Bir zamanlar Türkiye ekonomisinin kalbi Tahtakale, kasası Kapalı Çarsı, darphanesi ise otomobil firmaları idi. 30 sene önce Tahtakale''ye gelip, öyle elini kolunu sallayarak mal almak mümkün değildi. O ''kale''nin kendisine göre kaideleri vardı. Anadolu esnafı Tahtakale''ye destursuz giremezdi. Araya aracılar koyar, yalvar yakar arabasını doldurabilirse, mutluluktan uçarak memleketine dönerdi. O da aynı eziyeti kapısına gelen müşterisine yapardı. Bir bayiden araba almak için araya çok kelli felli adamlar sokulur, ''2 ayda araba aldım'' diye eşe dosta hava atılırdı. Şimdi tam tersi. Müşteri memnuniyeti öne çıktı. Müşteri ne diyorsa o! Müşteriye yatırım yapılıyor, müşteri sayısını artırmak için olmadık şeylere başvuruluyor, müşteriyi memnun etmek için takla atılıyor. Hey gibi dünya!.. Krallar vatandaş, vatandaş kral oldu. Müşterinin iki dudağı arasından çıkan kanun gibi saygı görüyor.
Gak diyene, garanti Bu durumdan müşteri de memnun, işletmeci de. Müşteriye yatırım yapmak maliyetli bir iş. Bu işi tek başına yapamayacağını anlayanlar, çeşitli evliliklerle hem müşteri sayısını artırıyor, hem de maliyetleri düşürüyor. Akıllı yatırım!.. Müşteri de durumdan memnun. ''Gak'' diyor, garanti veriliyor; ''Guk'' diyor, vade uzatılıyor... Bu işte zararlı çıkan kim, kârlı çıkan kim pek belli değil ama gidişattan herkes memnun. Tüketici parasını ödediği her hizmeti anında satın alabiliyor. Kimse mağazaların önüne sıra olup, kuyrukta beklemiyor. Hizmeti ayağına istiyor.
Müşteri para demek Eskiden firmaların değeri sermaye, öz varlık, gayrimenkul ve kârlılıklarına göre değerlendirilirdi. Şimdi onun önemi kalmadı. Hangi şirketin dağıtım kanalları daha güçlü ve müşteri sayısı çoksa ona göre değerleniyor. Müşteriye yakın olanlar ise internet, banka, medya, alış-veriş merkezleriyle bu yakınlığı sağlıyor. Bugün şirketlerin her bir müşterisi 10 bin dolar demek. Bir müşterisi varsa, o şirketin değeri 10 bin dolar. "Efendim, benim 100 milyon dolarlık yatırımım var. Haksızlık oluyor" diye yakınmanın hiç faydası yok. Kimse bu itirazları duymuyor. 10 bin müşterisi varsa şirketin piyasa değeri 100 milyon dolar. Müşteri sayısı 1 milyonsa, 10 milyar dolar... 10 milyonsa 100 milyar dolar...
Beni arayın Şimdi özel sektör böyle bir yolda gidiyor. 65 milyon kişinin yaşadığı Türkiye''de şirketlere ekmek var. Pozisyonunu değiştiren kazanacak, belki de dünyanın sayılı şirketleri arasına girecek!.. Buraya kadarını herkes biliyor. Bilinenleri tekrarladım. "Eyi be kardeşim de bilineni tekrarlamakla ne kazandın" diyecek olursanız; ben de size merak ettiğim bir soruyla cevap vereyim: Özel sektör müşteriye yatırım yapıyor da, kamu ne yapıyor?!. Bu sorunun cevabını verebilecek olan varsa, lütfen bana da söylesin!..

