Enflasyon sonuçtur!.. Ağızlara sakız olan bu klişe sözü hepimiz ezbere biliyoruz. Neyin sonucu olduğunu da gözü kapalı sayabiliriz: Kamu açıkları, mali kesimdeki denetimsizlik, sosyal güvenlik kamburu, kamu bankalarının görev zararı, bütçe disiplinindeki bozukluk ve tarıma siyasi destek... IMF ve Dünya Bankası başta olmak üzere hükümet koca koca kurumlarla oturdu, çareyi açıkladı: Özelleştirme, bütçe disiplini, mali kesim denetimi, sosyal güvenlik reformu, ürüne değil üreticiye destek... 5 aydır bunlar yapılıyor. Başarılı da olunuyor. 35 aylık bir perhiz döneminin 7''de birini geride bıraktık. Uzmanlar, "IMF''nin yaptığı, masaya gelen hastaya oksijen vermek" diyorlar ve hastanın iyileşme arzusu varsa bu şokların faydası olacağını söylüyor. Eh, Türkiye''nin hükümetiyle, sanayicisiyle, çiftçisiyle, işçisiyle, memuruyla, ihtiyarıyla, genciyle iyileşme arzusunda olduğu görülüyor. Demek ki moral yerinde. Ekonomi şeffaflaşıyor. Toplum kararlı...
Tünelin ucu 35 ay sonra tünelin ucu görünecek ve Türkiye bundan en az 20 sene önce yapması gereken reformları yaparak; sağlıklı bir şekilde ayağa kalkacak. Buraya kadar anlaşılmayan bir şey yok. Yok olmasına yok ama bu işler öyle söylendiği kadar kolay değil. IMF''nin isteği belli: Finans kesimi disiplin altına alınsın!.. Devlet topladığı vergi ile geçinebiliyorsa IMF''ye göre mesele kalmıyor... Bu o kadar zor mu, sorusuna cevap vermek kolay: Hayır hiç de zor değil. Salarsın vergiyi, kısarsın masrafı; Bütçe açık vermez. Böyle bir operasyonun adı; ''Devleti kurtarmak'' olur. Halbuki biz reformlarla sistemin, yani hem devletin hem vatandaşın kurtulmasını istiyoruz, bekliyoruz. Onun için basit operasyonlarla hastayı masadan kaldırmak imkânsız, diyoruz. Yani işçinin tasarruf fonlarına saldırmakla, köylüye para vermemekle, memuru sokağa atmakla; hastayı kabız edersin ve bir gün gelir toplum patlar. Hastaya serum vermek gerekiyor. Onun yolu da reformları sağlam yapmaktan geçiyor. Hem tedavi yapacaksın, hem de hastanın pozisyonunu değiştireceksin. Bazen yan yatırıp, bazen sırtüstü uzatıp, vücûdu çürümeye karşı korumak lâzım. Çiftçiyi aç bırakmak, vatandaşı işsiz bırakmak çare değil. Kimse inanarak; ''Yarın iyi olacak'', diye düşünmüyorsa perhiz yapmaz. Yapsa da faydası olmaz.
Hızlandırılmış reform Enflasyon ve faizlerin bir de psikolojik yanı vardı. "Enflasyon düşmeyecek" diyen zam yapıyordu. "Devletin paraya ihtiyacı bitmez" diyen faizi artırıyordu. Sonra iktidarın kararlılığı görüldü ve faizler başaşağı gitti. Toplumdaki konsensüs psikolojik baskıyı kırdı. Hükümetin bu rüzgardan istifade etmek için çırpındığını biliyoruz ama iyiniyet her şeyi çözmez. Ekonomik şartların yerine getirilmesi gerekiyor. Köylü para kazanır hale getirilmeli. Büyük alanları tarıma açmak ve teknolojiyi kullanarak ziraat yapmak gerekiyor. KOBİ''leri desteklemek ve katma değeri yüksek üretime yönlendirmek için kafa yormak lâzım. Bu ülkede işlerin neden bozulduğu belli. Siyasetçi, vatandaşı kolaycılığa teşvik etti. Bir şey yapmadan istemenin faydasının olmayacağını öğrenmeliyiz. Enflasyonun sonuç olduğunu başta söyledik. Reformları yapmadan enflasyonu düşürmenin hiç bir anlamı yok. Doğrusu, reformları yapıp enflasyonu düşürmek... Finans kesimindeki açıklar kapatılmalı, devlet hovardalığı bırakıp, elini ekonomiden çekmeli, bürakrasi işler hale getirmeli, mahalli yönetimleri güçlendirmeli, finans kesimine iktidar hiç ama hiç yanaşmamalı. Bu yükü birlikte taşıyacağız. Kaytarmak yok.

