Kaydet
a- | +A

Globalleşme trenine bindik gidiyoruz. ABD''nin lokomotif olduğu bu trenin arkasında her ülke birer vagon. Sistem çok basit işliyor. Bütün dünya internet ağıyla sarılıyor ve ticaret bu ağın üstünden akıyor. Elekronik ticaretin boyutu şimdiden 750 milyar doları aştı. Önümüzdeki birkaç senede 2,5 trilyon doları bulacağı söyleniyor. Amerika''nın en büyük hususiyeti pazarlamacılığı. Avrupa dünyanın en cazip malını üretse, ABD pazarlamıyorsa kıymeti yok. Hele diğer ülkelerin esamesi bile okunmuyor. Yeni dönemde güç topla, tankla değil, pazar payı ile orantılı olacak. ABD''nin gücü Bill Gates''le#le sembolleşiyor, uzaya gönderilen uydu ile ölçülüyor. Önce Osmanlı-İngiliz, sonra Amerika-Rusya arasındaki süper güç dönemi Berlin Duvarı''nın yıkılışıyla birlikte sona erdi. Süper güç, en çok satan oldu. Bilginin 3 saatte, teknolojinin 3 ayda eskidiği baş döndürücü bir çağa giriyoruz. Onun için koca koca şirketler evleniyor ve AR-GE yatırımı yapıyor. 100 SENE ÖNCE Bundan 100 sene önce dünya devlerinin gözü hammaddede idi. Hangi toprakda petrol ve maden gibi sanayide kullanılacak hammadde varsa, o toprak odak noktası haline gelmişti. Bu ülkeler ya istila edildi, ya koloni oldu, ya da uydu haline getirildi. Bu ülkelerdeki cevherleri kendi sanayilerinde işleyerek, katma değeri yüksek ürün haline getirip, çeşitli pazarlarda sattılar. 1900''lü yıllara girerken ortaya çıkan bu politikalar artık yok. 100 sene önce bölünen, bölüşülen ülkeler, şimdi birleştiriliyor, bütünleştiriliyor. Adına da globalleşme deniliyor. Globalleşme başımızı döndürüyor. Serbest ticaret için can atıyoruz. Bu düzende; uydudan parayla faydalanmak için bastırmalar, ''Çikita muzu alın'' veya ''İngiltere''nin deli danasına sırt çevirmeyin'' gibi kibar ricalar elbette eksik olmayacak. Siyasetçinin bu ricaların bedelini ağır ödememesi gerekiyor. Kör aşka kapılırsak, fatura ağır olur.

SANAYİ BİZE KALDI Kalkınmış ülkeler sanayiden vazgeçiyor, teknoloji pazarlamaya çalışıyor. Sanayi ise kalkınmakta olan ülkelere kaydırılıyor. 100 senede toprak-hammadde kavgası bitti, teknoloji-pazar kavgası başladı. Rusya ve Çin gibi komünist kökenli ülkeler bile global ekonomi treninin arkasına çekiliyor. Öyle ciddi politikalar üretiliyor ki, kimseye; "Ben burada inmek istiyorum" deme şansı bırakılmıyor. 6 milyar insan tek bir trenin içinde. Sanayileşmiş ülkeler interneti kullanıp, satış yapacak ve 5 kazanacak. Kullanılan interneti ve onun programını pazarlayan gelişmiş ülkeler ise 500 kazanacak. Amerika pazarlama gücüne güveniyor. Avrupa da teknoloji üretimi ile gününü gün edeceğe benziyor. Türkiye gibi kalkınmakta olan ülkeler de sanayiden kazandığını teknolojiye vererek ömür tüketecek gibi görünüyor. GÖZÜMÜZÜ AÇALIM

Global ekonominin gündeminde toprak yok. Hammadde de yok. En tepedeki kalkınmış ülkeler teknoloji pazarlaması, ikinci sıradakiler teknoloji üretimi, kalkınmakta olanlar da sanayi üretimi ile meşgul olacağa benziyor. 1900''lerdeki hammadde-toprak bölüşümü bitti, pazar-pazarlama dönemi başladı. Türkiye, 1800''lerin sonundaki petrol, maden rezevlerinin paylaşılması politikalarının 70 sene sonra farkına varabildi. Elden kaçırdıkları ise daha da geç anladı!.. Globalleşme döneminde de üretip-yiyen ve satan-kazanan farkını görebilmesi için ne kadar zaman alacak?.. Gözümüzü açalım. Siyasetçiler, ''Dünya devleti oluyoruz'' diye sarhoş olmasın. Zaten dünya devleti olmayan kalmıyor. Çok kafa yorup, ciddi politikalar üretmek gerekiyor.