Şilili gazeteci Enrique Praces, 8 ay boyunca bütün ihtiyaçlarını internet aracılığıyla karşılama kararı alıp, başkent Santiago''daki evine kapandı. Adamın deli olup olmadığını tartışmak istemiyorum. Enrique deli olsa ne yazar, olmasa ne yazar. Bana dert değil. Önemli olan Enrique''nun 8 ay müddetince evinden çıkmadan bütün ihtiyacını karşılayacak ve işini yapacak olması. Enrique, bir telefon ve bir bilgisayarla evinden çıkmadan bütün dünya ile temas kurabiliyor ve ihtiyaçlarını karşılıyor. e-mail yoluyla sipariş ettiği yiyeceklerin geç gelmesinden şikayet ediyor ama sonuçta işini görüyor.
Eve servis Enrique evine kapanmakla, hareket alanını sınırladı. Bütün ihtiyaçlarını evine istiyor. Yandaki kebapçının e-mailine girip, siparişini veriyor. Mobilyacıdan mobilyalarını istiyor, bankaya talimat verip taksitlerini ödüyor. Biraz parası varsa hisse senedinden çıkıp, dövize giriyor. Enrique evinde sıkılır mı diye düşünmeyin. İstediği arkadaşıyla çet yapıyor veya gazete yönetimi ile telekonferansa bağlanıp, haber gündem toplantısına iştirak ediyor. İnternetten topladığı haberleri yorumlayıp, gazetesine geçiyor. Sıkılırsa spor malzemesi satan mağazanın web sayfasına girip, egzersiz aleti sipariş edebiliyor. Başı ağrırsa doktoruna mesaj geçip, hangi ilacı kullanması gerektiğini öğreniyor. 23 yaşındaki Enrique 2001''in ocak ayına kadar evinde kalacakmış. Kolay gelsin, deyip onu orada bırakalım.
Ya dışarısı Enrique''nun evindeki bilgisayar ve telefonu şimdi cep telefonuna taşınıyor. Tüketici elindeki cep telefonundan borsaya da girecek, tiyatro veya sinemadan yer ayırttıracak. İstediği lokanta veya otelden rezervasyon yaptırabilecek. Beyler belki sevmeyecek ama telefonunuz nerede olduğunuzu göstermeye başladı. Dünya küçültüldü, küçültüldü ve cep telefonuna sığdırıldı. Tüketici bu alternatiften istifade etmeye başladı. Yarın bu sistem çok daha yaygın hale gelecek. İş Bankası GSM-1800 operatörüne 2.525 milyar dolar verince aklımız karıştı. ''Bu işte bir iş var'' deyip, öküz altında buzağı aramaya başladık. Sadece telefon olarak görürseniz verilen para çok gelir. Yeni ekonominin altyapısı olarak düşünürseniz, ne verseniz az gelir. Talep cep telefonuna kaydı. Ekonomi arz-talep dengesi üzerinde gidip geliyorsa; arzın da talebe göre şekillenmesi, kaçınılmaz değil mi?.. İşte yeni ekonomi bu!.. Bütün dengeler bozuluyor ve sistem yeniden kuruluyor.
Arz tarafı Buzdolabı üreten bir holdingin bir de bankası olduğunu düşünelim: Ürettiği malı satmak ve banka müşterisine ulaşmak için internete ihtiyaç duyuyor. Web sayfaları, internet bağlantısı derken devasa bir teknolojinin içine giriyor. Teknoloji pahalı. Maliyetleri düşürmek için bu teknolojiyi başkalarına da kullandırmak gerekiyor. O da yetmiyor; reklam alıp, maliyetleri biraz daha aşağı çekmek için uğraşmak icabediyor. Olayı çok fazla büyütmeye gerek yok. 2000''li yıllarda holdinglerin telekomünikasyon ve internet imkânları sunması veyahut da sistemden çekilmesi gerekiyor. Önümüzdeki senelerde teknoloji şirketlerinin yaygınlaştığını göreceğiz. Teknoloji yoğun şirketler sanayici, sanayi yoğun şirketler de teknoloji yatırımı yapmak durumunda kalacak. Bir de tabii medyaya girecekler. Bugünler çekirdeğin oluşturulduğu günler. Şimdi başlayan yarına aydınlık çıkacak. "Sanayi bana yeter" diyenler yanılıyor. Türkiye şimdilerde yeni ekonominin altyapısını kuruyor. Önümüzdeki 2-3 sene sonra her şey çok değişmiş olacak. Yatırımcı borsada teknoloji hisselerine koşacak.

