2000''e adım atmaya hazırlandığımız şu günlerde bütün mesleki kuruluşlar yeni yönetimlerini seçti. Hemen hemen tamamında koltuk yine eski yöneticilerde kaldı. Şayet yöneticiler çok başarılı idi ve onun için kaldılarsa, iyi. Fakat, başarılı olmamasına rağmen tekrar seçilmişlerse kötü. Yöneticiler eski ve başarısız iken kalmışlarsa; aynı hamam aynı tas gidiyor, demektir. Kafalar değişmemişse, 2000''e girmenin ne anlamı var?.. 2000''li yıllar çok çetin şartları olan yıllar. Eskiden bir delikanlı 22-23 yaşında üniversiteyi bitirirdikten sonra askerlik görevini tamamlar ve ardından da kazık gibi herif olduğunda işe başlardı. Seneler sonra şef olur, 40''lı yaşlarında da müdür adayı diye meydanlarda dolaşırdı. 55''lerde genel müdür olmak büyük başarı sayılırdı. Sayın Süleyman Demirel, 32 yaşında genel müdür olduğu için tarihe geçmişti. Oy avcıları hep, "Demirel var ya Demirel, 32 yaşında genel müdür oldu. Oyunu ona ver" diye sağı solunu dürtükleyip dururdu. Şimdi çocuklar daha okumayı yazmayı öğrenmeden bilgisayarın başına geçiyor. 17-18 yaşına gelen bir genç, kendisini iş hayatının orasında buluyor. 25 yaşında genel müdürlüğe tırmanın delikanlı, 35 yaşında sisteme ayak uydurmakta zorlanmaya başlıyor. Yavaş yavaş yerini taze kanlara bırakıyor. Bunların sebebi bilginin çok çabuk değişmesi ve teknolojinin yenilenmesidir. İnsan için böyled de, firma için farklı mı?.. Hayır. Firmada sonuçta insan ve teknolojiden meydana gelen bir sistem. Meslekî kuruluşların başındaki insanlar bu sistemin dışında kalırsa, etrafına faydalı olmak yerine, engel teşkil etmeye başlıyor.
KOBİ RÜZGARI Dünya Gazetesi son iki gündür Ankara''da bir KOBİ rüzgarı estiriyor. Siyasetçi, bürokrat ve küçük esnaf temsilcilerini biraraya getiren bu organizasyonu kutlamak lâzım. Bir gazete bunu yapıyorsa ilgili kuruluşların daha büyüğünü yapması gerekiyor. 2000''li yıllarda KOBİ''lerin önemi daha da artacak. Yeniden yapılanmaları, teknoloji ile tanışmaları, kredi kullanabilmeleri ve ihracat imkânlarının geliştirilmesi şart. Ekonominin yüzde 98''ini meydana getiren bu kuruluşlar şimdiye kadar hep kendi haline bırakıldı. İpotek gösteremiyor, diye kredi verilmedi. Teşviklerden faydalandırılmadı. Hep yalnızlığa terkedilen bu kuruluşlar çok önemli fonksiyonlarına karşılık sahipsizlikten ayakta duramıyor.
İKİ BAŞKAN İSO Başkanı Hüsemettin Kavi ve ASO Başkanı Zafer Çağlayan, ürettikleri fikir ve çalışkanlıkları ile kamuoyunda olumlu puan aldı. Her ikisi de çok başarılı. İşalemi, 600 bin üyesi olan TOBB gibi önemli bir kuruluşun başında bu çalışkan ve genç işadamını görmek istiyor. Hele hele ikisinin birden bu kuruluşa gelmesi daha da iyi olur, deniliyor. Hüsamettin Kavi ve Zafer Çağlayan''ın ferdi başarılarından daha da önemli özellikleri, ekip çalışmasına yatkın olmaları. İş alemi soluğunu tuttu, TOBB seçimlerini bekliyor. Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Tanrıkulu iyiniyetli bir bakan. TOBB ile uyumlu çalışırlarsa faydalı şeyler yapılabilir.

