişlikten kurtarmalı.

Endişe Banka mevduatlarına devlet garantisi devâm ediyor. Bütün bankacılar, 81 banka sıyısının önümüzdeki 2 sene içinde 25''e ineceğini söylüyor. Evlilik veya satış olmazsa bazı banka sahiplerinin bankanın içini boşaltıp, Mevduat Sigorta Fonu''na bırakmasından korkuluyor. Bugün 8 banka Fon yönetiminde. Garanti devâm ederse bu sayı çok fazla olabileceğinden korkuluyor. Onun için bir an önce 8 bankanın eski sahibine iade edilmesi ve garantiye çeki-düzen verilmesi gerekiyor.